1. HABERLER

  2. ÇEVİRİ

  3. Gazze’den bir haykırış: Sevgili Müslümanlar, İsrail ile ekmeğinizi bölüşmeyin
Gazze’den bir haykırış: Sevgili Müslümanlar, İsrail ile ekmeğinizi bölüşmeyin

Gazze’den bir haykırış: Sevgili Müslümanlar, İsrail ile ekmeğinizi bölüşmeyin

​​​​​​​Müslüman dünyasının sağır kulakları ve Gazze'ye karşı kayıtsızlığı yargılanacak. Abubaker Abed, Gazze'nin Müslümanlara ihtiyacı olduğundan çok daha fazla Müslümanların Gazze'ye ihtiyacı olduğunu yazıyor.

31 Mart 2025 Pazartesi 19:55A+A-

Abubaker Abed’in The New Arab’da yayınlanan yazısını Barış Hoyraz, Haksöz-Haber için tercüme etti.

 

Bu satırları yazarken yetersiz besleniyorum çünkü son 20 gündür Müslüman kardeşlerim Gazze'ye bir şişe su bile gönderemediler.

538 gün boyunca, Müslüman dünyanın ihtiyaç duyduğumuz anda yardımımıza koşacağına inanmak gibi bir hataya düştüm. Son birkaç aydır onlardan çok şey beklediğim ve karşılığında hiçbir şey alamadığım için derin bir hayal kırıklığı yaşıyorum - neredeyse hiç protesto olmadı ve çoğu insan işlerini kaybetmekten korkarak sessiz kaldı.

Belki de kariyerleri, doğumundan sadece üç gün sonra çalınan Gazzeli bir çocuğun hayatından daha önemlidir; bu, son 17 ayda İsrail tarafından kaçırılan en az 15.500 genç ruhtan biridir.

Sevgili Müslümanlar, sizden hiçbir zaman acılarımızı bir şişe su ve gıda kolileriyle dindirmenizi istemedik. Bu yolu seçtiğinizde İslam'ı yanlış anladınız. Ne yazık ki sadece İsrail'in onayıyla hareket ediyorsunuz, zira Gazze'ye yönelik 20 günü aşkın süredir devam eden İsrail ablukasını kaldıramadınız.

Adaletsizliğe ve zulme karşı mücadelede bizimle birlikte olmalıydınız, pasif bir şekilde seyirci kalmamalıydınız. İslam'ın ve Kuran'ın bize öğrettiği budur. Bizler topluca katledilmeye devam ederken bize sadece iyi dileklerinizi sunmayın.

Allah'a şükürler olsun ki ben bir Müslüman ve Kur'an hafızıyım. Ve son sekiz yıldır şeriat ve İslami çalışmalar öğrencisi olarak, Müslümanların aşırı sıkıntılar karşısında birlik olmaları, kim ve nerede olursa olsun herhangi bir Müslüman’ın acısını paylaşmaları gerektiğini öğrendim.

Nisa Suresi 75. ayette Allah, “kendi yolunda neden savaşmadığınızı ve desteğinize çaresizce ihtiyaç duyan zayıflara, erkeklere, kadınlara ve çocuklara neden yardım etmediğinizi” soruyor.

Peki, neden bunca aydır karşılık vermediniz? Bu, Kur'an'da sizi kardeşlerinizin acılarını hafifletmek için savaşmaya çağıran pek çok ayetten sadece biri. Yine de, en küçük bir şekilde bile harekete geçmediniz.

Beni gerçekten üzen ve uyuşmuş vicdanlarınızı uyandırması gereken şey, hükümetlerinizin bizlerin öldürülmesini ve işkence görmesini desteklemesine izin vermiş olmanızdır. Hükümetleriniz, askeri ve diplomatik ilişkilerini güçlendirmek için her zaman istekli olan İsrail ile yakın bağlarını sürdürerek, gözlerinizin önünde katledilmemize ve belaya uğramamıza olanak sağlıyor.

