1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Trump’ın Gazze planı neden tutmadı?
Trump’ın Gazze planı neden tutmadı?

Trump’ın Gazze planı neden tutmadı?

Yasin Aktay, Ürdün ve Mısır’ın Gazze halkının tehcirine karşı çıkmasına şaşıran Trump'ın, bunun ardında yatan politik ve toplumsal hassasiyetleri göz ardı ettiğini ve bu baskının Arap dünyasında yeni ittifakları oluşturabileceğini söylüyor.

24 Şubat 2025 Pazartesi 10:30A+A-

Yasin Aktay/Yeni Şafak

Trump’ın şaşkınlığı

ABD Başkanı Donald Trump Fox News’e verdiği röportajda Gazze halkının tehciri planına Ürdün ve Mısır’ın karşı çıkmış olmasına “şaşırdığını” söyledi. Trump’ın şaşkınlığı kendisine çok makul, rasyonel hatta oldukça kârlı gözüken planı yeterince takdir edememiş olmalarına mı yoksa yine konuşmasında dile getirdiği “bu iki ülkeye her yıl verilen milyarlarca dolarlık yardımın” karşılığında bir bedel ödemeye yanaşmamalarına mı?

Konuşmasında asıl vurgunun bu ikincisine yapıldığı görünüyor. ABD’nin yaptığı dış yardımlarda aslan payını İsrail alıyorsa da Ürdün ve Mısır da diğer başı çekiyor. Tabi bu iki ülkeye yapılan yardımlar da onları İsrail’e karşı tarafsız hale getirme amacını taşıdığı için aslanda bu yardımlar da dolaylı olarak yine İsrail’e yapılmış sayılabilir. Aslında ABD’nin yaptığı yardımlar bu iki ülkeye sırf yardım olsun diye, kalkınsınlar, azıcık cepleri para görsün diye yapılmıyor. Karşılığını zaten fazlasıyla alıyor ABD ve İsrail.

Şimdi ise Trump’ın İsrail’in de baskısıyla Ürdün ve Mısır’dan istediği şeyler bu iki ülkeyle şimdiye kadar yapılan al gülüm ver gülüm alışverişin sınırlarını fazlasıyla aşıyor. Gazzelileri bu iki ülkenin kabul etmesi aslında İsrail’in güvenliği kapsamında bile kendilerine biçilmiş rolü oynamalarını zorlaştıran bir şey. Her iki ülkenin Gazze halkını kendi ülkelerinde kabul etmekten yana en büyük tereddütleri bunların Gazzelilerin kendi rejimleri için tehlike olarak görülmesi. Bunu ne Ürdün ne Mısır göze alamıyor. Buna rağmen onların üzerine bu konuda gitmek bütün dengelerle oynamak anlamına geliyor. Bu iki ülkenin çekindiği sadece Gazzelilerin barındırdığı potansiyel tehdit değil, aynı zamanda onların tehcir edilmesini kabul etmeleri halinde kendi halklarına bunu izah etmekte zorlanacakları.

Yoksa aslında ikisi de Trump’a “olsa dükkân senin” diyecek bir mesafedeler. Ama Ürdün Kralı’nın Trump’la basın toplantısında çektiği zorluğa bütün dünya şahit oldu. Hayır diyemeyeceği Trump ondan asla evet diyemeyeceği, imkânsız bir şey istemiş oluyordu. Mısır devlet başkanı Abdülfettah Sisi aynı duruma düşmemek için planlanmış ABD gezisini ertelemek zorunda bile kaldı.

Trump’ın Fox TV’ye yaptığı açıklama her iki liderin üzerine fazla gitmiş olduğunu kendisine hissettirmiş olmalı. Bu yüzden şaşkınlığını ifade etse de aslında bir yandan da bu kadar güzel, mükemmel, makul, bol kazançlı, herkesin memnun olacağı bir planın nasıl kabul edilmediğine şaşırıyor. Mısır ve Ürdün’ün bu planı takdir edememesine şaşkınlığının aynısını Gazzelilere daha önce sergilemişti zaten. Yaşamak için en temel koşulların bile harap olduğu bu bölgede yaşamak için nasıl bir nedenleri olabilirdi ki Gazzelilerin? Bilakis onlara çok daha iyi şartlarda yaşayacakları alternatifler sunulduğunda mutlaka bunu tercih etmeleri gerekiyordu.

