Ayasofya'nın yeniden cami vasfına kavuşmasıyla ve Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'ın Cuma Hutbesi'nde söylediği "Bizim inancımızda vakıf malı, dokunulmazdır, dokunanı yakar; vakfedenin şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar" sözleriyle gündeme gelen Fatih Sultan Mehmet'in Ayasofya Vakfiyesi'nde beddua var mı? sorusunu gündeme getirdi.
Ayasofya tartışmalarıyla ilgili Restoratör-Mimar Furkan Al Twitter hesabından yayımladığı, Fatih Sultan Mehmet'in 65 metre uzunluğunda, ceylan derisi üzerine yazılı Ayasofya Vakfiyesi'nin orjinal metnindeki beddua kısımları, tartışmalara sonlandırdı.
Furkan Al'ın paylaştığı, Fatih Sultan Mehmet'in 1462 tarihli vakfiyesindeki "Vakfın tebdili ve iptali için gayret gösterirse; vakfın ortadan kalkmasına veya maksadından ve gayesinden başka gayeye çevrilmesine kast ederse, vakfın temel hayır müesseselerinden birinin yerine başka bir kurum ikama eylemek ve vakfın bölümlerinden birine itiraz eylemek dilerse veya bu manada yapılacak değişiklik veya itirazlara yardımcı olur yahut yol gösterirse; (...) bu tür haksız işlemlerini yalanlar yumağı olan hesaplarına ilhak ederse, açıkça büyük bir haramı işlemiş olur, günah gerektiren bir fiili irtikâb eylemiş olur. Ebediyyen Cehennemde kalsınlar, onların azapları asla hafifletilmesin ve onlara ebeddiyyen merhamet olunmasın" şeklindeki bedduası dikkat çekti.
Furkan Al sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Vakfiye'nin ilgili bölümlerini şöyle aktardı:
Fatih Sultan Mehmed’in Vakfiyesi’nde beddua var mı? Birkaç gündür tebessüm hâlinde takip ediyorum. Buyrunuz: Vakıf Umum Müdürlüğü Neşriyatı, Türk Vakfiyeleri No.1 Fatih Mehmet II Vakfiyeleri, Ankara, 1938. vakfiyenin beddua bölümü:
Bu nüshadaki beddua bölümlerine bakalım:
“Bu şartlar ile vasıflandırılan ve zikredilen kaideler altında yürütülen mezkûr vakıflar, bu mezkûr hayır müesseseleri ma’mur olduğu ve varlığını sürdürdüğü müddetçe, bütün bölümleri ve başlıklarıyla yürürlükte ola; bütün delilleri ve neticeleri ile kıyamete kadar devam eyleye; şartlarının tamamı olduğu gibi muhafaza oluna; gelirleri vâkıfça belirlenen gider gider fasıllarına harcana.
Eğer bu hayır müesseseleri, yıkılacak olursa, ikinci defa, üçüncü defa ilaahir yeniden inşa oluna.
Bütün bu şerh ve ta’yin eylediğim şeyler, tesbit edilen şekilde ve vakfiyede yazılı haliyle vakıf olmuştur; değiştirilemez; kanunları tağyir edilemez; asılları maksatları dışında bir başka hale çevrilemez; tesbit edilen kuralları ve kaideleri eksiltilemez;
Vakfa herhangi bir şekilde müdahale Allah’ın diğer haramları gibi haramdır; Levhi, Kalemi, Arşı Kürsi’yi, gökleri ve yeri koruyan Allah’ın hıfzı ve inayetiyle mahfuzdur; üzerinden süre geçtikte bu vakfı tekid edecektir; zaman yenilendikçe vakfı daha da yerleştirecektir.
Allah’ın yarattıklarından Allah’a ve O’nun rü’yetine iman eden, Ahirete ve onun heybetine inanan hiçbir kimse için, Sultan olsun melik olsun vezir olsun bey olsun, şevket ve kudret sahibi biri olsun hâkim veya mütegallib olsun, özellikle zâlim ve diktatör idareciler tarafından tayin olunan, fâsid bir tahakkum ve bâtıl bir nezâret ile vakıflara nâzır ve mütevelli olan olsun ve kısaca insanlardan hiçbir kimse için, bu vakıfları eksiltmek, bozmak, değiştirmek, tağyir ve tebdil eylemek, Vakfı ihmal edip kendi haline bırakmak ve fonksiyonlarını ortadan kaldırmak, asla helal değildir.
