1. YAZARLAR

  2. KENAN ALPAY

  3. Gazi’yle Kucaklaşma ve Kemalizm’le Yenilenme Çığırı
KENAN ALPAY

KENAN ALPAY

Yazarın Tüm Yazıları >

Gazi’yle Kucaklaşma ve Kemalizm’le Yenilenme Çığırı

31 Ekim 2017 Salı 09:37A+A-

Siyasi mücadele toplumsal realiteyi doğru okumayı gerekli kıldığı kadar ahlaki tutarlılığı ve kimlikte sebatkârlığı da mecbur kılar. Saplantılarla, hamasetle, vesvese ve komplo teorileriyle ciddiye alınabilir bir siyasal mücadele verilemez elbette. İktidara yürüme iddiası hemen her zaman toplumun çok değişik hatta muhalif kesimlerini dahi kucaklamayı gerekli kıldığından kullanılan dil, icra edilen hizmetler ve vaad edilen gelecek vurgusu teoriyle çelişme riski taşır çoğunlukla.

Türkiye’de olduğu gibi siyasete resmi ideoloji ve bu resmi ideolojiyi koruma ve kollama misyonuyla görevli kurumlarla mutabakat sağlamaktan başka seçenek tanınmıyorsa bu çelişme riski hep yüksek ve kroniktir. Bu sebeple Türkiye’de siyaset topluma hizmet için değil uzun süren zorlu yıllarda adeta devlet adına toplumu terbiye etmek şartıyla sivillere tevdi edilmiştir. Tabii “yakın siyasal ve toplumsal tarihi çok fazla irdelenmesin, geçmiş ikide bir kurcalanmasın, tarih iyisiyle kötüsüyle bizimdir ancak mazi hep tatlı bir ortak payda olarak gündem olsun” mantığıyla hareket etmeyi şiar edinenlere söyleyecek pek fazla bir sözümüz yok.

FETÖ’nün Düşmanıysa Koy Sepete

Cumhuriyet’in kuruluş ve son döneme değin işleyiş şartlarını tartışmalardan uzak tutarak yol alabileceğini düşünen yeni bir siyaset ve medya diliyle ‘artık’ daha fazla muhatap olmaya başladık. Vurguladığımız bu ‘artık’ hangi zamanı ve gelişmeleri işaretliyor hepimiz biliyoruz. 7 Şubat MİT Müsteşarını gözaltına alma kriziyle başlayan, el konulmaya kalkışılan MİT Tırları hadisesiyle yükselişe geçen, 17-25 Aralık tuzağıyla level atlayan ve 15 Temmuz darbe girişimiyle altın vuruş yapan Fethullahçı Cunta’ya karşı kucaklaşma ve yenilenme çağrıları daha bir sıklık kazandı. Bir yere kadar normal hatta zaruri olarak karşılanabilecek bir korunma refleksiydi cereyan eden arayışlar.

Bir yere kadar’ dediğimizde hemen ‘mesela nereye kadar?’ sorusu devreye girecektir doğal olarak. Siyasette ittifak arayışını ‘beka sorunu yaşanan dönemlerle sınırlı tutmalı’ gibi daraltılmış bir cevaza hapsetmek hiç gerçekçi değil. Ancak zaruret olarak tezahür eden ittifakı bir meşruiyet arayışı hatta rakiplere öykünme ve işlenen suçları silip atmanın ön şartı olarak kabullenme tercihi açık bir intihar yoludur. Maalesef son dönemde artarak karşımıza dikilen tavır tam da bu açık intihar tercihini işaretlemektedir. Fethullahçı Cunta’ya karşı olan her kesimle safları sıklaştırma, ortak nokta ve hareket tarzını arttırma modası şimdilik pek sevimli ve çok sağlam yol gibi gözükse de işin aslı tam aksi sonuçlar doğurmaya adaydır.

