Yaşadığımız sevinçlerin, hüzünlerin, yüreğimizde biriktirdiğimiz duyguların bir solukta dile getirilmesi, dışa aktarılmasıdır şiir.
M. Mengüşoğlu'nun deyimiyle "şiir bireyin ve onun mensubu bulunduğu toplumun hayatından doğan farklı, sıra dışı bir idrak biçimi, bir tür şuur ediş hadisesidir."
Bu kısa ve dar tanımlarla birlikte şiirin kendisiyle ilgili münazaralar tarih boyunca hep süregelmiştir. Kimilerince şiir hor görülmüş, kimileri ise şiirin herkes tarafından anlaşılmadığını iddia ederek belli bir kesime has kılınmak istenilen bir edebi tür olarak değerlendirmiştir.
Ancak tarifi ne olursa olsun bütün bu tartışmaların gerisinde sahih bir bilinçle donanmış; yaşadığı çevrenin, irtibatlı olduğu insanların ve insanlığın dertlerine, ıstıraplarına ve sevinçlerine karşı gözlerini, gönlünü ve kalemini kapamayan bir şair, tarihe not düşer ve adil şahitlik yapar.
Ve bu kaygılarla yola çıktığına inandığımız "Ölümden Başka Silahım Yok", "Ayrılık Güvercinleri", "Sürgün Gözler", "Ali Şeraiti" gibi birçok esere imza atan Bünyamin Doğruer'in son şiir kitabı İşkence Tarlası ve Direniş Çiçekleri Ekin Yayınları tarafından Eylül 2005 tarihinde okuyucuya sunuldu.
Daha önce de birçok kitabında Ortadoğu halkını, Filistin'in mazlum çocuklarını konu edinerek toplumdaki yaşanılan vakalara karşı kayıtsız kalmayan şair özellikle son kitabında da Filistin halkının mücadelesini, direnişini, acılarını, Ortadoğu'nun kara gözlü mazlum çocuklarını, Irak halkının yaşadığı zulmü ve direnişi duru bir dille okuyucuya aktarmaya çalışmaktadır.
"Ellerin nede hünerli zeytin gözlü çocuk
acısız ölüme ayarlı yüreğin
ki güneş doğacak
ışıyacak ortadoğu
sevinecek hüzünlü bağdat
kalbimiz umut dolu…"
Ayrıca şair kitabına yer yer,
"bir elinde hamburger
bir elinde coca cola
ve kahroldun öylemi amerika
cebimizde dolarlarla duruyoruz namaza…"
tarzında ifadeleri serpiştirerek okuyucuyu bazı çarpıklıklar konusunda muhasebeye itmektedir.
Seksen sayfalık bir solukta okunabilecek olan kitabın son kısmını şair derin acıların yaşandığı Ebu Gureyb Cezaevi'nin işkence kokan, çirkin yüzünü adeta lanetleyerek bitirmektedir.
"Ebu gureyb: işkencehane
kuğuların can çekiştiği yer
ebu gureyb: ateşin yağdığı kabuslu geceler
ebu gureyb: bir gülün boşluğa düşen gözleri
ebu gureyb: kanımın donduğu yer..."
Direnişi şiir tadında , yalansız ve yalın şekliyle okumak isteyen ve mazlum halkların dertlerini kendisine dert edinenler için oldukça anlamlı bir kitap.
Bünyamin Doğruer'e böyle bir kitaba imza attığı için teşekkür ediyor, son dizelerini kendi dizelerimiz kabul ederek, Allah'tan yüreğine ve kalemine güç katması temenni ediyoruz.
Yarabbi bize güç, bize özgürlük, bize uyanıklık ver.
Ya Rahman, Ya Rahim, Ya Cebbar, Ya Kahhar, ya Müntakim...