1. HABERLER

  2. İSLAM DÜŞÜNCESİ

  3. HADİS

  4. Temizlik (Maddi ve manevi arınma)
Temizlik (Maddi ve manevi arınma)

Temizlik (Maddi ve manevi arınma)

Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Lânetlenmeye neden olan üç şeyi yapmaktan sakının; su kaynaklarının çevresine, yol ortasına ve gölgelik yerlere abdest bozmaktan.” (D26 Ebû Dâvûd, Tahâret, 14)

30 Mart 2025 Pazar 23:44A+A-

Ebû Eyyûb (el-Ensârî)’den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Büyük veya küçük abdest bozarken kıbleyi önünüze ve arkanıza almayın; doğuya yahut batıya dönün.” (M609 Müslim, Tahâret, 59)

***

Muğîre b. Şu’be’nin naklettiğine göre, Hz. Peygamber (sav), tuvalet ihtiyacını gidereceğinde (kimsenin göremeyeceği kadar) uzağa giderdi. (D1 Ebû Dâvûd, Tahâret, 1)

***

Muâz b. Cebel’den nakledildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Lânetlenmeye neden olan üç şeyi yapmaktan sakının; su kaynaklarının çevresine, yol ortasına ve gölgelik yerlere abdest bozmaktan.” (D26 Ebû Dâvûd, Tahâret, 14)

***

Enes b. Mâlik (ra) diyor ki, “Hz. Peygamber (sav) tuvalete girerken, "Allâhümme innî eûzü bike mine’l-hubüsi ve’l-habâis" (Allah’ım! Her türlü pislikten ve necasetten sana sığınırım." derdi.” (B6322 Buhârî, Deavât, 15)

 

Her fırsatta Müslümanların alay edecek bir açığını arayan müşriklerden biri, Selmân’a (ra) alaycı bir üslûpla, “Peygamberinizin size her şeyi, hatta abdest bozmayı bile öğrettiğini görüyorum.” demişti. Kendince küçümsüyordu bu durumu. Oysa Selmân rencide olmadı. Aksine bu alaycı tavra büyük bir ciddiyetle karşılık verdi: “Evet, o, büyük ve küçük abdest bozarken kıbleye doğru dönmemizi, sağ el ile taharetlenmemizi, taharetlenmeyi üç taştan daha azıyla yapmamızı, kemik ve tezekle taharetlenmemizi bize yasakladı.”1

Selmân ciddiyetle cevap vermişti. Çünkü tuvalet âdâbı, câhiliye insanının takdir edemeyeceği bir medenîlik düzeyiydi. Eskilerin zarif deyimiyle def-i hacet, yani tuvalet ihtiyacı insanın en doğal ve zorunlu ihtiyacıdır. İslâm Peygamberi bu doğal ihtiyacın giderilmesine bile bir incelik, ölçü ve ahlâk getirmiştir. Sadece getirmekle kalmamış aynı zamanda bunu ilk Müslümanlar için bir öğretim konusu yapmıştır. Tuvalet âdâbı, aynı zamanda temizlik bilincini, ötekine saygı anlayışını, çevre duyarlılığını ve hatta zihnen ve bedenen temizlenme ve temiz kalma iradesini içeren bir öğretiyi yansıtmaktadır. Beden temizliği esasen kendileriyle ruhî temizliğin hedeflendiği ibadetler için de ön şarttır. Bir ön hazırlık safhasıdır. Bundan dolayı Allah Resûlü, “Temizlik imanın yarısıdır.” 2 buyurmuştur.

Din dilinde büyük abdestten sonra taharetlenmeye yani temizlenmeye “istincâ”, küçük abdestten sonra temizlenmeye ise “istibrâ” denir. Tuvalet temizliğinde esas olan, arınmanın suyla yapılmasıdır. Temizliği imanla bağdaştırarak ona son derece önem atfeden İslâm medeniyetinde su, benzersiz bir yere sahiptir. Suyun bulunmadığı şart ve ortamlarda muhtelif malzemelerle temizlik yapılabilirse de, suyun mevcut olması hâlinde temizliğin suyla yapılması gerekir. Nitekim Resûlullah (sav), “Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz olanları sever.” 3 âyetiyle Yüce Yaratıcı’nın övgüsüne mazhar olan Kubâ halkının, suyla taharetlenmeleri sayesinde bu şerefe eriştiklerini söylemiştir.4