Hükümetlerinize hiçbir zaman gerçekten karşı çıkmadınız, İsrail'le olan satışlarını ve bağlantılarını sona erdirmeleri için onlara baskı yapmadınız. Şu anda tanık olduğumuz şey, Müslüman dünyasının birliğini parçalamayı ve kimliğimizi silmeyi amaçlayan sistematik bir normalleşme çabasıdır.

Müslümanların Gazze'ye ihtiyacı var, ama Gazze'nin Müslümanlara ihtiyacı yok…

Mübarek Ramazan ayı boyunca BAE, Suudi Arabistan ve diğer ülkelerden sözde Müslüman liderlerin ABD Dışişleri Bakanı ve İsrailli yetkililerle bir masa etrafında oturup kelimenin tam anlamıyla birbirleriyle ekmeklerini bölüştüklerini gördük. Bu arada ben ve ailem orucumuzu açacak bir şeyler bulmakta zorlanıyoruz.

Binlercenizin sosyal medyada günlük yemeklerinizi paylaştığını gördüm. Peygamberler size yemeğinizi başkalarıyla paylaşmayı ya da en azından yemek bulamayanları rahatsız etmemek için gizlice yemeyi öğretmedi mi?

Sözde Müslüman liderleriniz, Allah'a ve ahiret gününe inananların, en yakın akrabaları bile olsa Allah'a ve Resulüne karşı gelenlerle ittifak kurmayacaklarını söyleyen Mücâdele Suresi'nin son ayetini okumadılar mı?

Her gün, kendi kanımızda boğulan yüzlercemizi, köhne çadırlarda yaşayan, yiyecek ve su dilenen binlerce bitkin aileyi ve lağım dolu sokaklarda korkudan, soğuktan ve açlıktan titreyen yüzlerce yalınayak, travma geçirmiş çocuğu izliyorsunuz. Onlar için gerçekten ne yaptınız?

Keşke temel insan haklarımızı istemek için dünyanın önünde onurumuzu ayaklar altına almak zorunda kalmasaydık ama buna mecbur kaldık çünkü siz ve dünya hayal bile edilemeyecek acılarımıza göz yumdunuz. 60.000'den fazla insan öldürüldü ve 110.000'den fazlası sakat kaldı. Bu sayının ikiye ya da üçe katlanmasını mı bekliyorsunuz? Sonunda harekete geçmek ve bize yaşatılan bu cehennemi durdurmak için daha ne kadarını görmeniz gerekiyor?

Allah'ın Hicri takvim boyunca ibadetlerimizi yoğunlaştırmamızı istediği iki dönemden biri olan Ramazan ayının son günlerindeyiz. 

Nisa Suresi'nin 76. ayetinde, “Allah bizi haksızlığa uğrayanlar için mücadele etmeye zorladıktan” sadece bir ayet sonra, “Allah mazlumlar için mücadele etmeyi namaz, zekât ve oruçtan daha öncelikli” tutuyor.

Peki, camiye gittiğinizde ve namaza durduğunuzda Gazze'yi hatırladığınızda aklınıza ne geliyor? Tabii ki, eğer hatırlıyorsanız. Çoğunuzun hatırlamadığını düşünüyorum.

İşgal altındaki Filistin'in tamamını ve kutsal dini mekânlarını özgürleştirmek için el ele vermeliydik. Ancak siz savaş suçlularını normalleştirmeye, topraklarımızın çoğundan vazgeçmeye ve Gazze'de soykırımı teşvik etmeye başvurdunuz. Sahada hiçbir şey elde edilemedi.

Bunun yerine, içi boş basmakalıp sözler ve aşağılayıcı ricalardan başka bir şey almadık. Allah'ın merhameti onlarınkinden daha büyüktür ama siz onlarınkinin altında yaşamaya karar verdiniz. O gerçekten de size her gün nimetlerini ve merhametini bahşediyor ama siz bunun farkına varmayı reddediyorsunuz.

Safça Ramazan ayını ailemle birlikte huzurlu ve rahat bir şekilde geçireceğimi düşünmüştüm. Ancak İsrail yapacağını yaptı: Bize karşı bir aç bırakma stratejisi uyguladı ve iki gün sonra da sınırları kapattı. Ve İsrail için bunu yapmak çok kolaydı çünkü siz hiçbir şey yapmadınız.

