"Hiçbir ümmet kendi ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir"

"Hiçbir ümmet, kendi ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir." (Hicr / 5) 

 

  

  

وَمَٓا اَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ اِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَعْلُومٌ ﴿٤﴾ 

  

"Biz, kendisi için bilinen (takdir edilmiş) bir kitap olmaksızın hiç bir ülkeyi yıkıma uğratmadık." (Hicr / 4) 

  

مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ ﴿٥﴾ 

  

"Hiçbir ümmet, kendi ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir." (Hicr / 5) 

  

Burada, kafirlerin kendilerine bir azap gelmemesi nedeniyle Hz. Muhammed'in (s.a) gerçek bir peygamber olmadığı şeklinde yanlış fikirleri reddedilmektedir. "Biz hiçbir topluluğu küfrü işlediklerinde hemen cezalandırmayız. Biz her topluluğa daveti duyup anlamaları ve hallerini düzeltmeleri için bir süre veririz. O süreye kadar günahlarına ve kötü hareketlerine müsamaha gösteririz, dilediğini yapma özgürlüğü veririz ve o süre bitinceye dek bekleriz. Onların alaylarına ve küfürlerine müsamaha göstermemizin nedeni işte budur." 

Biz hiç bir kenti, hiçbir toplumu helâk etmedik ki o toplumun bir helâk yasası olmasın.  Hepsinin mutlaka bir eceli vardır ki Biz onu belli bir kitapta, Levh-i Mahfuz’da yazmışızdır. Biz onu bir kader olarak belirlemişizdir. Ve hiçbir  ümmetin eceli öne alınmamıştır, geriye de bırakılmamıştır.  

İşte Nuh kavmi, Âd kavmi, Semûd kavmi, Lût kavmi, Firavunlar, diğerleri. Onlar Bizim kendileri için takdir ettiğimiz ecelin mahkumu olmadılar mı?  Şimdi Rabbinizin bu yasaları üzerinde derin derin düşünüp  müslüman olmaya, O’nun istediği gibi bir hayat yaşamaya yönelmek dururken niye başka şeylerin peşine düşüyorsunuz? Niye Allah’tan, Allah’ın âyetlerinden, Allah’ın elçilerinden habersiz boş bir hayata talip oluyorsunuz. Niye Allah’ın size bir şeref, bir zikir, bir örnek olarak gönderdiği elçisiyle ilgilenmiyorsunuz? Niye onun gibi olmaya çalışmıyorsunuz?  

BASAİRUL KUR’AN 

Bir toplumun bir süre için azaba uğratılmaları ertelenmişse, bu onların gurura kapılmalarına neden olmamalıdır. Çünkü Allah’ın yasası belirlenen şekliyle yürürlüktedir. İlerde öğreneceklerdir. 

Amel etmeleri ve bu amele göre işin sonunda karşılık görmeleri için yüce Allah, milletlere ve beldelere uğrayacakları akıbetler için belirlenmiş bir yazı, kesin bir süre tayin etmiştir. Bunlar inandıkları iyi işler yaptıkları, yeryüzünü ıslah ettikleri ve ölçülü davrandıkları sürece yüce Allah, yaşama surelerini uzatır. Ama bütün bu esaslardan saptıkları zaman, içlerinde en ufak bir iyilik kırıntısı bulunmadığı zaman sürelerini tamamlar. Ya yok etmek, köklerini kurutmak suretiyle ya da zayıf bırakmak, düşkün hale getirmek suretiyle varlıklarına son verir. 

Çünkü Allah’ın yasası değişmez ve her milletin belirlenmiş bir yaşama süresi vardır. 

“Hiçbir millet ne yokoluş gününü öne alabilir ve ne de yaşama süresini aşabilir.” 

  FİZİLALİL KUR’AN 

Kur'an Haberleri