1. YAZARLAR

  2. KENAN ALPAY

  3. Türkiye’deki Baas/Esed Lobisi
KENAN ALPAY

KENAN ALPAY

Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye’deki Baas/Esed Lobisi

09 Şubat 2012 Perşembe 12:32A+A-

Suriye’de Baas/Esed cuntasına karşı aylardır sürdürülen mücadelenin anlamsızlaştırılması ve itibarsızlaştırılması gibi son derece çirkin ve kirli propagandalar yürütülüyor. Adeta Baas/Esed cuntası adına Türkiye’de muazzam bir ‘lobi’ faaliyeti yürütülüyor.

‘Lobi’ faaliyetleri denince ilk elde Batılı başkentlerde üstlenmiş, emperyalizm ve Siyonizm adına faaliyet yürüten siyasal, kültürel veya medyatik manipülasyonlar organize eden profesyonel kadrolar anlaşılıyor. Bu doğru olmakla birlikte son dönemlerde iyiden iyiye Müslümanlara da sirayet eden kimi gönüllü kimi de profesyonel düzeyde seyreden bir lobicilik hastalığına dikkat çekilmesi gerekiyor. Aksi takdirde söz konusu lobi faaliyetlerinin etkisiyle yanlış cephede saf tutanların zalim sistemlerin bekası adına mücadele verdiklerini görmemiz mümkün olmayacak.

Hiçbir işgal, katliam, işkence veya sömürü politikası bizzat kendisini öne sürerek lobi faaliyeti yürütemez tabii ki. Bunları meşrulaştıracak tutarlı-tutarsız birçok tez ileri sürülebilir. Suriye meselesi üzerinden bu konuya bir göz atarsak karşımıza neler çıkıyor, bir bakalım.

Sosyalist Sol Kanat

Suriye’deki yarım asırlık eli kanlı Baas/Esed cuntasına doğrudan doğruya sahip çıkabilecek cesaretteki tek oluşum İşçi Partisi/Aydınlık ve Ulusal Kanal çevresi. İP-Aydınlık çevresi İslam düşmanı bütün iğrenç siciline rağmen Müslüman mahallede azımsanamayacak kadar ahbap-çavuş ilişkisi kurmuş. Ulusal Kanal’da neredeyse her akşam en az bir ‘İslamcı’ irşat programı yapıyor. “Şeytan Ayetleri” başta olmak üzere mide bulandırıcı dizi yayın ve kitaplar, ispiyonlanıp müebbet hapse mahkûm ettirilen Müslümanlar, Ergenekon-Balyoz çeteleriyle iş tutmalar vs. çok çabuk unutulmuş! İran ve Suriye ile dayanışmak, AKP’ye, ABD’ye karşı safları sıklaştırmak için zaten başka zemin mi kaldı, değil mi?

Aynı şekilde TKP, EMEP, ÖDP başta olmak üzere sol-sosyalist kesimlerin Suriye meselesini ele alış tarzı da Kemalist CHP’den hiç de aşağı kalır gibi değil. Baas/Esed cuntasına en başta anti-emperyalist ve anti-Siyonist misyonlar yükleyen sol-sosyalist kesimlerin asıl hedefi “emperyalizmin işbirlikçisi, gerici İslamcı İhvanı Müslimin muhalefeti” elbette. Şam’daki Esed/Baas cuntasının sarayını türbeye döndürdüler neredeyse. Şam’dan gelen heyetler de düzenli aralıklarla Türkiye’deki sol-sosyalist kitle örgütlerini bilgilendirerek ‘küresel oyunları’ deşifre ediyorlarmış. Nihayet sol-sosyalist partiler hem kendi tabanlarını hem de laik-ulusalcı kamuoyunu mealen şu tezle ikna etmeye çalışıyorlar: “Suriye’de işler yolunda. ABD emperyalizmi ve işbirlikçisi AKP her zamanki gibi yalan uyduruyor. Suriye’de katliam, işkence filan yapılmıyor, tersine Baas rejimi hem dinci gericiliğe hem de neo-liberal saldırılara karşı aslanlar gibi direniyor.”  

