
Şefaate inanmak şirk midir?
Mahmut Ay, halk arasında bilinen şefaat inancı ile Kur'an'da geçen şefaat kavramını inceliyor.
Mahmut Ay/Yeni Şafak
Kur’ân Günlüğü -3. Cüz-
3. cüzün ilk sayfasında, Resûl-i Ekrem’in (sav) “Allah’ın Kitabı’ndaki en büyük âyet” olarak nitelediği “âyetü’l-kürsî” yer alır. Bu âyette, Cenâb-ı Hakk’ın Hayy ve Kayyûm isimleri zikredilip evrendeki her şeyin hakiki manada yegâne mâlikinin O olduğu bildirildikten sonra şefaat konusuna geçilir ve şöyle buyurulur: “O’nun izni olmadan, O’nun katında kimin şefaat yetkisi olabilir ki!” (Bakara 2/255). Bu âyetten ve şefaat hakkındaki başka bazı âyetlerden hareketle, modern dönemde bazı kimseler, Kur’ân’a göre şefaatin şirk olduğunu iddia ederler. Bu meseleyi, çok özet bir şekilde ele almaya çalışalım. Öncelikle şunu ifade edelim ki; Hz. Muhammed’in (sav) şefaat edeceğine inanmanın şirk olduğunu iddia etmek, tamamen modern dönemde ortaya çıkmıştır. Önceki dönemlerdeki âlimlerden Efendimiz’in (sav) şefaatini inkâr eden kimse olmamıştır. Bu, Hıristiyanlığın protestanlaşmasına benzer bir şekilde İslâm’ın protestanlaştırılması sürecinin doğurduğu bir sonuçtur. Nitekim Ortodoks ve Katolik mezheplerinde Hz. Meryem başta olmak üzere azizlerin şefaat yetkisine inanılırken, Hz. İsa dışındaki kişilerin şefaati, İsa’nın tek ve mutlak şefaatçi olduğu inancına aykırı düşmesi sebebiyle Protestan mezhebinde kabul edilmez. Kur’ân’da şefaati olumsuzlayan bazı âyetlere istinaden Hz. Muhammed’in (sav) şefaatini inkâr etmenin, “Yalnızca Kutsal Kitap! (Sola Scriptura!)” sloganıyla ortaya çıkan Protestanlığa benzer şekilde “Yalnızca Kur’ân!” mottosuyla ortaya çıkan Kur’âncılık akımının doğuşundan sonra dillendirilmeye başlaması tesadüf olamaz. Bu görüşte olanlar özetle şöyle derler: “Kur’ân’da şefaat inancı reddedilmiş ve şefaatin tamamen Allah’a ait olduğu bildirilmiştir. Hz. Muhammed’e (sav) ya da başka herhangi bir insana şefaat yetkisi verildiğine delâlet eden bir âyet yoktur. Şu hâlde, şefaatin her türlüsü Kur’ân tarafından reddedilmiştir ve şirktir.”
