1. HABERLER

  2. HABER

  3. Adem ve Hamit İranlı Ajanlarla Takas mı Edildi?
Adem ve Hamit İranlı Ajanlarla Takas mı Edildi?

Adem ve Hamit İranlı Ajanlarla Takas mı Edildi?

Adem ve Hamit kardeşlerimizin Suriyeli muhaliflerin elindeki İranlı ajanlar karşılığında serbest bırakıldığı iddia edildi.

16 Mayıs 2012 Çarşamba 10:55A+A-

Suriye’de 58 gün hücrede kalan gazeteci Adem Özköse ile Hamit Coşkun’un serbest bırakılmasının perde arkasında İranlı ajan pazarlığı çıktı. Gazetecilere karşılık, Suriyeli muhaliflerin de iki ajanı serbest bıraktığı iddia ediliyor.

Hüseyin Özkaya’nın haberi:

Suriye’de toplam 70 gün alıkonulduktan sonra İran’dan Başbakanlığa ait özel uçakla İstanbul’a dönen Gerçek Hayat dergisi Ortadoğu Temsilcisi Adem Özköse ile kameraman Hamit Coşkun’un serbest bırakılmasına karşılık, muhaliflerin esir aldığı İranlı ajanlar S.N ve S.G’nin bırakıldığı iddia edildi.

Taraf, iki Türk gazetecinin serbest bırakılmasının perde arkasındaki çarpıcı detaylara ulaştı. Yetkili kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Suriye’de yaşanan olayları takip edip, belgesel çekmek için 9 martta İdlib kentinde yerel güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınarak, Suriye İstihbarat Örgütü El Muhaberata teslim edilen gazeteci Özköse ile Coşkun’un serbest bırakılmaları için yaklaşık iki aydır, Türkiye-İran-Suriye istihbaratları ile devlet yetkilileri görüşmeler yaptı.

Başdöndürücü pazarlık

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi de konuya ilişkin bir görüşme yaptı. Görüşmede, İran’dan Suriye’ye giderken Kilis Öncüpınar Sınır Kapısı’nda 7-8 ocakta durdurulan ve içinden askerî nitelikli balistik füze yapımında kullanılan hammaddeler çıkan İran plakalı dört TIR’ın, taşıdıkları malzemelerle birlikte İran’a iade edilmeleri de pazarlık konusu oldu. Pazarlıklar sonucunda, Türk gazetecilere karşılık, geçtiğimiz aylarda Suriye sınırı içerisinde Özgür Suriye Ordusu tarafından alıkonan İranlı ajanlar Ş.N. ile Ş.G’nin bırakılmasında uzlaşıldı.

İran “tesadüf” dedi

İki İran ajanı, önce Hatay Jandarma Komutanlığı’na teslim edildi. Suriye’deki olayları organize eden ekipte yer aldığı iddia edilen iki ajan daha sonra İstanbul üzerinden İran’a gönderildi.

Gazeteci Özköse ile Coşkun da 12 mayısta Türkiye’ye döndü. Kaynaklar, son bir hafta içerisinde toplam dört İranlı’nın daha serbest kaldığını bildirdi, ancak görevlerini belirtmedi. Taraf’a konuşan İran’ın Ankara Büyükelçiliği kaynakları ise, Türk gazetecilerin serbest bırakıldıkları saatlerde iki İranlı’nın da serbest kalmasını “tesadüf” olarak değerlendirdi. TARAF

 