Peygamberimiz kendisi de su ile taharetlenmiş, hatta bu amaçla Enes b. Mâlik ve Ebû Hüreyre gibi bazı sahâbîler kendisine su temin etme konusunda yardımcı olmuşlardır.5 Sevgili eşi Hz. Âişe de, suyun bulunduğu zamanlarda Resûlullah’ın her tuvalet ihtiyacı sonrasında mutlaka su ile taharetlendiğini vurgulu bir dille beyan etmiştir.6 Dahası, eşleri aracılığı ile erkeklere haber göndererek, “Kocalarınıza su ile temizlenmelerini söyleyin. Ben onlara bunu söylemekten hayâ ediyorum ama bilmeliler ki, Allah Resûlü su ile temizlenirdi.” der.7

Pek tabiî ki, Sevgili Peygamberimiz (sav) bol miktarda su bulunmasına rağmen, temizlenme aracı olarak muhtelif şeylerin kullanılmasından bahsediyor değildi. Bilakis onun su dışında çeşitli malzemeyle taharetlenmeye yönelik tavsiyeleri, suyun bulunmadığı ve bugünkü anlamda temizlik için üretilmiş malzemelerin de olmadığı durumlara has olup, buna mukabil hemen her şartta temini mümkün olan malzemeyle temizlenme ihtiyacı karşısında yapılmış tavsiyelerdir.8

Hem maddî hem de mânevî anlamda temizliği hayatına düstur edinen pak ve latîf Peygamberimiz, insan vücudundan atılan necasetin çevreye bulaşmaması ve temiz alanlara taşınmaması konusunda titizlik göstermiştir. Tuvalet ihtiyacının giderilmesi esnasında dikkat edilmesi gerekenleri öğretirken öncelik verdiği husus, kıyafete ve bedene idrarın sıçratılmamasıdır. Nitekim bir defasında ashâbıyla birlikte yürüyen Nebî-i Muhterem (sav), iki kabrin yanından geçerken durur. Beraberindekiler meraklı bakışlarla kendisinin durma sebebini anlamaya çalışırken, o, bu iki kabirde yatan iki kişiye işaret ederek şöyle der: “Bunlar mutlaka azap görüyorlar. Oysa büyük bir günahtan dolayı da azap görüyor değiller. Bunlardan biri idrardan sakınmazdı. Diğeri ise, söz taşırdı.” Sonra yaş bir hurma dalı alır, ikiye bölerek her birini bir mezarın üzerine diker. Bu tavır sahâbe-i kirâmın merakını daha da arttırmıştır. Allah Resûlü’ne neden böyle yaptığını sorarlar. Hz. Peygamber (sav), “Umulur ki, (bu dallar) kurumadıkça onların azapları hafifletilir.” 9 buyurur.

Erkeklerin ayakta küçük abdest bozmasına gelince, bu mevzuda iki tür rivayetin varlığı dikkat çeker. Hz. Peygamber’in ayakta küçük abdest bozduğu nakledilmiştir10 Ancak Peygamberimizin, ayakta abdest bozduğunu gördüğü bazı sahâbîleri uyardığına ilişkin de rivayetler vardır.11 Efendimizin (sav) genelde oturarak küçük abdest bozması; avret mahallinin görülmesi ve üzerine idrar sıçraması endişesine yönelik olsa gerektir. Nitekim sahâbe-i kirâmdan Ebû Musa el-Eş’arî, Hz. Peygamber’in tuvalet ihtiyacı belirdiğinde, idrar sıçramasından korunmak amacıyla yumuşak bir zemin aradığına dikkat çeker.12 Dönemin kıyafet şekli dikkate alındığında, oturarak abdest bozmanın bu tarz endişelerin yaşanmaması açısından daha uygun olduğu fark edilir. Ancak onun bazen ayakta idrar yapması,13 bu tarz bir uygulamanın da duruma göre caiz olduğunu göstermesi açısından kayda değerdir.