İşin tuhaf tarafı daha düne kadar Fethullah Gülen ve Cuntasına sevgi, sadakat ve hayranlıklarını deklare ederek yer tutan kimi isim ve çevreler şimdi aynı rolü Doğu Perinçek ve Devlet Bahçeli’ye yönelik olarak üretmekte ve büyütmektedirler. Bahçeli ve Perinçek ile kurulan mutabakattan yeni bir milli mücadele destanı yazılacağına dair çok sayıda analiz kamuoyuna arz edilmektedir hayret verici bir biçimde. Garip ama Bahçeli ve Perinçek’in geçmişte veya bu dönemde sergilediği siyasete yönelen eleştirileri herkesten önce ve herkesten daha çok bu çevreler bloke etmekte ve fitnecilik olarak damgalayıp jurnallemekteler. Adeta geleceği garanti altına alacak milli ve yerli siyasetin, milliyetçi ve ulusalcı karakterin Atatürkçülük ortak paydasından başka bir ilke üzerinde kurulamayacağına dair mutabakat zaptı tutulmuş!

Yeni İttifaktan Anladıkları

Ne tavsiye ve eleştiriye tahammül ediliyor ne de siyasal ve toplumsal gerçeklikle çatışan sentetik formüllerin iflasa sürükleyici tuzaklarla örülü tecrübelerini tekrarlayarak ancak duvara toslanacağına ilişkin uyarılar dikkate alınıyor. Atatürk ve Kemalizm hem ideolojik olarak 2019 seçimlerine endekslenerek yeniden üretiliyor hem de siyasal kaos üretiminden darbeciliğe kadar uzanmış Kemalist kadrolarla safları sıklaştırarak zafer elde edileceğine dair saçma hayaller kuruluyor.

Teşkilatlar ve yerel yönetimlerle alakalı beklenen değişimin temel sorunlarından biri de meğer Atatürk üzerinden sosyolojide pozitif etki oluşturacak mesaj, sembol ve icraatların sergilenememiş olmasına bağlayan sözleri işitiyoruz hayretle. Kavga ve gerilim istenmiyorsa Cumhuriyet’in kuruluşu, işleyişi, askeri darbeleri tetikleyen faktörleri, yasaklar ve yolsuzluklarla örülmüş resmi ideolojiyi, ülke ve toplumu ipotek altında tutmuş Kemalist kadrolara karşı verilen mücadeleyi tümden gündemden çıkarmak gerekiyormuş. Teklifleri ‘susun, konuşmayın, eleştirmeyin’ bile değil. “Atatürk’ü, Atatürkçülüğü ve Kemalist Cumhuriyeti sorgusuz sualsiz sevin ve sadakat gösterin”den ibaret bir hapla 2019’a kadar uçmamızı teklif ediyorlar.

Atilla İlhan’dan Doğu Perinçek’e oldukça geniş bir yelpazeden Atatürkçülük ilhamı alan ve ilhamı veren bu yeni kuşatıcı teori-politika içe dönük olarak bir o kadar da keskin tasfiyeci bir siyaseti öngörüyor. Sadece toplumsal alanda etkili olan İslamcıları değil bizzat AK Parti içinde yer almış kurucu isimleri dahi gaflet, dalalet ve hıyanetle suçlayarak diskalifiye etmeyi hedefleyen bir teori ve koordinasyon merkezi yapıyor bu işleri. AK Parti’ye ve topluma Atatürkçülük ve Kemalist Cumhuriyet aşılama ihalesini üstlenen mezkûr şebeke bakalım nasıl bir başarı ve zafere imza atacak!

Yeni Akit

YAZIYA YORUM KAT

15 Yorum
  • Hüseyin ömer / 03 Kasım 2017 00:35

    Evet arkadaşların dediği gibi bence de bagimsiz kimligimizi muhafaza etmeliyiz ve asla taviz vermemeliyiz..bunun için de yapmamiz gereken şey islami kimligimizi korumak ve de her kosulda adil olmaktır..dolayisiyla da Özgürder bünyesi içinde bunu rahatlıkla yapabiliriz..

    Yanıtla (2) (0)
  • Rıdvan Kaya / 01 Kasım 2017 11:18

    Sağolsun bazı kardeşlerimiz, abilerimiz farklı isimlerle aynı noktaya vuruyorlar sürekli! Önemli değil, Allah için uyarıda bulunanları sever, kendilerine dua ederiz. Mamafih, gördüğümüz bir yanlışa, yanlışlara dikkat çektiğimiz her defasında takındıkları " abartılı uyarıcı" söylem bir şey kazandırmıyor, kimseye katkıda bulunmuyor, bilakis içeriğindeki "kendileri tertemiz, onların dışındaki neredeyse herkes pisliğe bulaşmış" tavrı çok rahatsızlık veriyor.

