1. HABERLER

  2. KÜLTÜR SANAT

  3. Sediyani’nin Şiir Kitabı “Gülistan” Çıktı
Sediyani’nin Şiir Kitabı “Gülistan” Çıktı

Sediyani’nin Şiir Kitabı “Gülistan” Çıktı

Sitemiz yazarlarından edebiyatçı ve şair İbrahim Sediyani’nin şiir kitabı “Gülistan”, Ekin Yayınlarından çıktı.

09 Mart 2012 Cuma 10:08A+A-

HAKSÖZ-HABER

Dünya ülkelerini gezerek kaleme aldığı gezi edebiyatı ve farklı dillerde yazdığı şiirleriyle bilinen edebiyatçı ve şair İbrahim Sediyani’nin şiir kitabı, Ekin Yayınları arasından çıktı: “Gülistan”

Şiir dostlarıyla buluşan “Gülistan”, Sediyani’nin öğrencilik dönemlerinden bugüne dek hayatının çeşitli dönemlerinde kaleme aldığı şiirlerden bir demet sunuyor. Kitapta toplam 25 şiir yer alıyor. Bunların 17 tanesi Türkçe, 6 tanesi Kürtçe, 1 tanesi Almanca, 1 tanesi de 6 dilde (Türkçe, Kürtçe, Almanca, İngilizce, Arapça, Farsça) yazılmış.

Kitapta İbrahim Sediyani’nin sanatçı Yusuf Can tarafından “Mavi Düşler” adıyla bestelenip okunan Mavi Marmara şiiri de yer alıyor.

Şiirleri ilgiyle okunan Sediyani, son olarak Sanat Enstitüsü’nün davetlisi olarak “Tahran Şiir Gecesi”nde sahne almıştı. Sediyani burada Edebiyat Parkı içindeki Şiir Bahçesi’nde şiir dostlarına Türkçe, Kürtçe ve Almanca şiirlerini okumuştu.

“Adını Arayan Coğrafya” isimli bir araştırma kitabı bulunan Sediyani’nin, “Gülistan”, ikinci kitabı olarak okuyucularıyla buluşuyor.

“Gülistan”da, İbrahim Sediyani’nin şu şiirleri yer alıyor:

Gúla Rozín
Ağladıkça Yeşile Çalar Gözlerin
Seni Sevmek
Ülkemin Türküsü
Sakın Kapama Gözlerini
November Sevgilim
Mavi Dizeler
Ülkemin Alnına Vuran Bûsedir Karadeniz’in Dalgaları
Bir Güvercin Kanatlandı Diyarbakır Semalarına Doğru
Deprem
Basra Gelini
Bedrin Muharibleri
Mississippi 500 Yaşında
Nijeryalı Şehidler
Filistinli Çocuk
Dağlarına Özgürlük Ateşi Düşmüş Kafkasya’nın
Mavi Marmara
Behmen
Dıkolım Navê Te
Behra Hêşin
Lê Lê Diyarbekir
Cezayir a Brindar
Bes
Ahe-ng
Die Herbstblätter

Okuyucularını şiirleriyle buluşturan edebiyatçı yazar İbrahim Sediyani’yi ve 92. kitabı ile yayın hayatına katkılarını sunmaya devam eden Ekin Yayınları’nı tebrik ediyoruz.

SİPARİŞ İÇİN: 0212 524 10 28  /  ekinkitab@gmail.com 

gulistan-siir-kitabi_ibrahim-sediyani_ekin-yayinlari.jpg

Kitabın “Önsöz”ünden:

Duyguların ve duyguya ait olanın iğdiş edilip sığlaştırıldığı, modern hayatın ve cahiliyenin yabancılaşma ve savrulmayı hızlandırdığı bir vasatta şiir zor, netameli bir o kadar da anlamlı ve gerekli bir çaba. Duygunun endüstrileşmesi ve otomatik-seri üretimlerin kolay olanı tüketme iştahına hizmet etmesi sanat için bir başka tehlike. Evimizi, ocağımızı, dilimizi ve dimağımızı dirilten değil kirleten, bencil ve başkasının ağrısına sağır ürünler piyasada iştah kabartıyor. Hakikatin elinden tutacak, ona omuz verecek okurlar/şairler/yazarlar arıyor gözlerimiz. Zira kendi zincirlerini kıramamış bir sanatçının, muhataplarını zincirlerinden özgürleştirmesi boş bir çabadır.

Bir özgürleşme, özgürleştirme çabası olarak sanat yoz ve çirkin, kaba ve yüzsüz, murdar ve zalim olana karşı bir mücadele aracıdır. Bunca tuğyan içinde bizi arındıracak, insani melekelerimizi tekrar ve yeniden daha güçlü kulağımıza fısıldayacak bir salih ameldir.

Korkunun buyurganlığına, ataletin, bencilliğin ve kendiliğindenciliğin zayıflığına topyekun bir dirençtir. İnancın hududunun ve ulusunun olmadığını haykıran taptaze bir filiz, inançla dirilen yeryüzüdür.