Kur’ân’da “şefaat” kavramı, müşriklerin inanç sistemini ve zihin dünyalarını tenkit bağlamında ele alınmıştır. Bir başka ifadeyle, bir putperest inancı olarak tevhid inancına açık bir şekilde aykırı olan ve bu sebeple reddedilen “şefaat” anlayışı söz konusudur. Meakkeli putperestler “Bunlar, bizim Allah katındaki şefaatçilerimizdir.” (Yunus 10/18) ve “Biz, bu putlara bizi Allah’a yakınlaştırsınlar diye tapıyoruz.” (Zümer 39/44) diyorlardı. Kur’ân ise onların, putları şefaatçi olarak görmelerinin asılsız ve bâtıl bir inanç olduğunu şöyle ifade etmiştir: “Onların şirk koştukları putların şefaat yetkisi yoktur.” (Rum 30/13). Hikmetli Kitap, putperestlerin şefaat inancını reddederken, şu iki hususu vurgulamıştır: 1. Şefaat yetkisi, tamamen Allah’a aittir. (Bk. Zümer 39/44, En’âm 6/51 ve 70). 2. Allah, sadece kendisine ait olan şefaat yetkisini, dilediği kullarına verebilir. Şu meâldeki âyetler, buna örnek gösterilebilir: “O gün, Rahman’ın izin verip sözünden razı olduğu kimselerin dışındakilerin şefaati fayda vermeyecektir.” (Tâhâ 20/109) “Allah’ın huzurunda, O’nun izin verdiği kimselerin dışındakilerin şefaati fayda etmez.” (Sebe 34/23) “Müşriklerin, Allah’ın yerine taptıkları putların şefaat yetkileri yoktur. Ancak bilerek hakikate şahitlik edenlerin böyle bir yetkisi olabilir.” (Zuhruf 43/86). Açıkça görüldüğü üzere bu ve benzeri âyetlerde, putların şefaat yetkisi olmadığı, ancak Cenâb-ı Hakk’ın izni ve rızasıyla, hakikate şahitlik etmiş kimselerin şefaat edebileceği ifade edilmiştir. Nitekim “Şefaatçilerin şefaati bunlara fayda vermeyecektir.” (Müddessir 74/48) meâlindeki âyetten anlaşıldığına göre “şefaatçiler” vardır; ancak onların şefaati önceki âyetlerde özellikleri sayılan kimselere nasip olmayacaktır.
Kur’ân’ı sağlıklı bir şekilde anlayabilmek için parçacı değil bütüncül bir okuma yapmak gerekir. Aksi takdirde, parçacı bir okumayla herkes Kur’ân’dan istediği manayı çıkarmaya çalışabilir. Kur’ân-ı Hakîm’deki her bir âyetin metinsel bir bağlamı vardır. İlgili bağlama umumî bir söz uygun düşerse umumî; hususî bir söz uygun düşerse hususî bir söz söylenmiştir. Özel hüküm/mana barındıran âyet, genel hüküm/mana barındıran âyeti tefsir eder/açıklar. Mesela “De ki: Şefaat yetkisi, tamamıyla yalnızca Allah’a aittir.” (Zümer 29/40) meâlindeki âyette şefaatin yalnızca Allah’a ait olduğu söylenmiştir. Ancak yukarıda zikrettiğimiz üzere, Cenâb-ı Hakk’ın yalnızca kendisine ait olan bu hakkı, bazı kullarına kullandırabileceğini bildiren âyetler, bu âyetin manasını detaylandırıcı mahiyettedir. Benzer şekilde “De ki: İzzet, tamamıyla sadece Allah’a aittir.” (Fâtır 35/10) buyurulur. Bir başka âyette ise “İzzet; Allah’a, Resûlü’ne ve müminlere aittir.” (Münâfikûn 63/8) buyurularak önceki âyetin manası detaylandırılmıştır. Önceki âyete bakarak “‘Allah’tan başka bir kimse de izzetli olabilir.’ diyen kişi şirke düşer.” denilemez.
“O gün, ne bir alışveriş, ne bir dostluk ne de şefaat olacaktır.” (Bakara 2/254) meâlindeki âyete göre, kıyamet gününde dostluk da şefaat de mümkün olmayacaktır. Ancak bir başka âyette de “Dostlar, o gün birbirlerinin düşmanıdırlar. Ancak müttakiler hariç.” (Zuhruf 43/67) buyurularak müttakiler arasında dostluk olacağı bildirilmiştir. Şu hâlde nasıl ki yalnızca birinci âyete bakarak “Kıyamet gününde, insanlar arasında asla bir dostluk olmayacaktır. Buna inanan müşrik olur.” denilemeyeceği gibi “Âyette kıyamet günü şefaat olmayacağı söyleniyor. O hâlde şefaate inanmak Kur’ân’a aykırıdır ve şirktir.” de denilemez.