İran-Hizbullah Çizgisi

Bazı İslami çevreler ve haber merkezlerinin durumu ise sol-sosyalist kesimlerle kıyaslanamayacak kadar hem gerçeklerden hem de İslami-ahlaki ilkelerden kopuk. Bu çevreler Suriye meselesini ele alırken İran ve Hizbullah’ın strateji ve söylemini her şeyin üstünde tutuyor. İran ve Hizbullah’ın stratejisini adeta Ümmetin bütününün fevkinde görüyorlar.

İran-Hizbullah çizgisi üzerinden Türkiye’de sürdürülen siyasal tutum eli kanlı Baas/Esed diktatörlüğünü meşrulaştırırken hem küfür ve zulmü görmezden geliyor hem de Müslüman bir toplumun zulme başkaldırma hakkını aşağılayıp kınıyor.

Baas Cuntasının döktüğü kanları, yıktığı şehirleri ‘Kudüs Aşkı’ denilen sihirli bir formül görünmez kılıyor. Üstelik Kudüs’te her Cuma Suriye halkı ile dayanışma eylemleri düzenleniyor olmasına rağmen! Kâfir ve zalim bir Firavun düzenini temsil eden Baas/Esed cuntasına karşı canlarından geçen Müslüman kardeşlerimize nasıl oluyorsa “Şehadet” hatta mazlûmiyet dahi layık görülmüyor. Çünkü Suriyeli Müslümanlar, İran ve Hizbullah’ın stratejik çıkarlarına ters düşüyorlar. Aldatılma, kullanılma ve daha ötesinde işbirliği-ihanet gibi en çirkin isnatlarla kamuoyuna lanse ediliyorlar.

Suriyeli Müslümanlar, ABD veya Rusya’nın, İran veya Suudi Arabistan’ın stratejik hesaplarıyla uyumlu olmak zorunda değiller ki. Katil Baas Cuntasına neden ve ne zamana kadar boyun eğeceklermiş?

Rıza Pehlevi Şahlığına veya Saddam Baas’ına karşı kıyam etme hakkı var da Suriye/Esed Baas’ına kıyam etme hakkı yok mu?

İran veya Hizbullah’tan izin veya onay al(a)mamış bir kıyam meşru sayılmıyor mu?

İran ve Hizbullah veya bu paralelde hareket ederek gelişmeleri çözümlemeye çalışanlar, Suriye’deki Müslümanlara yapılan zulümlerden ağır bir pay kazanmaktadırlar.

Zalim ve kâfir bir cuntaya başkaldıranlar değil ancak ona destek olanlar kaybedecektir.

***

Bu yazı 09.02.2012 tarihli Yeni Akit gazetesinde yayınlanmıştır.

 

YAZIYA YORUM KAT

13 Yorum
  • bali bey / 13 Şubat 2012 04:31

    Çok zaman önce Bülen Şahin Erdeğer kardeşin face de bir paylaşımı veya yorumunu görmüştüm, Nasrallah ın Bahreyn isyanlarını "mazlumların sesi" olarak görüp desteklemesini "eğer aynı şeyi Suriyedeki kıyamcılar için de derse" ancak samimiyetini kanıtlamış olacağını veya buna benzer bir yazısını görmüştüm, gayet güzel bir tesbitti; onu da haksözü de , iş bu bu konularda ... ve sözde islamcı aslında solcu bazılarından farklarını "islam" ve "küfür" ayrımını yani "namus" (namusu ekber şeriattır) u ortadan kaldırmayan bir islam ve ehli sünnet çizgide olmaya ve öyle kalmaya davet ediyoruz.. Esasen Haksöz camiası ile Ehli Sünnet Müslümanların menheci farklıdır lakin ... ve de sol kesimin yoğun pasikolojik baskısına ragmen Suriyenin bir tagut hem de gayet zalim bir tagut oldugunu beyan edebilme cesaretini göstermeleri noktasında gayet takdire şayan bir "safını bilme" olarak görüyoruz...