    AKP'nin peşine takılmışız, tövbe etmeliymişiz, yeniden eski dosdoğru yola dönmeliymişiz vs.vs. bu söylem vallahi açık bir haksızlık ve usulsüzlüktür! Yok kardeşim böyle bir şey, nereden çıkartıyorsunuz bu basit ithamları? Çizgimiz ortada, yaptıklarımız ve sözlerimiz ortada. İsim vermeden Kenan kardeşimizin bir yazısına atıf yaparak Erdoğan'ın mümin ilan edildiğinden şikayetle ilgili olarak sormuştum, yine sorayım, peki siz ne diyorsunuz kafir mi, müşrik mi? Biz bu çizgideki insanları sadece bugün değil, 10 yıl önce de 20 yıl önce de hiçbir zaman tekfir etmedik ki, her zaman Müslüman olarak gördük. Çizgilerini benimseyip benimsememek bizi iman-küfür ayrımına götürmek zorunda değil ki?

    Bizim ne yaptığımız, nerede durduğumuz ortada. AK Parti'nin İslami kimliğe aykırı hangi icraatını benimsemiş ve peşine takılmışız? Ve bunu söyleyenler bizden farklı olarak ne yapmış, Ümmetin kanayan yaralarına ilişkin somut manada ne önermiş, ne yapmışlar?

    Bin defa söyledik, yine tekrar edelim AK Parti'ye düşman değiliz, içeride ve dışarıda Müslümanların ve mazlumların lehine yaptığı sayısız olumlu icraatı destekledik, desteklemeye de devam edeceğiz. Adalet bunu gerektirir. Ama AK Partili değiliz, bu yüzden de yanlışlarına ortak olmamız ya da sessiz kalmamız söz konusu değil. Eleştirmeyi de sürdüreceğiz. Bu bizim hakkımız ve görevimiz.

    Siz ise hoşunuza giden, Müslümanların maslahatına, menfaatine gördüğünüz icraatları görmezden geliyor ve sadece olumsuzluklar üzerine yoğunlaşıp, bunu bir siyaset tarzı haline getiriyorsunuz. Bu yaklaşımı hiç ama hiç adil ve tutarlı görmüyoruz, kimseye de bu üslupla bir şeyin anlatılabileceğine inanmıyoruz.

    Yanıtla (12) (3)
  • İsmail / 02 Kasım 2017 13:25

    Yahu RIdvan abinin bu cevabı nasıl 3 like ve 3 dislike alır?

    AK Partinin hangi yanlışını savunup desteklemiş bu site? Müslümanların gündemindeki meselelerle ilgili yanlışlarından hangisini sansürlemiş? Kim kimin kuyruğuna takılmış?

    Abartılı yorum yazanlar kendi durumlarını gözden geçirsinler. Hakikati tespit edip savunmak zordur. Ama ifrat ile tefrit birbirine yakındır ve kolaydır. AK Parti'ci olmak ne kadar kolaysa Ak Parti düşmanı olmak da o kadar kolaydır.. Mesele yapılıp edilenleri tek tek ilkeleri çerçevesinde tahlil edebilmektir.

    Kendinizi ak partinin taraftarlığına soyunmuş hissediyorsanız derhal tevbe edin zaten! Biz o tutumdan beriyiz.

    Haksözün alnı açıktır, elhamdülillah gönül rahatlığıyla savunabiliyoruz. Daha iddiamızı da kimse yalanlayamadı.

    Yanıtla (2) (1)
  • faruk / 03 Kasım 2017 00:16

    Allah Rıdvan abiden razı olsun.. Tevhid kavramının kendisini en güçlü bir şekilde konumlandırdığı yerlerden birisi tabi ki siyasal düzlemdir ancak hayatın, insanın, kainatın bütününe matuf bir kavram iken onu salt siyasal sığ bir düzleme indirme hatasına düşmek bizleri yaralıyor. durulması gereken yer bellidir. çok basit: doğruya doğru, yanlışa yanlış... uyarıcı ve ikaz edici tarzımızdan taviz vermemeli ama bunu yaparken İslam düşmanlarını sevindirecek kadar muarız bir üslubu da benimsememeliyiz. biz bu güne kadar bu çizgiden bunu gördük. Allah tekrardan razı olsun, çabalarımızı artırsın inşallah...

