
İsrail'in ‘Filistinlilerin eğitimine açtığı savaş’ kimliklerini silmekle ilgilidir
Anna Saif, İsrail'in Filistin eğitimini antisemitik ve şiddet yanlısı olarak karalayarak ulusal bilinci nasıl zayıflatmaya çalıştığını anlatıyor.
Dr. Anna Saif’in The New Arab’da yayınlanan yazısı Haksöz Haber tarafından tercüme edilmiştir.
Eylül 2024'te AB Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi, “antisemitik metinler içeren kitaplar” nedeniyle Filistin Yönetimi için ayrılan 20 milyon Avro'nun dondurulmasına ön onay verdi. Bunu aralık ayı başında Avrupa Parlamentosu genel kurulunda UNRWA ve Filistin Yönetimi'nin kınanması ve Filistin eğitimine yönelik fonların durdurulmasını talep eden bir oylama izledi.
Filistin eğitimine yönelik bu yeni saldırı, GeorgEckert Uluslararası Ders Kitabı Araştırma Enstitüsü'nün 2021 yılında yayınladığı ve Filistin okul kitaplarının UNESCO standartlarına uygun olduğunu tespit ettiği raporun ardından geldi.
AB Komitesinin neden İsrail eğitimiyle ilgili benzer bir rapor istemediğini sormak önemlidir. IDF'nin Gazze'de işlediği savaş suçları, eğitim de dâhil olmak üzere İsrail toplumundaki sosyalleşme süreçlerinin bir ürünü olmalı değil mi?
Gerçekte Filistin müfredatına yönelik bu saldırı, Filistin ulusal anlatısını susturmak amacıyla Filistinlilerin siyasi bilincini ve yerli kimliğini yok etmeye yönelik süregelen bir kampanyanın sonucudur.
AB'nin bu yıl eğitim fonlarını durdurması, Netanyahu'nun Filistin eğitiminin “radikalizmden arındırılması” yönündeki zehir zemberek çağrısını haklı çıkaracaktır: “Çocuklarına terörist olmayı öğretmeyi bırakmalılar. Bütün bir nesle İsrail'in yok edilmesini öğretmeyi ve aşılamayı bırakmalılar.”
Oysa Filistinlileri yok eden İsrail'dir. Bu yıl Gazze'de okula giden 625,000 Filistinli çocuk İsrail'in soykırımı nedeniyle bir eğitim-öğretim yılını daha kaçırdı. Altı yaşındaki 45.000 çocuk eğitimlerine başlayamadı ve 18 yaşındaki 39.000 çocuk da geçtiğimiz yaz okul bitirme sınavlarına giremedi.
Dahası, yakın zamanda ilan edilen ateşkese rağmen Filistinli çocukların gidebilecekleri okulları yok çünkü tüm eğitim binalarının neredeyse %90'ı hasar görmüş ya da yıkılmış durumda. Gazze'de eğitim 'radikalleştirilemez' çünkü mevcut değildir. Yok edildi ve bu ocak ayında ikinci eğitim dönemine başlaması gereken 12,000'den fazla öğrenci ve 500'den fazla öğretmen İsrail bombalarıyla öldürüldü.
Bu da yetmezmiş gibi İsrail, UNRWA'yı yasaklamak gibi eşi benzeri görülmemiş bir adım attı. BM Yardım ve Çalışma Örgütü 1949'dan bu yana Filistinlilere insani yardım sağlayan başlıca kurumdur ve şu anda Gazze'de 198, Batı Şeria'da ise 96 okulu vardır. Bu hamlenin acımasızlığı soykırımın kendisi kadar vahşidir.
Filistin okul kitaplarına karşı bir haçlı seferi
IDF Filistin okullarını havaya uçurmaya başlamadan önce, Filistin eğitim sistemine karşı yürütülen ideolojik savaş da aynı derecede kötü niyetliydi ve on yıllar önce başlamıştı. İsrail'in 1967'de Batı Şeria ve Gazze'yi işgal etmesinin ardından İsrailli yetkililer Filistin okullarında okutulan Ürdün ve Mısır ders kitaplarının her sayfasını inceleyerek kökten sansürledi. Oslo'dan ve yeni Filistin müfredatının yürürlüğe girmesinden sonra, müfredata yönelik sürekli bir saldırı 2000 yılında başladı ve acımasızca devam etti.