Taharetlenme esnasında sağ eli kullanmamak, tuvalet terbiyesine dair Peygamber Efendimizden öğrendiğimiz bir diğer husustur. Konuya ilişkin bir ifadesinde Hz. Âişe, Resûlullah’ın (sav), sağ elini temizlik ve yemek için, sol elini de temizlenmek ve benzeri temiz olmayan işler için kullandığını ifade eder.14 O (sav), söz konusu tavrını sahâbe için bir alışkanlığa dönüştürme istikametinde oldukça hassas davranmış, sağ elle taharetlenmek15 ve sol elle yemek gibi16 aksi uygulamaları yasaklamış, bu kurala riayet etmeyenleri de bizzat uyarmıştır.17

Tuvalet sonrası elleri yıkamak da, gündelik yaşama ilişkin nebevî sünnetin önemli bir alışkanlığını oluşturur. İbn Abbâs, Resûlullah’ın tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra ellerini yıkadığına dair gördüklerini şöyle anlatır: “Nebî (sav) gece uykudan kalkıp tuvalet ihtiyacını giderdi. Sonra ellerini ve yüzünü yıkadı. Daha sonra da uyudu.”18

Burada Allah Resûlü’nün, ellerini yıkadıktan sonra uyumaya gitmesi manidardır. Zira o, yeme-içme ya da gündelik işlerine devam etmek üzere ellerini yıkamamış, bilakis ellerini yıkadıktan sonra gidip uyumuştur. Bu tavır, tuvaletten çıkmış olmayı başlı başına elleri yıkama sebebi olarak gördüğünü açıkça ortaya koymaktadır. Bir başka defa da tuvalet sonrasında ellerini toprağa sürdüğü, böylece elleri temizlemede toprağı bir temizlik maddesi gibi kullanıp, daha sonra yıkadığı bildirilmektedir.19 Yaşadığı ortam itibariyle daha başka sebeplerle de toprağı temizlik aracı olarak kullanan Allah Resûlü’nün bu tavrı, yine tuvalet sonrası ellerin iyice yıkanması konusundaki hassasiyetini desteklemektedir.

O, uykudan kalkıldığında da ellerin yıkanmadan bir kabın içine daldırılmasını ve kaptan su alınmasını temizlik açısından sakıncalı bulmuştur.20

Tuvalet ihtiyacını giderirken Kâbe yönüne dönmemek ve kıbleyi arkaya almamak da konuya ilişkin nebevî bir uyarıdır. Hz. Peygamber, “Büyük veya küçük abdest bozarken kıbleyi önünüze ve arkanıza almayın; doğuya veya batıya dönün.” 21 buyurmuş, böyle bir durumda kıblenin sağ veya sol yana alınmasını tembihlemiştir. Ancak bu yasak, mesken ve açık alan arasındaki fark dikkate alınarak yorumlanmış ve yasağın daha çok açık arazide ihtiyaç gidermeyle alâkalı olduğu belirtilmiştir. Binalarda ise tuvaletlerin mevcut şekilleriyle kullanılabileceğini, özellikle günümüz itibariyle bunun kaçınılmaz olduğunu söylemek mümkündür. Bununla birlikte yurdumuzda da genelde görüldüğü üzere, meselenin önemsenerek bina planı aşamasında konunun dikkate alınması, dinî duyarlığın bir gereği olmaktadır.

Peygamber Efendimiz, abdest bozmak için insanların göremeyeceği ve gizlenmeye müsait bir mekân arardı. Muğîre b. Şu’be ve Câbir b. Abdullah gibi bazı sahâbîler onun tuvalete giderken halkın gözü önünden uzaklaştığına ve hiçbir kimsenin olmadığı tenha yerleri seçtiğine dikkat çekerler.22 Yine avret mahallini göstermeme hassasiyetinin bir gereği olarak kendisinin abdest bozacağı zaman yere eğilmedikçe giysisini kaldırmadığı23 ve ümmetine de gizlenmeleri için telkinde bulunduğu nakledilir.24 Pek tabiî ki, gizlenmek için uygun yer arama çabası, daha çok mâmur tuvalet ortamından uzak, açık araziler için söz konusu olabilecek bir durumdur. Zira o dönemde evlerde tuvalete özgü bir bölüm bulunmamakta ve gözden uzak tenha bir köşede bu ihtiyaç giderilmektedir. Zaten dilimizde hâlen “tuvalet” anlamında kullanılmakta olan “helâ” sözcüğü de Arapçada “tenha ve gözden uzak yer” demektir.