Şefaat, şayet Cenâb-ı Hak’tan bağımsız olarak enbiya ve evliyanın tasarrufundaymış gibi inanılıyorsa; böyle bir inancın, Kur’an’a aykırı ve şirk olduğu açıktır. Ancak Cenâb-ı Hakk’ın, kendi tasarrufunda olan bu yetkiyi başta Efendimiz Muhammed Mustafa (sav) olmak üzere peygamberlerine ve salih kullarına kullandırması şeklinde anlaşıldığı takdirde, tevhid inancına halel getirecek bir durum söz konusu değildir.
Fahreddin Râzî’nin de zımnen ifade ettiği gibi; şefaat, ödülü hak eden kimseye ödülünü takdim etme yetkisini bir başkasına vermeye benzer. Tıpkı günümüzdeki ödül takdim törenleri gibi. Ödül takdim edilirken, onu takdim etme şerefi, kendisini onurlandırmak için saygın ve itibarlı birine verilir. Ahiretteki ödül takdimlerini de böyle düşünebiliriz. Şu hâlde, Rahmeten lilâlemîn olan Muhammed Mustafa’nın (sav) şefaati demek, Erhamurrâhimîn olan Yüce Allah’ın rahmeti demektir. Şefaat, O’nun rahmetinin önce Muhammed Mustafa (sav) üzerinde, sonra da onun (sav) eliyle ve aracılığıyla müminler üzerinde tecelli etmesinden ibarettir.
Biz, katıksız bir tevhide inanan günahkâr müminler olarak, Rabbimizin rahmetine, Efendimiz’in (sav) şefaati vasıtasıyla nail olmayı niyaz eder; ebedî hayattaki ödülümüzü Efendimiz’in (sav) mübarek elinden almayı ümit eder ve bu bilinçle cân-ı gönülden “Şefaat yâ Resûlallâh!” deriz.
HABERE YORUM KAT
2.. "SAYILI BIR KAC GÜN DISINDA BIZE ATES DOKUNMAYACAKTIR" Bu ayet, önceki gelen ayetlerle düsündügümüzde, cahil yahudi kitlelerin bu asilsiz inancinin, onlara elleriyle yazdiklari kitaplarda, ahiret garantisi verip, bunuda menfaat temin etme amacyla, Allahin mesaji olarak sunan din adamlarinin gercekle hic bir ilgisi olmayan yorumlari oldugu hemen anlasilir. Yahudilerin misnalarinda (talmud) 12 ay kalacaklarinida yazmislardir..
Yanıtla (0) (0)Ayet_i Kerime mealen söyle...
Yanıtla (0) (0)---"Sayili bir kac gün disinda kesinlikle bizi ates yakmayacak" derler... Sor onlara..
---"Allah dan kesin bir sözmü aldiniz----ki Allah sözünden kesinlikle caymaz---- Yoksa bilmediginiz bir konuda Allaha iftirami atiyorsunuz? Aksine kim kötülük yapar ve onun vebaliyle cepecevte kusatilirsa, iste onlar, ates kalkidir,, ve orada kalacaklardir" (2:80-81) ve iyilerin durumunu anlatatak devem eder ayet.. Ayete inaniriz, ama bu yanlis inanca inanamayiz,, Halkimizin geleneksel inanci olmus bir carpik düsüncedir bu.. Allaha iftira oldugunu ayet beyan ediyor vr soruyor zaten... "Hic kimsenin hic kimse adina hic bir sey ödeyemeyecegi, kimseden sefaatin kabul edilmeyecegi kurtulus akcesi ( Fidye) alinamayacagi, ve hic kimsenin yardim /sefaat görmeyecegi günün dehsetinden korunun" (2:48) Ayet gayet acikdir.. "Adlün" kelimesi soruldugunda Hz Peygamber Fidye olarak cevaplamistir. salat ve selam olsun..
Eksikler var. Ama fena değil.
Yanıtla (0) (0)Son paragrafa kadar güzel ilerliyordun.
Yanıtla (0) (0)Şefaat ya Rasulallah deyip bütün yazıyı boşa çıkardın.
Bir şeyin sahibi kimse ondan istenir.