İsrailli bir STK olan Okul Eğitiminde Barış ve Kültürel Hoşgörü İzleme Enstitüsü (IMPACT-se) bu saldırının baş aktörlerinden biridir. Nakba, kurtuluş mücadelesi ve Siyonizm eleştirileri de dahil olmak üzere Filistin tarihinin okul kitaplarında anlatılmasını eleştirmektedir. Filistin müfredatına ilişkin 17 kapsamlı ve karşıt çalışma yapılmıştır.
George Town Üniversitesi'nden Profesör Nathan Brown tarafından 'kışkırtma lobisi' olarak nitelendirilen IMPACT-se, 2019 yılında Filistin eğitimine yönelik 15 milyon Avroluk AB fonunun 13 ay süreyle dondurulmasında etkili oldu.
Daha önce 2018'de ABD Kongresi'nde, ABD'nin 2018'de UNRWA'ya verdiği fonları kesmesinin ardından Filistin okul kitaplarının on yıl boyunca yıllık olarak gözden geçirilmesini öngören iki partili bir yasa tasarısı kabul edilmişti.
IMPACT-se, Filistin müfredatıyla ilgili 12, daha önceki adıyla Barışın Etkilerini İzleme Merkezi (CMIP) ise 5 çalışma yürütmüştür. IMPACT-se genellikle uluslararası ya da Londra merkezli bir kuruluş olarak tanımlansa da, aslında İsraillidir ve tüm yönetim kurulu üyeleri İsraillidir ya da araştırma ekibi gibi İsrail ile yakın bağlantıları vardır.
Kurucusu, Siyonizmi ırkçılıkla eş tutan BM Genel Kurulu kararının iptali için yürütülen kampanyayı koordine eden Yohanan Manor'dur. Yönetim Kurulu üyesi Jay Ruderman, İsrailli liderleri Amerikan Yahudi toplumu konusunda eğitmek için çalışmış ve IDF'de görev yaptıktan sonra AIPAC'e İsrail'deki direktörü olarak geri dönmüştür. Bir diğer yönetim kurulu üyesi Nancy Epstein, İsrail Savunma Kuvvetleri Dostları (FIDF) ve AIPAC'in aktif bir destekçisidir. Araştırma ekibinin çoğu İbrani Üniversitesi'nde çalışıyor ya da çalışmış. Programlar başkanı Sara Kabilo, AIPAC-AIEF'in (AIPAC Eğitim Vakfı) Kudüs merkezli Konuşmacılar Bürosunu yönetmiş ve AIPAC'in yıllık politika konferansında İsrail operasyonlarını yönetmiştir.
IMPACT-se'nin CEO'su Marcus Sheff, stratejik iletişim firması The Word Shop'un başına geçmeden önce Jerusalem Post'ta editörlük yapmış ve aynı zamanda IDF Sözcü Birimi'nde yedek subay olarak görev almıştır. İsrailli yetkililerle brifingler düzenleyen ve uluslararası haber kuruluşlarının editörlerine sürekli olarak İsrail yanlısı görüşler ileten TheIsrael Project'in (TIP) eski CEO'sudur ve üst düzey gazetecilerle ilişkiler kurarak 300'den fazla gazeteciyi 'intelli-copter' (akıllı helikopter) ile İsrail'de hava turuna çıkarmıştır. TIP'in savunuculuğu, milyonlarca medya tüketicisinin 'barış süreci', yerleşimler ve daha fazlası hakkında İsrail perspektifiyle beslenmesine neden oldu.
UNESCO standartları
Sheff ve ekibinin Filistin müfredatı konusunda 'tarafsız' bir araştırma yürütecek en iyi kişiler olmadığı sonucuna varmak zor değil. Aslında Filistinli çocukların eğitimine destek veren AB ve ABD'li bağışçıların fon kararlarını böylesine tarafgir bir kuruluşun değerlendirmesine dayandırmaları oldukça inanılmaz.
AB, IMPACT-se'nin 2018 raporuna dayanarak finansmanını dondururken, saygın Georg Eckert Enstitüsü'ne (GEI) ek bir çalışma yaptırdı. Ancak Brown'a göre GEI'ye verilen açıklaması sorunluydu çünkü “kışkırtma lobisi tarafından ortaya atılan bir dizi konu (haritalar, şiddet, şehitlik) etrafında düzenlenmesi gerekiyordu. Dolayısıyla, “analiz sanki Filistin ders kitapları İsraillilerin onları nasıl gördüğüne dayanmadan anlaşılamazmış gibi yazılmış - ancak İsrail ders kitaplarına aynı muamele yapılmamış.”