Elbette Resûlullah’ın abdest bozarken gizlenmesindeki temel espri, hayâ gereği avret mahallinin görülmesini engellemek olduğu kadar, başkalarından rahatsız olmamak ve hiçbir surette de çevreyi rahatsız etmemektir. Dolayısıyla bu mevzuda esas olan, ortam ayrımına girmeden her hâlükârda bu üç hususun gözetilmesidir. Bunlar, aynı zamanda konuya dair câhiliye anlayışıyla İslâmî anlayış arasındaki önemli farklılık noktalarından birini teşkil etmektedir. Nitekim Resûlullah (sav), “Lânetlenmeye neden olan üç şeyi yapmaktan sakının: su kaynaklarının çevresine, yol ortasına ve gölgelik yerlere abdest bozmaktan.” 25 buyurarak ümmetini uyarmıştır.

Hiç kuşkusuz halkın gelip geçtiği yollara, ağaç altlarına, gölgeliklere, parklara, su kenarlarına ve benzeri uğrak yerlere abdest bozmak, başkalarına zarar vermek ya da onları rahatsız etmek demektir. Oysa bu kabil sorumsuz hareketler, mümin duyarlılığı ile bağdaşması mümkün olmayan küçültücü davranışlardır. Bu noktada Hz. Peygamber’in, mümin için, “İnsanların kendilerine zarar vermeyeceğinden emin oldukları kişidir.” 26 şeklindeki tanımını hatırdan çıkarmamak gerekir.

Bu konunun bir devamı olarak günümüz itibariyle tuvaletlerin kullanımı da üzerinde durulması gereken bir diğer mühim noktayı teşkil eder.

Tuvalete giden kimse, girdiği tuvaleti nasıl bulmak istiyorsa, çıkarken de aynı titizlik içerisinde terk etmeli, beden temizliğine gösterdiği dikkati, tuvalet konusunda da devam ettirmelidir. Evinde kendi tuvaletini kullanırken ne derece itinalı davranıyorsa, umuma açık tuvaletlerde de o kadar edepli davranmak Müslüman’ın ahlâkı olmalıdır.

Peygamberimiz, yaratılış gereği son derece tabiî olan tuvalet ihtiyacını rahatlıkla giderebilmenin bir nimet olduğuna dikkat çekmektedir. Her ânını şükür ve dua ile donatan Allah Resûlü, tuvalete girerken, “Allâhümme innî eûzü bike mine’l-hubüsi ve’l-habâis.” (Allah’ım! Her türlü pislikten ve necasetten sana sığınırım.) 27 şeklinde dua etmekte, çıktıktan sonra ise, “Ğufrânek” (Senden bağışlanma dilerim.) 28 ya da “Elhamdülillâhi’llezî ezhebe anni’l-ezâ ve âfânî” (Üzerimden sıkıntıyı kaldıran ve bana afiyet veren Allah’a hamdolsun.) demektedir.29 Zorunlu olmadıkça tuvalette konuşmamak30 ve banyo yapılan yere küçük abdest bozmamak da31 tuvalet kültürüne dair Resûlullah’ın bize öğrettiği diğer edep kuralları arasında yer almaktadır.

 

Dipnotlar

1- M606 Müslim, Tahâret, 57

2- T3519 Tirmizî, Deavât, 86.

3- Tevbe, 9/108.

4- T3100 Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 9

5- B152 Buhârî, Vudû’ 17

6- İM354 İbn Mâce, Tahâret, 28.

7- T19 Tirmizî, Tahâret, 15

8- M606 Müslim, Tahâret, 57,

9- B1361 Buhârî, Cenâiz, 81

10- B224 Buhârî, Vudû’ 60

11- İM308 İbn Mâce, Tahâret, 14.

12- D3 Ebû Dâvûd, Tahâret, 2.

13- B224 Buhârî, Vudû’ 60.

14- D33 Ebû Dâvûd, Tahâret, 18.

15- M606 Müslim, Tahâret, 57.