Şefaatin sahibi de Allah' dır o halde Allah' dan istenir.
Kur'an da nice nebinin nice dua ayetleri vardır hiç birinde bir insandan ahirette şefaat talep etmezler.
Bütüncül bakınız. Hiç örnek olmuyor mu ?
Kur'an daki dua ayetleri ve örnekler yetmez ise Sünnetten verelim.
Bildiğimiz kadarıyla Rasulallah a.s kızı Fatma r.a.' nın şefaat talebini reddetmiştir. Şefaat ya Rasulallah denmemesi gerektiği açıktır.
Madem katıksız tevhide inanıyorsun Mahmut Ay bey
şöyle dua edersen iyi olur: Allah'ım bana rahmet et ve bana şefaatini nasib et.
Sevindiğim kısım böyle tehlikeli bidatleri artık biz ahali bile yutmuyor. Yorumlar yazının son paragrafından daha mantıklı.
"Bu kadar merhametli bir Allah'ın, adaletini de hesaba kattığımızda, hiç kimsenin şefaatine gerek kalmaksızın, kulları arasında en uygun hükmü vereceğinden kuşku duyamayız.."
Yanıtla (0) (0)BIR AYET-I KERIME:
Yanıtla (0) (0)"Kim güzel bir sefaatle (hayr ve iyiliklere araci, vasita olmakla) sefaat ederse, bundan kendisine bir sevap (hisse) vardir. Kimde kötü bir sefaatle (Kötülüge delil olmak ve yardim etmekle kötülük cígirini acmakla) sefaatte bulunursa , ondan kendisine bir günah payi vardir..Allah her seye kadirdir" (mealen) 4 Nisa 85..
Bu ayet Hz Payganber(sav) in dilinde su hadise dönüsür--
"Kim bir hayri baslatir, ve kendisinden sonra onunla amel edilirse, bu kimse hem kendi amelinden ve öbürlerinin amelinin sevabin---onlarin sevabindan eksilmeksizin---aynen alir.. Kimde kötü bir is isler ve. kendisinden sonra bunu baslalarida islerse, bu kimseye hen kendi isinin günahi hemde onu takliden isleyenlerin günahi-- onlardakinden bir eksiltme hasil etmeden--- aynen gelir" KS I: Canan c.16 sa 538 vd Mesele budur bu dünyadaki sefaattir-Ahirette ise Sefaat etmekde Yüce Rabbimize kalmistir.. teskkür ederim.. selam olsun
Kur’an temel kaynağımız temel yasamızdır sahih hadisler dahil hiç bir şey KİTAPa denk değil üst değil yanında değildir. Metin kriteri uygun olması ancak KİTAPın temel mesajlarına aykırı olmaması şartıyla kabul edilebilir sahih denilen hadisler. Yazı gayet iyi giderken son paragrafta tüm makale butlan olmuştur maalesef.
Yanıtla (0) (0)Özkan Acar kardesim verdiginiz ayetler yerinde eyvallah.. Ama "Günahi kadar yanip geri cennete konulacak" inanci yüce Allaha iftirahuir. Bu inanc yaudilerin iddia ettigi seylerdendir.. Onlar öyle iddia ediyor diye bizde inanacak degiliz.. Biz Allahim zulmetmeyecegine Inanan ve Allah ve Rsülünün yolunda yürüyenlere zulmedici degildir Siz büyük günalardan kacindiginizda biz kücük günahlarinizida bagislayacagiz buyuranda O'dur Siz iman eder sükrederseniz ben size azap edeip de na yapayim elime ne gecsim buyuranda O'dur Cehenmi secen ebedi orada kalacak, cenneti tercih edende ebedi orada kalacaktir.. Cehennemde atesi hak edeni zaten o kisiye yer ederr.Ama Allah cehenneme koydugunu nicin geri cennetine getirsin.. Lütfen Yüce Allahi RAHMAN VE RAHIM esmaisinden bu ikisini tam anlayalim.. En dogrusunu Allah bilir..