HABERE YORUM KAT

20 Yorum
  • EBUZER / 17 Mayıs 2012 20:44

    Malesef karineler İranın bu tür işlere yatkın olduğunu gösteriyor.Türkiyeli iki müslüman gazeteciyi pazarlık konusu yapmasının şaşılacak yanı yok,Suriyede o kadar laf cambazlığı ile Müslüman Halkın çocuklarını kahpece öldüren,Baascı azınlık cuntasının maddi,manevi,silah temini,akıl verme noktalarında hamisi ve ağa babası değilmi.Kırmızı çizgisi Allahsız Basın iktidarda tutulması değilmi,bunu hergün tekrar etmiyorlar mı.Bazı safdillerde Kurandaki Musa [as] aleyhisselam ile Hızır aleysisselam arasındaki hikmet bilgisi öğretisini anlatan kıssa ile,akılları sıra,İranın desdeklediği Allahsız rejimin Müslüman kadınları,çocukları alçakça öldürmesinde hikmetler aratıyorlar,akılları sıra.İran bundan sonra ağzı ile kuş tutsa bu cürümlerinin hesabını vermeden kurtulabilir mi,O zaman Kerbelanın katil başı Yezidide affetsin bu ümmet,bu olursa İran ortaklığı ile dökülen müslüman ve masum kanlarınıda unutur,bu ümmet.Suriye Kerbela,çldürülen Müslüman Halk Hüseyin ve evladı iyali,Eset ve iktidarıda YEZİDİN TA KENDİSİ....ŞAM Sarayı aynı şam sarayı....aksini iddia edebilecek varmı.

    Yanıtla (0) (0)
  • muaz / 17 Mayıs 2012 12:28

    Kardeşler iran hata yapmaz diye birşey yok.önemli olan bizler hata yapmayalım.bir mektebin inançlarını sorgulamak,hakaret,aşağılama islam ahlakının neresinde var ? düne kadar istasnalar dışında dillenmeyen mezhebi konuların bugünlerde sürekli dillenmesi düşündürücü değilmi ? haklıda olsak bir kavme olan kinimiz bizi adaletten alıkoymasın.

    Yanıtla (0) (0)
  • suat / 17 Mayıs 2012 11:52

    Bülent Yıldırım İran'a bu tür bir açıklama yapma sözü verdi. Ne yapsın anlaşma anlaşmadır. Ahlaklı olanı yapıyor. Ama biz de arka planda neler yaşandığını biliyoruz elbette.

    Yanıtla (0) (0)
  • YAKUP YUSUF / 17 Mayıs 2012 11:25

    Adil olmak için Bülent YILDIRIM'ın açıklaması tek başına yetersiz.Aynı zamana denk gelen iranlı tutsakların bırakılmasını nasıl izah edeceğiz.İran madem bu işi yapacaktı neden bu kadar bekledi.Görünen o ki bir takım pazarlıklar var ve bir tarafında da iranlı tutsaklar duruyor.

    Yanıtla (0) (0)
  • YAKUP YUSUF / 17 Mayıs 2012 11:20

    YAKUP AYIŞIK'a
    KEHF Suresinin başını oku.orada genç inananların zalim yönetime başkaldırışını oku.Sonra da Hz.Musa ve "Allah'ın kulu" arasında geçen seyahat ve diyaloğu oku.Vahiyle gelene selam duralım onu anlamaya çalışalım.AMA ASLA YANLIŞ ÖRNEKLEMLERDE KULLANMAYALIM.Ne suriye ne de iran Hz.Musa veya Allah tarafınca görevlendirilmiş bir kul değildir.Ne de suriyede öldürülen mazlumlar Allah'ın görevlendirdiği kulun işi değildir.Kuranı daha çok FIKHETMEMİZ GEREKMEKTE diye düşünüyorum.

    Yanıtla (0) (0)
  • Adil Olunuz Kardeşler! / 17 Mayıs 2012 10:07

    Özköse ve Coşkun'un kurtarılmasında zorlu süreçlerden geçtiklerini ifade eden Yıldırım, Suriye ve İran yetkilileri ile görüştüklerini, özellikle İran'a yaptıkları yardımdan dolayı teşekkür ettiğini söyledi.

    Yıldırım, İran'ın gayretleri ile Suriye yetkililerine ulaştıklarını ve 2 gazetecinin yerlerini tespit ettiklerini dile getirerek, Suriye yetkililerine de diyalog kapılarını açık tuttukları ve Özköse ile Coşkun'u mahkemeye bile çıkarmadan serbest bıraktıkları için teşekkür etti.