    Yanıtla (0) (0)
  • Ebu Selim / 13 Şubat 2012 00:02

    Gündemin yoğunluğunda üzerimizde uçuşan turnesol kağıtları dolaştıkça biz müslümanlae tarihin tanıklığında ve tarihe şahidlik ederek günlerimizi geçiriyoruz. Türkiyenin herhangi bir yerinde bu mübarek kış ayında bitaraflarımız donarken bu satırları yazmaktan içimiz yanıyor. Ama hakikattede birilerinin derisi yanıyor ve kavruluyor, kulağı kopuyor, ayakları kırılıyor ve en nihayetinde canını veriyor. Ve mücadele devam ediyor. Özgürlük ve adalet için din yanlızca Allahın oluncaya kadar hakka şahitlik etmeye birileri devam ediyor. Hemen sınırımızın öbür tarafında. Peki hangi sınırların, hangi mayınlı alanların, hangi dikenli tellerin ardında. Bizler klavye mücahitliği yaparken birileri hakkın yolunda şehit oluyor ve biz onları dualarımızla salavatlarımızla gönlümüzden Allahın huzuruna yolluyoruz. Hiç düşünmüyoruz ki sünni mi ir şiimidir şafimidir hanbelimidir, malikimidir diyerek. Hakka şahitlik eden zalime ve zulme meydan okuyan insanlar diye. Amma insanlar bedel öderken şahitlik edişin hakkını bopa, amerikaya, ,israile havale etmek mi... Pardon noluyor. Bi dakka insanlar bedel ödüyor ve bu bedeli birilerine havale etmek mi.. hadi canım. Peki suriyede rejimin düştüğünü görürsek neyle karşılaşacağız kim farkında. Türkiye Suriye ve Ürdünle ne imzaladı. Hatırlayan var mı? Peki bu ülkeler arasında yarın bir gün özgür yıllar geldiğinde ülkemin yüzü kime dönecek. 100 yıllık emperyalist oyun bozulduğunda ümmet birbiriyle kucaklaşmaya başladığında ulus mu kalacak. Yeniden kaynaşacağız, kürt, arap, çerkez, farsi, türki olmayacak. Alışveriş yapacağız, kız alıp kız vereceğiz, iklimimiz sıcaklığımız kültürümüz, ümmetimiz tekrar kaynaşacak. İttihadı İslam bir ütopya gibi tarihin gerisinde duruyor. Kim alacak ve koyacak bugüne. Kimin cesareti varsa. Kimin ümidi var. Kim ümitsiz. Allahın ipine sıkı sıkı sarılanların ümidi hep var. Hep var olacak. Ümmet söz konusu olduğunda tarikatçı, cemaatçi, partici, mezhepci, uluscu önderleri olanlar kaybedecek. Ümmet ümidimizdir diyenler kazanacak inşallah...

    Yanıtla (0) (0)
  • enes / 13 Şubat 2012 00:00

    valla binlerce mümin katlediliyor gözümüzün önünde halen ruhunu şeytana satmış ulusçu ve mezhepçi dürtülerle hareket eden onca sözde islamcı tip var..bunları gördükçe iğrendim..ama karşısında sizin gibi gerçekten mümince bir hassasiyetle yaklaşanları, suriye veya nerde olursa olsun kardeşlerlinin yanında olanları gördükçe elhamdulllah diyorum..mümin farkı bu olsa gerek.