16- M5264 Müslim, Eşribe, 104

17- B5376 Buhârî, Et’ıme, 2

18- M698 Müslim, Hayız, 20,

19- İM358 İbn Mâce, Tahâret, 29

20- M643 Müslim, Tahâret, 87

21- M609 Müslim, Tahâret, 59

22- D1, D2 Ebû Dâvûd, Tahâret, 1

23- D14 Ebû Dâvûd, Tahâret, 6

24- D35 Ebû Dâvûd, Tahâret, 19

25- D26 Ebû Dâvûd, Tahâret, 14.

26- T2627 Tirmizî, Îmân, 12

27- B6322 Buhârî, Deavât, 15

28- D30 Ebû Dâvûd, Tahâret, 17

29- İM301 İbn Mâce, Tahâret, 10.

30- D15 Ebû Dâvûd, Tahâret, 7.

31- T21 Tirmizî, Tahâret, 17

Kaynak: Hadislerle İslam - Diyanet

HABERE YORUM KAT

5 Yorum
  • Mehmed Ali Ibrahimoglu.. / 01 Nisan 2025 18:01

    Islalam dininin temel konusu temiz bir toplum insaa etmektir. Su bes seym korumak icin haram addedilmisrir, DIN,MAL.CAN;NESIL ve AKIL islamin korumasi altindadir. mesele pis icki ve uyusturucu vs pislikler Akli yok ettigi icin haram edilmislerdir. Temiz bir toplum icin nesli kirletmemek gerektigi icin ve fuhsiyat haram edilmistir. Dinde saf ve temiz olmasi icin hurafeler, fal, sihir, Bid'at vs seyler dini korunmasi icin haram edilmisdir., ( dini ne kadar temiz tutugumuz tartisilir gecelim) Malin helal ve temiz olmasi icin baskasinin malini gasbetmek haram kilinmistir, Canin korunmasida öyle can alanin bas alanin basi alinir.. Bugün batidan ithlal edilen kanunlarla yönetildigimiz icin. cani alinanlar devlete birakmiyor kendi hallediyor. Her ne sartta olursa olsun kimsenin kimseyi katletmesi helal degildir (5:32). Kadin bir suc islese dahi kocasinin öldürme hakki yoktur, bosamasi Hakdir ..Affetmesi daha baska bir konudur.. Ve hasil temiz bir toplum icin temiz fertler gereklidir..Degisimin yasasida budur (13:11)..Evet iman parcalanamaz ki imanin yarisi olsun.. Temizlik dinin tamamidir.. Güzel bir konuya temas edinilmis ve güzel anlatilmistir tesekkür ederim..

    Yanıtla (0) (0)
  • Fatima Zehra / 01 Nisan 2025 17:28

    "Süphesiz Allah cok tevbe edenleri ve pisliklerden temizlenenleri sever"(2:222) Elbete her temizlik Maddi manevi Rabbimizin kullarindan isdedigi seylerdirr. Mesela cevre temizligi sadece kisileri ilgilendirmez, toplumsal bir konudur,, Burada fertlerin karsilikli hak ve görevleri söz konusudur--
    ms yola cöp atan veya cekimden tükürüp gecen, dinlenmek icin gittigi gezinti yerlerinde, yiyip ictiklerinin artiklarini cevreye sacan, is yerinin etrafini atik maddelerle krleten bir kisi, yanliz cevresini kirletmekle kalmaz , kirlettigi yerlerde yasayan ve o yerlerden yararlanan insanlara karsida haksizlik ve terbiyesizlik yapmis olur. Bunun icin cevre temizligi toplümsal bir bir görev olarak degerlendirmek ve bu konuda cok titiz davranmak, müslümanlar icin bir yükümlülüktür vesselam.. Ferhat beyin siiri güzelde her halde yanlis yere göndermis.. konumuzla alakasi yok.. tesekkür ederim güzel bir konuya deginilmis sag olun ..