Şimdi hayatlarımız bir kez daha paramparça oldu, yaralarımıza tuz basıldı. Bu bir tür sapma değil, bu planlı bir soykırım.

Bu akşam orucunuzu açarken lütfen unutmayın, Gazze eninde sonunda yaşadığımız dehşetten kurtulacak. Bağımsızlığımızı, yaşam hakkımızı ve bize haksızlık edenler için adaleti yeniden kazanacağız. Ve o gün geldiğinde, ahiretteki en büyük soruyla karşılaşmamak ya da en azından insanlığınızı korumak için Gazze'ye her zamankinden daha fazla ihtiyacınız olacak.

Şu anda her ikisini de kaybediyorsunuz ve yarın sizin için müdahale edecek kimseyi bulamayacaksınız çünkü bugün size ihtiyacımız olduğunda müdahale etmediniz. Bu sizin günlük hatırlatıcınız olmalı.

Bayrama iki gün kala, bayramın özü neredeyse iki yıldır hayatımızda yokken nasıl kutlayacağınızı merak ediyorum. Biz kefenlere sarılmışken siz nasıl en güzel kıyafetlerinizi giyebiliyorsunuz? Benim mahallemdeki çocuklar kuma yiyecek çizerken siz nasıl tatlı yiyebiliyorsunuz? Gazze'de 1.000'e yakın caminin yıkıldığına ve kirletildiğine şahit olmuşken nasıl camiye gidebiliyorsunuz? Ve biz aile üyelerimizin ve sevdiklerimizin mezarları başında keder içinde dururken siz nasıl sevdiklerinizi ziyaret edip evinizde sevinebiliyorsunuz?

Aklımda pek çok soru var. Ancak bayram, tüm Müslümanların birlikte kutlama yaptığı bir zamandır. Eğer bu gerçek aklınızdan geçmiyorsa, o zaman bu gerçek bir bayram değildir - hem İslami hem de insani değerlerden yoksun, geçici, kendini beğenmiş bir sevinçtir.

Babanızın vefat ettiği gün komşunuzun parti vermesi gibi bir şey.

İçimdeki amansız acıyı nasıl susturacağımı bilmiyorum. Kalbimde daha fazla acıya yer kalmadı. Ancak yaptıklarınız yükümü hafifletmek yerine acımı daha da derinleştiriyor.

 

*Abubaker Abed, Gazze'deki Deir al-Belah Mülteci Kampı'nda yaşayan, spor ve dillerle ilgilenen Filistinli bir gazeteci, yazar ve çevirmen.

HABERE YORUM KAT

3 Yorum
  • faruk tınaz / 02 Nisan 2025 08:46

    israil ile ekmeğini bölüşmek.. mektubun içeriği de bunu açıkça yüzümüze vuruyor maalesef. evet sanki ahvalimiz tam olarak da bu...

    Yanıtla (0) (0)
  • Mahmut Ataseven / 01 Nisan 2025 13:12

    Özelde yeryüzündeki müslümanlar geçici olan bu dünyada konforun sekülerizmin nihilist ve varoluşçuluk girdabında debelenip kendilerince Cennet kurmaya kendi cellatlarına aşık olmaya haz ve hızın cenderesinde cennetler inşa etmeye devam etsinler yaratıcı olan Rabbimiz onların üstündeki kendi Rahmetini esirgediğinde Şimdiki olduğu gibi rezil ve rusyaf ömürlerini doldurup tarihin çöplüğünde sadece birer isimden ibaret olup kaybolup silinip yok olacaklardır.Rabbimiz biz bunlardan beriyiz ve aramızı ayır ayaklarımızı sabit kıl Şüphesiz ki Sen güç ve kudret sahibisin senin gücün her şey yeter

    Yanıtla (0) (0)
  • Faik KAYNAK / 31 Mart 2025 20:11

    Başlığın bizzatihi kendisi, bizleri ürkütmeye yetti ..

    Yanıtla (0) (0)