    Yanıtla (0) (0)
  • enver ekinci / 12 Şubat 2012 08:36

    Küfrün; müslümanlara yönelik komploları müslümanları kitaba ve sünnete göre davranmamayı mübah kılmaz..İran varlığını Suriye’ye borçlu değildir ki onun zulmüne destek çıksın. Daha geçen gün İranlı bir yetkili İran’a saldırı durumunda İsrail’i kısa bir zamanda yok edebileceklerini söylüyordu. Madem öyle bunca endişeleri nedir? Afra tafralar, bunca tatbikatlar vs da ne oluyor! İran kendi gücüne güvendiği kadar neden Allah'a ve O'nun yardımına da güvenmiyor?! Nasrullah geçen günkü beyanlarında Suriye’de katliamların olmadığını söylüyordu!!! Nasrullah tarafsız kalmak bir yana hem manipüle ediyor hem de destek veriyor! Bu tavrın islam ahlakında yeri var mıdır? İran samimi olsaydı en azından zulme tepki gösterip dostu Esed’i engellemeye çalışırdı. Yani şimdi Suriye düşerse küresel emperyalizm hop diye İran’ı yutacak mı? İran zayıf olduğu kuruluş yıllarında bile Allah'ın yardımıyla sekiz yıllık savaşı Irakla ve diğer emperyalist güçlerle baş etmedi mi? Allah'ın inayetiyle ayakta kalmadı mı? Bugün çok daha fazla güçlenmiş durumdayken hangi stratejik hesaptır ki onu böyle korkutan ve endişelendiren anlaşılır gibi değil?!
    Bir de İran bu şekilde davranarak kendisine gönül veren nice müslümanı kaybetmedi mi?
    Yüce Allah'ın ayetleri ve efendimizin hadisleri bu konularda bize gereken talimatları vermiyor mu, öyleyken sadece çıkarlarımızı öncelersek bizim müşrik ve münafıkların yaptıklarından ne farkımız kalır? Şu bir kez daha netleşti ki bu ümmet; içindeki ehl-i kitap müslümanlarıyla, fırkasını, çıkarını Allah ve resulünün çizdiği temel ölçülere kıyasla öncelediği müddetçe bir yol alamayacak ve her dem firavuni güçlerin esaretinde yaşamaya mahkum olacaktır..En acı olan şey de geçmişte Hama konusunda yekpare olan insanlardan bazılarının bugün benzer zulme kılıf uydurup kalb-i marazlıklarını örtme gayreti..Değişen ne oldu da böyle oldu? Kitap ve Resulün öğretiler mi değişti, değilse o halde nedir bu tavır? Açıktır ki taassup ve kalb-i marazlık sinelerde teslimiyeti epeyce kemirmiş, sineleri kör etmekle kalmamış gözlere de perde çektirmiş..Ben başka türlü izah edmyorum n

    Yanıtla (0) (0)
  • Tolga / 11 Şubat 2012 21:55

    Selamınaleykum.Kardeşler lütfen sagduyulu olalım.Elbette iki tarafında haklı oldugu yerler var ancak şunu düşünelim 1 yıl once omuz omuza oldugumuz israil elçiliği onundeki halimizden türkiyedeki müslümanlar olarak nasıl ikiye bölündük?Bunu amaclayanlar ABD ve İsrail degilmi?İki tarafta bu oyuna gelmiyormu?Allahını ve dinini seven bu oyunu bozsun birbirimize olan sevgimizi pekiştirelim kendimizi zorlayalım iranı seven suriye halkının yanında olan gibi yapay ayrımlara inanın hiç gerek yok.Farklı dusunuyorsak bunu dillendirmenin ve birbirimizi kırmanını anlamı yok.Evet şii sünni savaşı isteniyor allahını seven bu oyuna engel olsun.Vesselam

    Yanıtla (0) (0)
  • Uğur (Akhisar Özgür Der) / 10 Şubat 2012 14:52

    Nerede bir zulüm,katliam,ezilmişlik, hep müslümanca yaşamak isteyenlerin başına...Tabiki imtihan dünyası tabiki''Sizden öncekilerin başlarına gelen Sizinde başınıza gelmeden Kurtuluşa eremezsiniz'',ayeti ortada.
    Bu nasıl bir satranç oyunu?Babasından miras kalan(zalimlik)rejiminin bir ayağı,Rusya ve Çin'le,bir ayağı Avrupa İngiliz kolonileriyle,derin yapısının bir ayağı İsrail'le ve ne yazıkki bir başka ayağı İran ve Ümmetin gururu Hizbullah ile....
    O zalimler diplomatik satrancı çok iyi bilebilirler,her türlü Şeytanizmi yardımcılarıyla beraber gerçekleştirebilirler.Mazlum Halklar,Müslüman Kardeşlerimize sırf Amerikan Emperyalizmine hizmet eder düşüncesiyle yalnızlığa terk edilip,suskun kalmak;Onların sığındıkları ve bir tek O'ndan yardım bekledikleri Rableri var!''O zalimler nasıl bir inkilapla,inkilaplanacaklarını görecekler''görmekteyiz,bundan sonra inşallah hep beraber görülecek...
    İşte burda Bizler,fakirlik=sekülarizm ve Kürt sorunuyla oluşan çift taraflı kör milliyetçilik belalarıyla boğuşurken,kafamızı kaldırıpta ne kadar zulumlere karşı gelebiliyoruz?Bütün Mazlumların yanın da olabiliyormuyuz?Kararmayan vijdanlar;haksızların def edilebilmesi için elimizle,dilimizle en azından kalbimizle buğz edelim,gölge etmeyelim,hiç olmazsa Rabbimize el açıp tüm Mazlumları şu zalimler topluluğundan kurtar diye dua edelim.Amin.
    Sağolasın Kenan Ağbi-Rıdvan Ağbi-HAKSÖZ