    Yanıtla (0) (0)
  • Faik KAYNAK / 01 Kasım 2017 15:38

    Ümmetin evlatlarını adeta omuzlarından silkeleyen ve kafalarının zonklaması için sebebler sadreden KENAN kardeşimden;
    Bizler için hayati önemi haiz olan bu makaleye;
    adeta şerhi niteliğindeki iki yorumuyla katkı sunan RIDVAN Başkan'ımdan Rabbim razı olsun !

    Özgür-Der camiasına olan aidiyetim, muhabbetim ve hürmetimin ana kaynağı;

    1- ilklerinden ödün vermeyen bir oluşum,
    2- parti, cemaat, cemiyetin arka bahçesi durumunda olmaması,
    3- dünyevileşme ve maddi tamaha meyletmeden, her zaman ve zeminde hakkı söyleme Erdem'ini, adil şahidliğimizde sergilemesi..

    Özgür-Der 'in;
    A-olgu ve olaylara bakış açısı,
    B- sistemle entegre olmayışı
    C- çatışmacı, kutuplaştırıcı, ötekleştirici bir dilden uzak durması
    D- kucaklayıcı ve kuşatıcı bir düşüncede olması,
    E- Kuran ve sahih sünnetten beslenen kurumlar, STK lar ve bireylerle ülfet ve uhuvvet merkezli proje bazlı çalışmalar yapması,
    F- İfsada yüz tutmuş neslin ıslah-inşa-ihya üçgeninde kurtulmalarına matuf ciddi sistematik hizmetler sunma gayretlerini,
    E- İslami hassasiyetlerini dünyevi menfaatlerine, ikbal ve mevkilere kurban eden
    ve sistemle entegre olmuş,
    sığ kalıplara hapsolmuş yapılara, elit mesafede uzak ve mesafeli durmasını,
    Sıralamak mümkündür !

    Yanıtla (4) (0)
  • Fatih Koç / 01 Kasım 2017 11:10

    Kenan abi sahiplenmenin getirdiği nehyi anil münker görevini yerine getirmeye çalışıyor; ama bunu, secularismi ve capitalismin üç ayağı olan serbest piyasa ekonomisini, demokrasiyi ve insan haklarını teyid ve tekid ederek II.M.Kemal olma şerefine(!) nail olduğunu unutuyor Rte'nin, maalesef. Vesselam...

    Yanıtla (0) (1)
  • Seyfullah / 31 Ekim 2017 23:52

    Çogu yorumculara katılıyorum. Evet büyük bir yanlış yaparak akp nin peşine takılıp taraf olduk. Özgün kimliğimiz ilkelerimiz ve mücadele hattımız zaafa uğradı. On yıllarca samimi çabayla ortaya çıkarılan birikimimiz laik demokratik ve bu yazıda da ifade edildiği üzere artık biraz da neo-kemalist olan bir partiden taraf olmak yolunda heba edildi. Artık kendimizi tanıyamaz olduk. Biz kimiz? Daha önceki yıllardaki duyarliliklarimiza kimlik ve ilkelerimize ne oldu? Bir yorumcunun teklif ettiği gibi tevbe edip dönsek eski hattımiza acaba kaç kişi döner. terk ettiğimiz eski mevzilerine kaç kişi geri döner. Sistem içi siyasetin kirliliğine bulaşan kaç insanımızı kurtarabiliriz. Hatta Kendimizi ne kadar kurtarabiliriz? Buna rağmen toparlanmalı ve bu bataklıktan kurtarabildiklerimizle ummeti vahiyle inşa ve kuran nesli projemize geri donmeliyiz. Kendimizi ve ummeti kurtaracak tek Hak yol olan nebevi yöntemi takip eden yeni bir başlangıç ve yeni bir hamle yapmalıyız.

    Yanıtla (3) (3)
  • Hüseyin / 31 Ekim 2017 22:10

    Perincek minicik bir Partinin baskani ama adamin Fikirleri iktidarda.

    Yanıtla (0) (0)
  • Bülent / 31 Ekim 2017 21:35

    İslam'ın ve müslümanların geleceğini siyasete veya tek bir adama endeksleyenler Rıdvan abinin de dediği gibi fasit daire'den kurtulamıyor. "Vardır bir hikmeti, maslahat gereği" yaklaşımı siyasette de aynen geçerli. Atatürkçülere rüşvet vererek İslam' a hizmet iddiası ile Fethullahçıların meşhur takiyyeleri arasında bir fark göremiyorum. Tavır aynı, yöntem farklı sadece. Her zaman hakkı savunan, tutup kaldıran birileri olacak, o yüzden endişelenmiyorum. Ancak bunların yaptıkları yüzünden faturanın masum müslümanlara kesileceği ihtimalinden endişe ediyor ve üzülüyorum. Rabbim akıbetimizi hayreylesin.