    Bir takasın söz konusu olmadığını söyleyen Yıldırım, Suriye'de bulunan 13 yabancı gazeteci için de kendilerine başvurular geldiğini ifade ederek, “Suriye'de bulunan 13 yabancı gazetecinin bırakılması için de devreye gireceğiz” dedi.

    Yıldırım, kendilerine bu süreçte yardımcı olan İranlı diplomatın dün akşam VIP'e alınmadığını da belirterek, o İranlı diplomattan özür dilediğini de söyledi.
    http://www.ihh.org.tr/kacirilan-gazeteciler-yasadiklarini-ihhda-anlatti/

    Yanıtla (0) (0)
  • Fikri / 17 Mayıs 2012 10:02

    İran’ın politikasını belirleyen İslam değil bidatlerdir.
    Bir dönem geleneklerin etkisi ile Mehdilik denilen hurafeye inana birisi olarak, Allah’a yemin ederim ki Mehdi anlayışı İslam’a sokulmuş en büyük fitne ve bidattır. Bu anlayış Yahudi din anlayışının İslamileştirilmiş halidir.
    Ne yazı ki, İran Devriminin geldiği nokta ve onun mehdeviyet inancı Dünya İslami uyanışının önündeki en büyük engeldir. Yine bu düşünce tarzı Şia’dan olan kardeşlerimizin iradelerinin önündeki engeldir. Devrim öncesinde farklı şekillerde ortaya çıkan bu zehirli düşünce tarzı şimdi devleti kutsamaya ve o devletin politikalarını zalimlerle işbirliğine yöneltmektedir.

    Yanıtla (0) (0)
  • Sadık AYDIN / 17 Mayıs 2012 09:45

    Yakup Ayışık’ın ima ettiği ayetler mantığı deşifre ediyor.
    “Biz ilahi görevliyiz sorgulamadan itaat etmelisiniz.”; Bu mantık açık küfür ve inkardır.
    Hatem-ül Enbiya olan Allah Elçisini inkârın. Bir beşer olan kendilerine melek ya da Vahiy gelmiş bir Elçi sıfatı yüklemenin ne anlama geldiği çok açıktır.
    Ya tövbe edersiniz, ya da siz Allah’ın ve Gönderdiği Din’in düşmanısınız.
    Diğer yandan zalim ve batıni bidatçıların karnından söylediklerini açıkça söyleyerek, Ebu Cehil cesareti göstermesi diğerleri kadar tehlikeli olmadığını gösteriyor.
    Sizinle hiçbir bağımız kalmamıştır.

    Yanıtla (0) (0)
  • muaz / 17 Mayıs 2012 01:05

    Konuyla ilgili adem ve hamit kardeşlerimizin bilgisi varsa açıklasınlar.Böylece daha sağlıklı bilgilere ilk elden ulaşmış oluruz.selamlar.

    Yanıtla (0) (0)
  • Reşad kul / 17 Mayıs 2012 00:32

    Görünen oki birileri mezhep üzerinden müslüman halkları birbirine kırdırmak istiyor. 80 li yıllardaki iran-ırak savaşı da oyundu.Aklı selim ile düşünenler, üzerimize freni boşalmış kamyon gibi gelen tehlikeyi görmeliler.Duygularımızı heyacanlarımızı tatmin yerine,bölge yetkililerinin biraraya gelerek çözüm üretmelerine tazyik oluşturmalıyız.Atı alanlar Üsküdarı geçerken, bize arkadan bakmak kalacak.

    Yanıtla (0) (0)
  • Yavuz Selim / 16 Mayıs 2012 23:08

    ''5. Dost ve kardeş ülke İran: Ne aramızdaki yüzyıllardır süren "mezhep farkı görünümlü iktidar mücadelesi" ne de Türkiye'ye yönelik yapılan haksız açıklamalar beni İran'ın Adem Özköse ve Hamit Coşkun'a ilişkin tavrı kadar incitmemişti. Türkiye'nin İran ziyareti öncesi, Hür Suriye Ordusu 11 İran vatandaşına ek olarak İranlı istihbarat elemanlarını da serbest bırakmışken, İran'ın bir sözü kardeşlerimizin özgür kalması için kâfiyken, kardeşlerimizin hâlâ "koz malzemesi" olarak elde tutulması "mustazaf edebiyatı"nın çöktüğü yer oldu benim için.