Yanıtla (0) (0)Evet "HER SEYIN DÖGRUSUNU ALLAH BILIR" Biz bilmeyio güzel ve tartismali bir kunu ki bu konulara takilmamak gerek Zaten ölecegiz ve kiyamette görecegiz.. Ama elimiz bosa cikarsa yazik olur bize kardesim. Zaten orasinda aramizda tartisdizgimiz konularda hüküm verilecekdir nicin acele ediyoruz ki?.. t InsaAllah yanilmis olmayiz . Önemli olan O'(cc)nun emirleri ve Hz peygamberin (sav) sünnetine uyalim gerisini yüce Allaha birakalim derim..esekkür ederim..
Yanıtla (0) (0)2..Evet Allahin sefaat edecegini inkar kpfürdür sirkdir. Ancal allahdan baskalarinda yardim ve seat dilemek sirrkdir.. Fatihada günde 40 dea somemeiz gerekli __"Iyake nagbudi ve iyyake nestaign" nicinderizde sözümüzde durmayiz.. Filani falanci kuranci vs diye kianamak dogru degildir. bu yasima geldim bu "Kuracilar kim" anlayamadim.. Bize emenet edilende sade ve sadece Kurandir. Ve O'nun Resulünün sahih uygulamalaridir.. Kuran size yetmiyormu? diye soruyor kuran.. Alimlerimiz "Sefaat edilecek Sade ve sadece yüce ALLAH (cc) dir" diye bir nokta koymadiklari icin. Bu gün Ondan baska (ki el KUDDÜS olan sadece Odur Ondan baska kutsal yer ve mekan yada nesne yoktur) kabirlerden yardim istiyoruz.. Adama soruyorun kabirler den ölmüslerden yardim dileyen" diye bir hadis var hocaḿ ne buyurursunuz? adam 10 dakika sonra bir fotokopi (Elmalili)Yapmis bi sahife ile geliyor ve hadisin(!) yerini göseriypor iste bursda diyorki gercekdir.. adam dip nota konulan notu görmüyor oradada (Uydurmadir mevzu bir sözdür )yaziyor.. Nedeyim evet Allahdan baskasindan yardim istemek sirkdir burada anlasiyoruzda nicin (Izin verilecek kisilerede anlasamiyoruz.. verbilir ama bizim elimizde bir garantimiz yokrur.. Sirk uzak Allah inancindan neset ederki. yüce Allah bize sahdamarimidan daha yakindir efendim..
Yanıtla (0) (0)Şefaat ya Resulullah demeseydin iyiydi..
Yanıtla (0) (0)Onu söyledikten sonra öncekiler meşkuk hale geldi kardeşim...
Efendim öncekiler bildi bu inanac modern dönememde cikmistir ne demekdir. BIGI ILIKM,ICTIHAD daha tedvin devrinde derlenen toplananlar ne kadar caba hasrettilerse de o devrirden sonra duraklasmisizdir./durmustur. ondan sonraki gelenlerin sözlerinin üzerine söz etmek yasaklanmistir ve icdihat kapsida kapanmistir -- Müslümanlar ilk yanlisi burada yapmislardir.. "Onlar kutsaldir onlar masumdur onlar hatasizdir denilerek bilgi üretme ilim üretme devri bilmistir . Su bir gerckki Islam ülkelerinin neresine giderseniz gidin düsünmekten anlamaldan akletmekten kacinillidigini görecekdsiniz sözü bos bir söz degildir..Bugun yasanan sorun cahiliyedir.. Allahdan baska kula sefat edecek tek kiside yoktur "Atesi hak edeni snmi kurtaracaksin?" diye sorulan kimdir? sevgi saygilar tesekkür ederim güzel bir calisma olmus bunlarida dikkate alalim diye söyledim affinizi dilerim. Ramazan ayinizin mübarek olmasini Rabbimden niyaz ederi efendim...
Yanıtla (0) (0)Şefaat ya Rasulallah demek sıhhatli bir söz değildir.