    Yanıtla (0) (0)
  • Sadık AYDIN / 10 Şubat 2012 05:40

    Kenan sorumluluğuna binaen yazmış ve doğru yazmış.
    Ancak mazlumlar kardeştir.
    Öyle olmasaydı Hüseyinle Yezide kardeş denirdi.
    Yezidele (Beşarla) Müslüman kardeş olmaz. Bize Yezid destekçilerinden de kardeş olmaz, zira onlar kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah'ı unuttular, Allah da onları unuttu.

    Yanıtla (0) (0)
  • muhammed / 09 Şubat 2012 23:16

    küfürde ve zulümde sınır tanımayan baas iktidarının islamla hiçbir ilişkisi olmadığı ortadadır....onu destekleyenlerin sorgulanmsı gerekir...müslümanlar ancak kardeştir...küfrün de ayrı bir kardeşliği vardır..böyle zamanlarda kimin kimle kardeş olduğu ortaya çıkıyor...biz kardeşlerimizi doğru saptayıp yola devam etmeliyiz

    Yanıtla (0) (0)
  • Süleyman Ceran / 09 Şubat 2012 20:41

    Esed'in kanla ördüğü vahşi dikatatörlüğünün küresel ve yerel oldukça geniş bir skalaya sahip dastekçisi bulunuyor. Hepsinin niyeti birbirinden farklı. derinlikli analizlere ihtiyaç var bu nedenle. Ken Abi'nin yazısını bu bağlamda önemsediğimi ve devamını beklediğimi buraya kayıt düşmek istiyorum.
    Suriye ile ilgili ilk açık yazıyı yazan abimizden Allah razı olsun.

    Yanıtla (0) (0)
  • sait alioğlu / 09 Şubat 2012 18:43

    Aziz İslam'ın, dolayısıyla da Kur'an'ın beyanı apaçaık ortada. Bunu anlamayacak ne var! Eğer ki bir kişi kendi iradesiyle İslam'ı bir din ve hayat sistemi olarak seçmişse allah'ın bizlere ne demek istediğini, O'nun bizlerden ne nasıl hareket etmemizi de bilmemiz gerekir. Bunları madde madde yazmak söz konusudur, elbet. Amja özetlersek; tevhid, hak, adalet, özgürlük, akl-ı selim içre hareket etmek, genel ve özel anlamda hakkıı ayakta tutmaktır. Bunu yolunun da işi mezhepçiliğe, kilkçiliğe vurmadan İslam'ın tek bir yorumu olduğu hakikatini kabul etmektir. Bu da ister Sünni, ister Şİa tandaslı olsun itikatta mezhep mantığına sığınmadan apaçık bir şekilde Kur'an'ın yaşamlaştırılmasıyla mümkündür. İmdi, eğer ki bizler her olaya, olguya sonucu8 ne olursa olsun yalan yanlış bilgi ve metodlarla mezhebikriterleri baz aldığımızda hikmeti ıskalar, hakkı ketmeder, kendimize göre bir din anlayışı o9luştuururuz ya da eskiden beri oluşan yanlışlıklar içerisinde anlamsız, kendini ifade edemeyen bir islam analayışına sahip oluuruz...
    Böyle olunca da elde ettiğimiz dinin, daha doğrusu Kur'an'ın mihenk taşına pek vurulmadığı ayan beyan belli olan bir formla her şeyi yorumlama yoıluna devam ederiz...
    İşte yaklaşık kırk, ellli yıldır Suriye'de kanlı bir şekilde ikt,dar icra eden Kur'an/İslam düşmanı azınlık bir yönetime, mazlum çoğunluğun yok olması pahasına can vermesini kendi stratejisi, bölgesel çıkarları ve mezehebi açısından zımnen de olsa cevaz veren yönetim ve yönetimler ve bunlara bağlı olarak da salt heterodoks kaygılarla bu katliamları ve zulümleri destekleyen sol/sosyalist çevrelerin acaip ittifakı bizlere hem İslam'ı layıkıyla anlamamak, birde İslam'a düşmanlığı sözde İslami düşünceleri olan çevreleri kullanmaya çalışan bir zihniyetin ürünüdür.
    Kendilerine Müslüman diyenler yanlış İslam anlayışından rücü edip safını mazlumların yanı olarak belirlemek ve zalimlere kendi biyolojik, kültürel vb. kardeşleri olsalar da onlara her zaman karşı çıkmaları gerekir. Allah onlara feraset, berikilere de hidayet, ya da ateş versin...Ciğerim yanıyor dedim. Zalimlerin de