Bu yüklü varsayıma rağmen, GEI bulguları IMPACT-se tarafından öne sürülen iddialarla uyuşmamaktadır.
Çalışma, Filistin ders kitaplarının, insan haklarına güçlü bir odaklanma da dahil olmak üzere UNESCO standartlarına uygun olduğunu ve bu hakların evrensel bir nosyonunu açıkça vurguladığını ortaya koymuştur. Ayrıca, “ders kitaplarının devam eden işgal, çatışma ve şiddete doymuş bir ortamda üretildiği ve bunu yansıttığı” belirtilmiştir.
Nathan Brown, IMPACT-se'nin yaklaşımının, kitaplarda “olumsuz olarak tasvir edebileceği her şeyi aramak ve kışkırtma suçlamasını zayıflatan karşıt kanıt, yorum veya çalışmayı reddetmek” olduğunu öne sürmektedir.
GEI'nin bulguları temelinde AB finansmanı yeniden sağlandı ancak IMPACT-se araştırmacıları arasında yaygın olan bilişsel uyumsuzluk raporun sonuçlarını kabul etmedi.
Sonuç olarak, Filistin müfredatına karşı devam eden kampanya, Filistin kimliğini ve ulusal bilincini zayıflatmayı ve ortadan kaldırmayı ve Filistin halkına yapılan tarihi yanlışı susturmayı amaçlamaktadır.
Ben White, İsrail'in üst düzey siyasi, güvenlik, istihbarat ve iş dünyası elitlerinin her yıl kapalı kapılar ardında bir araya geldiği 2010 Herzilya Konferansı'nda başlatılan ve bir teknoloji merkezi ve başarılar ülkesi olarak 'Marka İsrail'i’ tanıtmak için yeni bir hamlenin yapıldığı önemli bir İsrail politika stratejisinin altını çizdi. Bu, ivme kazanmakta olan BDS hareketiyle mücadele etmek içindi. Konferanstaki konuşmalar arasında 'Anlatı Savaşını Kazanmak' ve ‘meşruiyetlerini ortadan kaldırmak' da vardı.
Filistinlilere yönelik etnik temizlik, işgal, apartheid ve katliamların tarihi hakkındaki gerçekleri dile getirmek İsrail'i gayri meşru hale getiriyorsa, öyle olsun. Er ya da geç gerçek ortaya çıkacaktır.
Filistinli çocuklar kendi tarihsel anlatılarını unutamazlar çünkü bunun sonuçlarını her gün yaşıyorlar. İşgal ve apartheid altında, işgal altındaki topraklardaki mülteci kamplarında ve diasporada yaşıyorlar. Şimdi de korkunç bir soykırımın kurbanları durumundalar. Bu durum karşısında, her Filistinli ebeveyn ve öğretmen Filistin'in hikâyesinin anlatılmasına yardımcı olmaktan ve her Filistinli çocuğa Filistin'in kurtuluşu için umut aşılamaktan başka bir şey yapamaz.
İsrail müfredatta değişiklik yapmaya zorlayacak güce ve kaynaklara sahip olabilir ancak Filistin anlatısı yok edilemez ve yeni nesilde bunu yaşamaya devam edecektir.
*Dr. Anna Saif bağımsız bir araştırmacıdır ve daha önce Surrey, Portsmouth ve Birzeit Üniversitelerinde ders vermiştir. Temel araştırma alanları, Arap dünyasına özel ilgi duyarak metinsel ve görsel sömürgeci söylem analizine odaklanmaktadır.
HABERE YORUM KAT
Eğitim bizdede aynı işlevi görüyor.örnek;imam hatiplerde ve ilahiyat fakültelerinde eğitim -öğretim İMAN(tevhid)merkezli değil, KÜLTÜR (laik)merkezlidir.........bizzat ilahiyat kelimesi ve "din kültürü"İslam'ın dışındaki tüm dinleri içine alan kavramlardir..............bu nedenle (istisnaları olsada)ciddi bir çoğunluk cuma sursi 5.ayetteki "kitaplar taşıyan esegin durumu gibir."emri ilahisine uymaktadir.
Yanıtla (0) (0)