
Özgür-Der: Özgürlükleri Geliştiren Adımları Destekliyoruz!
Bugün açıklanan "demokratikleşme paketi" hakkında Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, bir açıklama yaptı.
HAKSÖZ-HABER
Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, “demokratikleşme paketi” hakkında yaptığı açıklamada özgürlükleri geliştiren adımları desteklediklerini vurguladı. Özellikle başörtüsü yasağı zorbalığına son verilmesi, resmi ideolojiye ve onun kurucusuna biat tazelemeye zorlayan köhnemiş “Andımız”ın kaldırılmasının çok önemli bir adım olduğuna dikkat çeken Kaya, başörtüsü ve anadille ilgili birtakım sınırlamaların eksiklik olduğunu ifade etti. Kaya, ileri atılmış bir adım olarak değerlendirdikleri pakete yönelik Türk ve Kürt ulusalcılarının yaklaşımını da değerlendirdi.
Açıklamanın tam metni:
ÖZGÜRLÜKLERİ GELİŞTİREN ADIMLARI DESTEKLİYORUZ!
30 Eylül 2013
Başbakan Erdoğan tarafından bugün açıklanan “demokratikleşme paketi” özgürlüklerin geliştirilmesi ile kimliğimiz önündeki engellerin kaldırılması açısından çok önemli ve olumlu bir adım olmuştur.
Özellikle, bu ülkede İslami kimliğinden ve inancından ötürü sürekli biçimde aşağılanan, haksızlığa uğratılan, inandığı gibi yaşama hakkı gasp edilen yüz binlerce kamu çalışanı hanım açısından, kamuda başörtüsü yasağı adı verilen zalimane dayatmaya son verileceğinin açıklanmasının, on yıllardır sürdürülen bir zulümden, zorbalıktan kurtuluş ilanı olarak algılanacağına kuşku yoktur. Bu zorbalığa son verilmesinden duyduğumuz mutluluğu kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Aynı şekilde ilkokullarda her sabah çocuklarımıza zorla söyletilen ant dayatmasına son verilmesinin de çok önemli ve hayırlı bir adım olduğu açıktır. Rablerinden başka hiçbir güce kul olmamaları bilinciyle yetiştirdiğimiz çocuklarımızı her sabah okul bahçelerinde resmi ideolojiye ve onun kurucusuna biat tazelemeye zorlayan bu köhnemiş uygulamanın kaldırılmış olmasını büyük bir sevinçle karşıladığımızı vurgulamak isteriz.
Şüphesiz “demokratikleşme paketi” içinde yer verilen düzenlemelerin pek çoğu bu ülkede yaşayan insanların geneli açısından özgürlük alanının genişletilmesine ve maruz kalınan kimi haksızlıkların, adaletsizliklerin giderilmesine yönelik adımlar olarak olumlu düzenlemelerdir. Bununla birlikte elbette Türkiye gibi resmi ideolojik körlük ve dayatma geleneği ile on yıllardır her kesimden insan kümesini düşmanlaştırmış, yok saymış, ezmiş bir devlet geleneğine sahip bir ülkede tüm mağduriyetlerin giderilmesi ve hakların tam olarak sağlanması için daha alınması gereken uzun bir yol olduğu da aşikârdır.
Ne var ki, daha paket açıklanmazdan önce tam bir önyargıyla hareket ederek “paketin içinin boş olduğu” propagandasına girişen çevrelerin tutumlarının hak ve adalet kaygısından uzak olduğu ise ortadadır. Bu noktada daha açıklanmamış paket hakkında birilerinin “bölme paketi”, diğerlerinin ise “kandırmaca paketi” tanımlamalarına girişmeleri, söz konusu çevrelerde objektif bir değerlendirmeden ziyade ideolojik propaganda mantığının ön planda olduğunun göstergesi sayılmalıdır.