    İran, Türkiye'ye işbirliği yapılacak kardeş bir ülke değil, bertaraf edilmesi gereken bir tehdit unsuru olarak baktığı müddetçe kardeşlik ilişkileri sürdürmek oldukça güç ama Türkiye'nin şu anda yürütmesi gereken siyaset de, zor olsa da ısrar etmemiz gereken zihniyet de budur.''

    Hilal Kaplan - Yeni Şafak

    Yanıtla (0) (0)
  • Ömer E. / 16 Mayıs 2012 21:42

    İsral'in takasını anlarız da,İran'ınkini anlamak namümkün...Rusya ve Çin(hatta hatta ABD veİsrail)ile omuz omuza verip Baas'ı ayakta tutmak için canhıraş mücadele veren,binlerce insanın kanına(doğrudan vede dolaylı)elini bulaştıran,mezhebi kaygıları ön plana çıkarıp ümmeti ortadançatlatan İran'ı bu saatten sonra hiçbir izahat,mazeret-bahane aklayamaz...

    Yanıtla (0) (0)
  • yakup ayışık / 16 Mayıs 2012 20:48

    66. Musa ona: Sana öğretilenden, bana, doğruyu bulmama yardım edecek bir bilgi öğretmen için sana tâbi olayım mı? dedi.
    67. Dedi ki: Doğrusu sen benimle beraberliğe sabredemezsin.
    68. (İç yüzünü) kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredersin?
    69. Musa: İnşaallah, dedi, sen beni sabreder bulacaksın. Senin emrine de karşı gelmem.
    70. (O kul:) Eğer bana tâbi olursan, sana o konuda bilgi verinceye kadar hiçbir şey hakkında bana soru sorma! dedi.
    71. Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman o (Hızır) gemiyi deldi. Musa: Halkını boğmak için mi onu deldin? Gerçekten sen (ziyanı) büyük bir iş yaptın! dedi.
    72. (Hızır:) Ben sana, benimle beraberliğe sabredemezsin, demedim mi? dedi.
    73. Musa: Unuttuğum şeyden dolayı beni muaheze etme; işimde bana güçlük çıkarma, dedi.
    74. Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında (Hızır) hemen onu öldürdü. Musa dedi ki: Tertemiz bir canı, bir can karşılığı olmaksızın (kimseyi öldürmediği halde) katlettin ha! Gerçekten sen fena bir şey yaptın!
    75. (Hızır:) Ben sana, benimle beraber (olacaklara) sabredemezsin, demedim mi? dedi.
    76. Musa: Eğer, dedi, bundan sonra sana bir şey sorarsam artık bana arkadaşlık etme. Hakikaten benim tarafımdan (ileri sürebilecek) mazeretin sonuna ulaştın.
    77. Yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. (Hızır) hemen onu doğrulttu. Musa: Dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın, dedi.
    78. (Hızır) şöyle dedi: "İşte bu, benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana, sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim."

    şüphesiz rabbimiz doğruyu söylemiştir

    Yanıtla (0) (0)
  • Muhammed Zeki Çalışkan / 16 Mayıs 2012 18:57

    Büyük ümitler ve büyük bedeller ödenerek gerçekleştirilen "mustazafların devrimi" olarak gördüğümüz İran İslam Devrimi'nin tabutuna son çivide çakılmış oldu!

    Mehdinin gelişini uzatıyorsun suçlaması ile rahmetli Humeyni'nin Şaha başkaldırısına karşı çıkanlar devrimden hemen sonra ele geçirdikleri iktidarları ile devrimin tüm amaçlarını bir bir yok ettiler!

    70 gün boyunca 2 kardeşimizi zor şartlar altında esir tutan İran, Suriye halkına karşı katil kafir Esed ve çetesine destek amacı ile gönderdiği aşağlık ajanlarının kurtarılmasını sağladı!