Yanıtla (0) (0)Elyevm’de şefaat yoktur.Bakara/48 Bakara/123 Bakara/254 çok açık ve nettir. Elyevm’den sonra şefaat ancak tüm şefaatin sahibi Allah’ın izniyle olur. Kendinden menkul kimse şefaatçi değildir. Kime şefaat edilecek kim O’nun izniyle şefaat edecek O’nun izni ve takdiriyledir.
Yanıtla (0) (0)4...VELHASIL: Sefaat kelimesinin Kur'anda ilk geldigi yer (74:48)Kullanilan sefaat sayisi 25 tanedir dedik bu ayetlerin tümü de olumsuz formda gelir.. ve müsriklerin istedikleri iddia ettikleri ayetlerdir.. Bu konuda ayetlerin bütününden cikarilan sonuc sudur.. MUTLAK ANLAMDA STFAAR YANLIZCA YÜCE ALLAHA AIDDIR...(39:44) Sen cenneti kazanmaya calis Allah senden sen Allahdan razi oldugunda baska kimsenin yardimina / sefaatine muhtac olmazsin.. Allah zatina olan bu yetkiyi, razi oldugu kimseler araciligiyla , affetmeyi istedigi kimseler icin kullanir.. Bu tipki suna benzer.. Bir ödülü takdim ettigi birine veren yüce makamin sahibi, Ödülü hak edene takdim etme isini diledigi birine verebilir.. Ödülü hak eden kimsenin ödülünü, araci bir kimseden almasi, ödülün sahibinin o oldugu anlamina gelmez Ödülü takdim eden kisi sadece bir aracidir (Yani gayb dir ve garantimizde yoktur.diledigimiz sadece affimizi dilemekdir) Sefaat cifte sefaat katlanmis bir ödül tevdidir.. Ödülün sahibi Allahdir.. Ödülü vermesi isteńen kisi de Ödül verilen kimse gibi Allah tarafindan onurlandirilmistir Insan tercihine acik atif yapan (74: Müdessir 37.38. 43.47--- 39:44) ayetler isiginda anlasilmalidir vesselam..
Yanıtla (0) (0)3.. Istisna cümlelerinde izin verilecek sey "sefaat" degil "Allahin sefaatini takdim etme bildirme" iznidir. Tipki Allahin Resullerinin, Allahin insanlida gercek sefaati olan vahyi iletmeleri gibi.. Ahirette Allahin sefaati en büyük ödüldür, o ödülü takdim ve tevdi etme isni verilenlerde ödüllendirilmis olurlar.. Ödülün elinden alindiki imse ödülün sahibi degildir. Ödülün sahibi Allahdir. Allah birine ödül verecek, digerine ödül verdirerek ikisinide ödüllendirmis demekdir ( 74:48) Sözümüzün özü sudur ki Sefaati inkar etmiyoruz. ama sefaate inanarak bi namaz olanlari ne yapacagiz? Allah zafen affedecekdir diyenleri ne yapacaǵiz.. Sefat var yada yok degildir gayemiz.. o zaman.su hadisi . "Ey kizim Fatima Allahin elinden nefsini satin al vallahi Ahirtte sana Babanin Allahin Resulu olduguna güvenme yardim/sefaat edemem" buyurmasini nasil anlyacgoz? vesselam tesekür ederim..