Trump belli ki Gazzeliler için vatan, Kudüs, tarih, kimlik kavramlarının hiç önemi olmaması gerektiğini düşünüyor. Onlar için önemli olmaması gereken şeyler İsrailliler için neden önemli olmalı ki bu arada? Trump’ın veya başka hiçbir batılının bu oryantalist ve Siyonist soruyla hiç yüzleşmedikleri çok açık. Bu topraklar İsrail için çok önemli, çünkü onlar insan, hem de seçilmiş insan hem de bu topraklar onlar için Tanrıları tarafından kutsanmış ve verilmiş. Oysa Filistinlileri bu topraklara bağlayacak hiçbir neden olmamalı. Onlar için herhangi bir toprak parçasının hiçbir farkının olmaması gerekiyor.

Ama işte 1948 yılından beri Filistin halkının sergilediği direniş, toprağın Filistinliler için İsrailliler için olduğundan da daha kutsal olduğunu gösterdi. Hele en son Gazze halkının 471 gün soykırım ve tehcir zorlamasına karşı ateşkesin ilan edildiği gün nasıl kendi evlerinin enkazına nasıl bir hasretle geri döndüklerini gördü herkes. Bu sahne de elbette şaşırtıcı ama mutlaka Trump’a şimdiye kadar ezberlediğinden çok farklı şeyler öğretiyor olmalı.

Trump’ın şaşkınlığı Gazze için önerdiği tehcir planından bir dönüşün de habercisidir. Aslında Trump’ın oldukça yüksek hatta radikal bir seviyeden açtığı bahis sanılanın aksine zaman geçtikçe imkansızlığı görülerek gerilemeye başladı. Trump bile planının harika olduğunu ancak bunu dayatmayacağını, aksine tavsiye edeceğini söylerken, İsrail tarafında da plana dair söylemin yoğunluğu ve ciddiyetinde bir düşüş gözlemleniyor.

Buna rağmen ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da dahil olmak üzere Amerikalı yetkililerin, Araplar buna bir alternatif önermediği sürece Trump’ın önerisinin masada olduğunu belirtmesi ise sadece ABD yönetiminin öneriyi bir hedef olmaktan çıkarıp bölgesel aktörlere baskı yapma aracı haline getirdiğini gösteriyor. Onlardan talep edilen ve yapılmadığı için onları sıkıntıya sokan teklifler bazen hiç akılda olmayan bazı tavizler koparılarak imkansızın politikası oldukça kârlı hale getirilebilir.

Diğer yandan daha önce de söylediğimiz gibi aslında Trump’ın bu maksimalist talepkarlığı İslam dünyasında hatta onun bu çılgın çıkışlarına maruz kalan ülkeler arasında bir yakınlaşma ve yeni dengelerin oluşmasına yol açabilir de.

Nitekim geçtiğimiz Cuma günü beklenmedik bir biçimde Arap liderler Riyad’da gayr-ı resmi-rahat kıyafetlerle bir araya gelerek Trump’ın ABD’nin Filistinliler olmadan bölgeyi devralması önerisine karşı, Gazze’nin savaş sonrası yeniden inşası için bir araya geldi. Bahreyn, Ürdün, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan ve BAE liderlerinin bu olağanüstü toplantısı sonuç ne olursa olsun ve her bir ülkenin ABD veya İsrail’le ilişkiler geçmişi ne olursa olsun Trump’ın ortaya koyduğu vizyonun içerdiği tehdidi algılamaktan geri durmayacaklardır.

HABERE YORUM KAT