"CENEMMDE KALSINLAR, AZAPARI ASLA HAFİFLEMESİN"
Kim ki bozuk teviller, hurafe ve dedikodudan öteye geçmeyen bâtıl gerekçelerle, bu vakfın şartlarından birini değiştirirse veya kanun ve kurallarından birini tağyir ederse;
Vakfın tebdili ve iptali için gayret gösterirse;
vakfın ortadan kalkmasına veya maksadından ve gayesinden başka gayeye çevrilmesine kast ederse, vakfın temel hayır müesseselerinden birinin yerine başka bir kurum ikama eylemek ve vakfın bölümlerinden birine itiraz eylemek dilerse veya bu manada yapılacak değişiklik veya itirazlara yardımcı olur yahut yol gösterirse; veya şer’i şerife aykırı olarak vakıfda tasarruf etmeye azm eylerse, mesela şeri’ata ve vakfiyeye aykırı fermab, berat, tomar veya talik yazarsa veyahut tevliyet hakkı resmi yahut takrir hakkı resmi ve benzeri bir şey taleb ederse, kısaca bâtıl tasarruflardan birini işler yahut bu tür tasarrufları tamamen geçersiz olan yazılı kayıtlara ve defterlere kaydeder ve bu tür haksız işlemlerini yalanlar yumağı olan hesaplarına ilhak ederse, açıkça büyük bir haramı işlemiş olur, günah gerektiren bir fiili irtikâb eylemiş olur. Ebediyyen Cehennemde kalsınlar, onların azapları asla hafifletilmesin ve onlara ebeddiyyen merhamet olunmasın.
Kim bunları duyup gördükten sonra değiştirirse vebali ve günahı bunu değiştirenlerin üzerine olsun. Hiç şüphe yok ki, Allah her şeyi işitir ve herşeyi bilir.”
Haksız bir şekilde bu vakıfları tağyir, ibdâl, tahrif ve ibtal şeklinde müdahale ve tecavüz eyleyen insan, ölümle karşılaştığı anı, sekerât-ı mevti, kabri müşahede ettiğini ve onun karanlığını, tabutu ve onun içindeki yalnızlık ve vahşeti, Münker meleğini ve heybetini, Nekir meleğini ve onun dehşetli darbelerini, Münker ile Nekir’in sorgulamalarındanki dehşeti, bütün insanların Âlemlerin Rabbi’nin huzuruna çıktıkları günde Allah’ın huzuruna çıkacağını, o gün hiç bir nefsin diğer bir nefis için hiçbir şeye malik olamayacağını ve o gün her şeyin dizgininin Allah’a ait bulunacağını hatırlasın.
Kim, Allah’ın Kitabı’na ve Resülüllah’ın Sünneti’ne muhâlefet ederse, Allah ve Resülü’nün haram kıldığını helalleştirmeye çalışırsa, müslüman kardeşinin vakıflarını bozmaya, hayırlarını tahrib etmeye ve hasenatını iptal eylemeye gayret gösterirse ve mü’minin hayır müesseselerini fonksiyonsuz hale getirmeye taaruz ederse, artık Allah’ın gadabı ile dönmüş olur; son durağı ve oturağı Cehennemdir; Cehennem ne kötü bir varılacak yerdir;
Allah onun hesaba çekicisi, azabın en azgın olanlarıyla azaplandırıcısı ve ikabın kanunlarıyla cezasını vericisidir. “O gün zalimlere ileri sürecekleri mazeretleri fayda vermeyecektir; onlar için sadece la’net vardır; onların varacakları cehennem ne kötü bir menzildir.
O gün her nefis kazandığı günahlar sebebiyle rezil ü rüsvay olacaktır; o gün zulüm yoktur; şüphesiz Allah hesabı çok hızlı yapandır. Allah güzel amel işleyenlerin ücretlerini zayi kılmaz.
Kaynak: Karar Gazetesi