Yanıtla (0) (0)2.. Kur'ian sefaat konusundaki ayetleri menfi catisi üzerine kurarken, iste muhatablarinin bu sapik sefaat inanclarini hefef aliyordu. Bütün bunlardan dolayi, istisna cümleleriyle gelen ayetler bu ayet(39:44 vd) isiginda anlasilmak zorundadir.. Tam bu noktada zorunlu olarak su soru sorulacaktir.. " Peki su halde sefaati reddeden ayetlerin tümü de Burada ki gibi mutlak red ve Allaha tahsis ile gelmek yerine, bir kismi neden istisna cümleleriyle geldi?" Evet 25 den 8 tanesi istisna cümleleriyle gelmistir.. Üstelik bunlar standart kalipda da degillerdir.. özellikle nevm 26. meryem 87 ve zuhtuf 86 da kullanilan uslup istisnayi dikkate almamizi gerektirir. Son bir soru.. Hem tüm sefaatle ilgili ayetleri sefaati yanliz Allaha has kilan bu ayet (39:44 vd)isiginda anlayacagiz, hemde istisnayi dikkate alacagiz bu celiski olmazmi.? Celiski insanin zihnindedir. Karanda celiski söz konusu dahi edilemez.. bunun aciklamasi sudur..vd
Yanıtla (0) (0)Esselam aleykum Mahmut Ay bey kardesein tesekkür ederim..
Yanıtla (0) (0)Kue'anda icinde "Sefaat" geceb ayet sayisi 25 dir.. Bunlardan 23 tanesinin belagat catisi "olumsuzlama ! (nefy) üzerine kuruludur.. Bu olumsuzlama "la,ma,men,leyse,lem,em (39:" ile yapilir Geriye kalan iki isimden biri, Müsriklerin agizlarindan nakil (10:18) digeride Sefaati tamamiyla Allaha hasreden su ayettir 39:44.45) Bu surumda 25 den geriye kalan 2 ayette delaletten menfi catiya dahil olurlar.. Zira Kur'an sefaatten, sefaati isbat etmek icin söz etmez.. Muhatablari inkar ediyormus da, Kur'an onlari imana sefaate cagiriyor degildir..Durum tam aksinedir. Ilk muhataplarinin Allahin astlari olarak daha baskalrina kulluk etme gerekceleri, onlarin kendilerine sefaat edecegine olan inanclaridir bu hakikat tamda bu surenin (39:3) ayetinde dile glen hakikattir.."Ondan baskalarina siginacak otorire edinenlerdir"Biz onlara sadece bizi Allaha yaklastirsinlar diye kulluk ediyoruz" (derler) vd
Ahirette şefaat yoktur, dünyada vardır.
Yanıtla (0) (0)Rasul, kitap, şehitler, alimler, hafızlar vs bize dünyada yaşarken şefaat eder.
Yazı son cümlesine kadar gayet açıklayıcı ve tutarlı bir zeminde ilerliyor ama sonu kötü bağlanmış. Allah'tan başkasından istemek anlamında "Şefaat Ya Resulullah" talebi doğru değil. Allah Resulünün (s) bize şefaatçi olmasını umuyorsak dahi bunu yine Rabbul Alemin'den talep etmeliyiz.
Yanıtla (0) (0)Kur'an kıyamete kadar baki degilmi.......bir görüş modern zamanlara ait diye hafife alınırmı..........yada bir konuda,öncekiler bu konuyu böyle anladılar öyleyse doğru olan öncekilerdir denilebilirmi..........şefaat anlayışının günümüzdeki sonuclarına bakarsak,en azından Allah'tan başkasından yardım isteme anlayışına dönüşebildigini görebiliriz.............İYYEKENESTEIYN.......doğrusunu Allah bilir.
Yanıtla (0) (0)Din (hesap) gününde hiç kimsenin hiçbir kimseye faydası olmayacaktır. İnfitar. 16..19 âyetler. (asla şefaat yok.) mahşer yerinde herkes başının derdine düşecek. Abese 34...37.suçlular kendini kurtarmak için herşeyin fidye olarak vermek isteyecekler kabul edilmeyecek. Mearic 11...14.
Yanıtla (0) (0)Şefaat ;mahşer yerinde yok. Tartıda günahı sevaplarından fazla olan doğru imanlı olarak ölen kişiler cehennemde cezalarını çektikten sonra kendilerinden önce cennete girmiş yakınlarının yanına katılma müsaadesi verilecek. Şefaat budur. Tur. 21.ayet.
Yoksa asla hesap görülme esnasında suçlu bir kişiyi torpil yapar şekilde kurtarmak değildir.
Selametle kalın efendim