    Yanıtla (0) (0)
  • Metin Zeren / 09 Şubat 2012 17:27

    Yazar, makalesinde iki cepheyi ele almış. Birinci cepheyle ilgili olarak örnek vermiş. İşçi Partisi, Aydınlık vs.. Ama ikinci cepheyle ilgili hiç örneklemede bulunmamış. Neden? Yazarı, örneklemeye engel olan bir endişesi mi var?

    Yanıtla (0) (0)
  • mustafa / 09 Şubat 2012 14:57

    kara propagandacılara meltem tv ve analistlerini de eklemek gerekir. inanılmaz yayınlar yapıyorlar esad rejimini aklamak için. ayetler, hadisler, siyer havada uçuşuyor, zulmü hafifsetme ve direnenleri karalama adına.

    Yanıtla (0) (0)
  • Murat AYDOĞDU / 09 Şubat 2012 14:54

    Adil şahitlik ve her türlü zalimin karşısında durmak basiret ister, çifte standarda gelmez. Suriye’de Baas, Bahreyn’de saltanat rejimleri halklarını ezen dikta rejimleridir ve halk hoşnut değildir.
    Mazlum halkları baskı rejimlerinden kurtaracak bir yol göstermeyenlerin; yok Bahreyn muhalefetinin arkasında şu varmış, yok Suriye muhalefetinin arkasında bu varmış, yok bunlar şu ya da bu mezhebe dayalıymış yaklaşımları halk hareketlerini görmezden gelmeye ve daha kötüsü zalimlere destek olmaya giden bir söylemdir.
    Yüzyılın başında Şeyh Sait kıyamında da aynı oyunu oynadılar, yok arkasında İngilizler varmış yok, yok hareket Kürt Milliyetçiliği hareketiymiş gibi söylemlerle Kemalist yönetime destek çıkanlar oldu.
    Özellikle Suriye’de başından itibaren halkın İslami hassasiyetleri ile gelişen cami merkezli bir kıyamdır. Bunun sağlıklı olup olmadığı hususundaki şüpheleri ile mazluma destek çıkmayanlar Allah’a havale ederiz ama Zalim iktidarlara destek çıkan nifak sahipleri ile mücadele şarttır.
    Müslümanların mazlumların yanında, zalimlerin karşısında durmasına engel olan vesveselerdir. Bu bazı gençlerdeki kafa karışıklığı (vesvese) zamanla ileri yaşlarında kafa karıştırıcısı kimliğe bürünmelerine (vesveseci şeytan) ve kalplerinin kararmasına neden olur.
    Şeytanın vesvesesinin zorlayıcı gücü yoktur, ancak ona kananlara etkili olur.
    Her vesvese kişinin nefsinde karşılık bulduğu bir yere karşılık gelir ve nefsini arındıranlar felaha erecektir.

    Yanıtla (0) (0)