    İran bu yaptığı ile tüm devrimci ve İslami iddialarından vazgeçtiğini de tüm İslam kamuoyuna ilan etmiş oldu!

    Katil Esed'e destek vermedikleri için Filistin direniş örgütlerine yaptığı desteği tehdit olarak kullanmaktan çekinmeyen İran bir hayal kırıklığımız olarak tarihteki yerini almıştır!

    İran artık kendisi çarpan yüreklerde eli kanlı ve hain olarak kodlanmıştır! İran için en büyük tehlike İran'ın mü'minlerin gönlünden tecrit olmasıydı. İran bunu kendi eli ile gerçekleştirdi!

    İran ve onun kör mukallitleri/takipçileri ne kadar gurur duysalar azdır!

    Yanıtla (0) (0)
  • Yavuz Selim / 16 Mayıs 2012 16:20

    '' İran 3 almadan 1 vermez '' diye boşuna dememişler demek ki...

    Yanıtla (0) (0)
  • Ayhan AKIN / 16 Mayıs 2012 14:18

    ne takası şimdi bu?
    takas deyince aklıma hamas ve israilin esir değişimi geliyor.
    suriye de kim kiminle savaşıyor.?
    Suriye de islamcılarla arap milliyetçileri savaşıyor diyen yezid esadın kendisi.
    iranlıların orda ne işi var
    yezide yardım.
    niye
    çünkü "kutsal"devletlerinin geleceği buna bağlı
    yani bir islam devletinin varlığı bir tağutun varlığına bağlı
    ne kadar gülünç
    kadın çoluk çocuk demeden öldüren barbarlık vahşet talan tecavüz yapan bir tağut iranın geleceği için önemli.öyle mi.

    Yanıtla (0) (0)
  • ömer bitlis / 16 Mayıs 2012 13:27

    Hani derler ya turnusol kağıdı diye... Gerçekten Esad zulmü turnusol kağıdı oldu...

    İçimizdeki Baascıları, mezhepçileri ortaya çıkardı...

    Düne kadar İrana yan gözle bakamayanlar bir anda İran düşmanı oldu... Ne meraklıymışız meyer İranın yanlış yapmasına...

    Laik TC vatandaşları hararetle İran İslam Cumhuriyetini eleştiriyor... Ne diye? Mezhepçi, ulusalcı, zalimle işbirliği yaptı diye... İyide arasıra dönünde kendinizede bakın demezler mi adama!?

    Not: Bu söylediklerimden İranın yanlışlarını savunduğum çıkmasın, yanlışlarını savunmuyorum ve bu yanlışlara sevinenlere kızıyorum...

    Yanıtla (0) (0)
  • YUSUF YÜCE / 16 Mayıs 2012 12:46

    Haberin kayneğı güvenilir değil bu konuda varsa yoksa İslami İran haber kaynakları ciddiye alınmalı.diğerleri hattı imam dışı.

    Yanıtla (0) (0)
  • Halil / 16 Mayıs 2012 12:38

    Adem ve Hamit bıraklıldıklarında bazıları allah İran İnkılabından razı olsun falan diye minnet belirtiyorlardı.

    Haber doğruysa asıl İran'ın İHH'ya ve Ademlere minnet duyması gerekiyormuş!

    Yanıtla (0) (0)
  • Huseyncan / 16 Mayıs 2012 12:10

    Çoğu zaman insanlar utanmaları gereken şeyleri ters çevirip övünce çevirirler.
    Suriye İran ile 0 sorunlu müttefik iken İranlı ajanların Suriye de işi ne. Danışman desinler olup bitsin. Ama bazı fonksiyonlar danışmanlıktan daha ileri görünüyor. Eh biz saf olmadığımızdan, aleyhlerinde şüphe ekenler oluyoruz. Biatımızı sorgulamadan boyun eğip, iyi Müslüman(!) olmak varken.
    "Çok yaşa Pepsi, I love you Reagan" vardı bir zamanlar
    Şimdi moda "Çok yaşa Baas Rejimi, I love you İran"

    Yanıtla (0) (0)