Bugün açıklanan paketin bir süreç, ileri doğru atılmış bir adım olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu bağlamda bilhassa bu ülkenin Kürt vatandaşlarının geniş bir kesiminin talebi olan anadiliyle eğitim alma hakkının sadece özel eğitim kurumlarıyla sınırlandırılmış olmasını bir eksiklik olarak görüyoruz. Yetersiz olmakla birlikte, ileri doğru atılmış bir adım olarak gördüğümüz bu düzenlemenin en kısa sürede devlet okullarını da kapsayacak şekilde geliştirilmesi hakkaniyetin gereğidir.
Aynı şekilde kamuda başörtüsü yasağının kaldırılması adımını çok önemli ve olumlu bir adım olarak değerlendirmekle birlikte, uygulamadan asker, polis ve yargı mensupları gibi üniformalı çalışanların hariç tutulmasının bir haksızlık ve ciddi bir eksiklik olduğunun altını çiziyoruz. İnancından ötürü başörtüsü takan hanımların ister emniyette, ister orduda, isterse de yargıda hiçbir ayrımcılığa ve dışlamaya maruz kalmadan çalışabilmeleri için devlet gerekli düzenlemeleri bir an önce yapmalıdır. Asker ya da polis üniforması veya hâkim ya da savcı cübbesinin başörtüsüyle çelişen kıyafetler olarak algılanmasının ve bu alanlarda çalışan insanların başörtülü olarak çalışamayacakları ön kabulünün yasakçıların, dayatmacıların zihinlere kazıdıkları haksız, temelsiz bir önyargı olduğunun altını çiziyoruz. Hükümet bu konuyla ilgili olarak da en kısa zamanda gereken adımı atmalı ve özgürlük alanını kısmen değil, tam olarak genişletmelidir.
ÖZGÜR-DER
***
HABERE YORUM KAT
Aciklanan paket bircok olumlu hususu ihtiva ediyor. Dileriz ki baska adimlarla desteklenerek özgürlükler daha da ilerletilir.
Yanıtla (0) (0)Dursun Ali beyin degerlendirmesini anlamakta güclük cektigimi söylemeliyim. Dursun bey Anadolu'da gayri müslimlere yapilmis olan haksizliklarin devam ettirilmesini ve ve gasp edilmis( daha acikcasi calinmis) mallarin Müslümanlar tarafindan zaptedilmege devami mi istiyor? Hirsizlikla elde edilen yerlere velev ki cami yapimis olsun, buralar tazminat verilerek mal sahibi ile uyusulmaz ise yikilir. Artik bu saatten sonra hayali bir Hristiyan istilasindan korkmanin hicbir anlami yok.
Selametle kaliniz
Yetersiz kısımları olmakla beraber genel itibariyle tasdik edilebilecek bir metin denilebilir. Lakin, Hristiyan vakıflarının geri iadesine kesinlikle karşıyım. İş sadece Süryanilerden ibaret kalacak olsa neyse ama bunun Rum'u, Ermeni'si, Pontuslusu var. Kimse bugün farkında olmasa da Anadolu'daki arazilerin çok büyük bir kısmı bu ekalliyetin vakıflarından oluşuyor. Bunlar geri iade edilirse bugün cami olan pek çok yerin kiliseye tebdili başta olmak üzere pek çok gayr-i menkulün geri iadesi gündeme gelebilir ki hepimiz için asıl tehlike de budur. Zaten Sümela ve Akdamar'da yapılan ayinler yeterince mide bulandırmaktadır. Yoksa bundan iki asır sonra bir zamanlar Anadolu'da Müslümanlar yaşardı demesinler.
Yanıtla (0) (0)Referandumda EVET demeyenlerde dahil emeği geçen herkesten Allah razı olsun.
Yanıtla (0) (0)Kürtçe eğitimin özel okullarla sınırlandırılması ve başörtüsü serbestliğinin polis,asker,savcı ve hakimleri kapsamaması paketin ciddi eksiklikleri.
Yetmez ama EVET diyorum...