    Yanıtla (0) (1)
  • Adil / 31 Ekim 2017 13:00

    Rıdvan kardeşim, lutfen meselelere İslami ölçüler çerçevesinden bakma duyarlılığımızı tekrar kazanalım. Böyle bakınca, tağuti sistem içinde tevhidi ilkeleri feda ederek Allah'ın hükmüyle değil de laiklikle hükmetmeye razı olmuş, hatta içselleştirmiş ve bununla da kalmayarak "laiklikle İslam bağdaşır" saptırmasıyla bütün ümmet coğrafyasını protestanlaştırmaya soyunmuş laik demokratik tağuti sistem içi bir iktidardan başka bir sonuç beklemek makul ve şer'i midir?

    Yanıtla (3) (3)
  • Hasan / 31 Ekim 2017 19:58

    Adil kardeşe katılıyorum. Artık Müslümanlar olarak yaptığımız büyük yanlıştan dönmeliyiz. AKP'nin ardından sistem içi siyasetin kirliliğine bulaşmamızın sonunda çok büyük kan kaybı yaşadık ve ciddi boyutta istikamet krizine tutulduk. Hatta kimimiz RTE için "mümin, muvahhid" ve "ümmetin umudu" deyip kefil olacak kadar ölçüyü kaçırıp sistem içi laik demokratik siyasete "meşruiyet" kazandırmaya kadar savrulduk. Tabii sonuçta bu laik demokratik kapitalist iktidarın tüm yolsuzluk, adaletsizlik ve hukuksuzluklarının faturasının da İslam'a ve Müslümanlara kesilmesine sebep olarak büyük vebal altına girdik.

    Artık yeter demeli ve sistem içi laik demokratik siyasetin bütününden teberri ederek bağımsız İslami kimlikli bir yapıyı üretmek üzere bir an önce harekete geçmeliyiz. Bunca kan kaybından sonra zararın neresinden dönülse kardır. Haydin kardeşler daha fazla geç kalmayalım ve geri dönülmeyecek noktalara gelmeden istikameti düzeltelim, böylece tevbe edip altına girdiğimiz büyük vebalden kurtulmaya çalışalım.

    Yanıtla (2) (1)
  • bekir ziya / 31 Ekim 2017 17:02

    Eğer birileri bir strateji olarak Kemalistlerin desteğini almak için bu güzellemeleri yapıyorsa iyi bilinsin ki Ak Parti ve Lideri ağzıyla kuş tutsa bu laiklerden tek bir oy alamaz! Fakat bu strateji devam ederse Ak Parti ve Lideri kendi tabanından önemli oranda bir desteği kaybeder.

    Yanıtla (3) (0)
  • Ali Soylu / 31 Ekim 2017 11:30

    Bunlar sizleri fırsatını bulduklarında, Menderes'i sevdiklerinden daha fazla sevecekler...Unutmayın!

    Yanıtla (1) (0)
  • seko69 / 31 Ekim 2017 10:13

    şimdiye kadar mevcut iktidar kandırılmış, yanılmış hatta arkadan vurulmuştu. bu saatten sonra müslümanlar kandırıldı, yanıldı, hatta sırtlarından hançerlendiler. bu kadar basiretsiz olan müslümanlara aslında bu durum çok iyi oldu. şimdi bu saatten sonra mevcut iktidara, yalakalarına, yandaşlarına karşı tavrımız değişmeli. çünkü bu zihniyet çıkarları için, koltukları için yarın atatürk gibi "din yoktur" görüşünü benimseyecektir.. dava koltuk olunca inanç arka planda kalıyor..

    Yanıtla (1) (0)
  • Rıdvan Kaya / 31 Ekim 2017 10:06

    FASİT DAİRE:
    Neden iktidar olmalıyız?
    Hakkı hakim kılmak, egemen, zalim düzeni yıkmak için!
    İktidarda kalmak için ne yapmalıyız?
    Zulmü kanıksamalı, tağutu içselleştirmeliyiz!

    Yanıtla (6) (1)