    Yanıtla (0) (0)
  • Ferhat Karasari / 31 Mart 2025 16:55

    BAYRAMLAR BAYRAM OLA
    Günes yükselmeden kusluk yerine
    Bir adam camiiden döndü evine
    Oturdu sesizce yer minderine
    .... Kizi "byram" dedi yalin ayakli
    ....Adam "bayram" dedi tam aglamakli
    Eli öpüldükce ici burkuldu
    Konusmak istedi dili tutuldu
    Güc bela agzindan bir"Of" kurtuldu
    ....Oglu "bayram"dedi sirti yamali
    ....Adam " he ya" dedi gözü kapali
    Düsündü kis yakin evde odun yok
    Tenekede yag yok cuvalda un yok
    Yok yoka karismis tuz yok sabun yok
    .... Hanim "bayram" dedi egdi basini
    ....Adam "evet" dedi SIKTI disini
    Calissa ne is var ne cepte para
    Dag oldu icinde büyüyen yara
    Dikti gözlerini karsi duvara
    ....Takvim bayram dedi silindi yazi
    ....Adam "öyle" dedi bagrinda sizi..
    Döderse yönünü her hangi dosta
    Yarali gariban,dul, yetim,hasta
    Aylar yillar günler erirken yasara
    .... Yer gök bayram dedi agzini acti
    ....Adam bayram sedi evinden kacti..


    Merhum Abdurrahim Karakoc

    Yanıtla (0) (0)
  • Ferhat Karasari / 31 Mart 2025 14:27

    Su hayattir su mucizedir. Hayatta bir mucizedir.(67:30) da bu Ayetlerin indirildigi tarihde bir gün gelip insanligin yeryüzünün su rezevlerini hoyratca tüketecegi, irmaklari kurutacagi. denizleri kirletecegi kimsenin hayaline bile gelmezdi.Ama oldu.. Bu ayest Kur'anin mucizevi ihbarlarindan sadece biridir..
    TAHARET: Temizlik müminin siaridir.. Temizlik iki cesittir. Cisim/Maddi temizlik, ve Nefis/manevi temizlik . Kuran bu iki kavrami birlikta kullanir ama nefis/ manevi temizlik daha cok kullanilir.. Ilk emirlerden dir. Nübevvetin ilk dönemlerimde "....Elbiseni temizle, pislikden, sirkden, zulumden, veya görünen pisliktan kacinip uzaklas.." buyrulur ki bugün pislik olan insanlardanda kacinmak lazimdir.. ABDEST/ VUDUU: Bir temizlenme fiilidir Müminler ibadet ettikleri zaman abdest alirlar. Kuranda Taharet Maddi kirlerden arinmayi anlattigi gibi, Allahin(cc) yasakladigi günahlardan kacinip, emirleri yerine getirmek yoluyla temizlenmeyi de ifade eder.Her türlü günah ve ricz kalbi kirletir.onun safligini bozar onu karartir.. Yüce Allah bazi kullarini bu türlü riczden temizlemek ve onlari arindirmak istiyor..Her türlü fuhs dan kacinmak bir temizlikdir..Sevgi Nebilerin(s) görevlerinin basinda gelir insanlari/ ümmetlerini tezkiye temizlemek icin gönderilmislardir. Salat ve selam olsun her birine aile ve ashabinada .. Ileride belki kardeslerimiz Abdesti de konu edeceklerdir bilmiyorum Tesekkür ederim önemli hatta unuttugumuz kavramlarimizi ders etmek bir tesekkürü hak ediyordur Tesekkür ederim selam olsun .bayraminiz mübarek olsun...

    Yanıtla (0) (0)
  • Ferhat Karasari.. / 31 Mart 2025 13:38

    SU HAYATTIR...
    SU CANLIDIR..
    SU MUCIZEDIR. SU azizdir, zira her yerde bulunmasi degerinden hic bir sey eksiltmez.. SU tabiatin vahyidir, vahiy akleden kalplerin suyudur.. SU tevaazu ile engine aktigi icin Allah onu bulutlarla daglarin üzerine yüksektmisdir..Enginlerde olmasi suyun degerini nasil düsürmezse, tevaazuda insanin degerini düsürmez..SU deyince h2o yu hatirlayan aklin capiyla. kalp deyince sakaratcilari hatirlayan aklin capi aynidir..
    "DE KI: Hic düsündünüzmü? Eger suyunuz yeryüzünden tamamen cekiliverse . size tertemiz kaynak sularini kim getirecek?"(67 mülk 30).. Fikih ve ilmihal kitaplarimizin ilk bahsi sular ve temizlikle baslar..Hem beden hemde manevi temizlik Mü'minin siaridir..Manevi ise Akidenin icine sirk/zulum bulastirilmamasi halinde gercek IMAN vasfini alir..

    Yanıtla (0) (0)