Düşünsel ve yazınsal faaliyetlerin muhataplarını etkileyebilmesinin en önemli iki şartı vardır. Bunlardan birincisi hakikati barındırması, ikincisi ise hakikatin en etkili, en zarif bir üslupla anlatılmasıdır. Bunun en önemli yolu ise şiirdir.

Şair, şiirini yazarak yaşanılan/yaşadığı hayata kalemini/kelamını şahit tutar. Şairimizin dediği gibi: “Yaşamak bir şiir, yeni anladım/Mısraları bünyanun mersus, sarı yapraklar ve buz mavisi.”

Yitirdiğimiz tüm zenginlikleri, şiirle yeniden bulur şair. “Göçmen kuşlar”ca yazılmış gibidir şiirleri. Harran, Muradiye, Beytüşşebap, Fırat, Erbaa, Dicle, Erciyes, Hattuşaş, Aspendos vs. Tabiatla gardaş bir dildir şairin dili. Hayatın dağdağası içinde kaybettiğimiz, göremediğimiz afakî ayetleri gözlerimizin önüne serer adeta. Bir an için gözlerinizi kapattığınızda bir dağ köyünde kuzu sesleriyle uyandırır sizi. Biraz yekinir, kımıldar ancak uyanmak istemezsiniz bu rüyadan. Allahu Ekber nidasıyla Nijerya’da, Filistin’de, Kafkasya’da, Bağdat’ta, Mavi Marmara’da bir mücadelenin ortasında derin uykudan uyanırsınız anında.

Şiirde kendinden ötekine doğru kayan bir benlik inşa edilir. Çünkü şiirinde dayatılan sınırları koruyan ve kollayan bir şair, artık adil bir kimlik, adil bir şair değil bir sınır bekçisidir. İşte bu sebeple bu kitap adeta yeniden bir coğrafya tanımı yapar. Üretilen, çizilen, dışlayan, parçalayan, ayıran, tanımlayan bir coğrafya değil; doğal, içselleştiren, bütünleştiren, birleştiren, anlayan, tanıyan bir coğrafya anlayışını yeniden şiirle üretir. Endülüs’ten Kürdistan’a, Anadolu’dan Urumçi’ye, Kafkasya’dan Balkanlar’a, Somali’den Küba’ya ülkeler coğrafyası değil bir ümmet coğrafyası çizer şair. Dağın, taşın, denizin, ırmağın konuşmaları; Kürt’ün, Laz’ın, Çerkez’in, Arap’ın, Acem’in mustezaf çığlıkları kulaklarınızda uğuldar. Bazen adım adım, bazen koşarak, bazen usulca geçilir/gezilir bu coğrafyada ama hep çocuksu bir merak, devrimci bir inatla.

Bu kitap toplam 25 şiirden oluşmaktadır. Şiirlerin 17 tanesi Türkçe, 6 tanesi Kürtçe, 1 tanesi Almanca, 1 tanesi de 6 dilde (Türkçe, Kürtçe, Almanca, İngilizce, Arapça, Farsça) yazılmıştır. 

 

 

 

HABERE YORUM KAT

23 Yorum
  • sait alioğlu / 28 Mart 2012 18:54

    "Her arslanın bir yatışı ve her yiğidin de bir yoğur yeyişi vardır!" derlerdi büyüklerimiz. Ki, farklılıklar olacak ki hayatın bir anlamı olsun...

    Yaklaşık altı, yedi yılkdır tanıdığım ve zaman içerisinde kardeşlik olgusuna uygunluk içerisinde bir hukukumnuz oluştu! Su içtik, çay içtik, Kürt böreği yedik vs.

    Birde İslam düşüncesinden mütevellit Kürt sorunundan, bier yığın konuya fikir teatimiz husule geldi ve inşçallah gelmeye de devam edecektir!

    Yazılarını takip etmeye çalışıyorum, o upuzun yazmaya çalışsa da! Epey zamandır varlığından haberimin olduğu şiirleri nihayet kitaplaştı ve bendeniz o şiirleri bir çırpıda okudum. Yabancı dilim Kürtçe olduğu halde türkü sözü okur gibi o şiirlwrini de okudum. Klasik Kürt şiiri tadı veriyordu. Yeri geldğinde yine okumaya çalışacağım, Ahmed é Ciziri'nin diwan'ının yıllardır tekraren okuuduğum gibi, Selamlar!

    Yanıtla (0) (0)
  • YUSUF CAN / 13 Mart 2012 17:03

    sevgili ibrahim sediyani çok sevindiğimi bildirip rabbimden hayırlara vesile olmasını dilerim. hayırlı olsun okuyan yüreklerde uyanışa vesile olsun. selam ve dua ile....

    Yanıtla (0) (0)
  • Rıdvan Kaya / 12 Mart 2012 18:19

    İbrahim Kardeşimi tebrik ediyor; şiirlerinin tevhid, adalet, özgürlük mesajının güzel ve etkili bir biçimde iletilmesine katkı sağlmasını diliyorum. Rabbim hayırlı, bereketli kılsın!

    Yanıtla (0) (0)
  • Abdurrahman Çeliker / 12 Mart 2012 11:47

    Kardeşim;
    Allah yeni kitabını hayırlara vesile kılsın.
    Bir an önce okuyup değerlendirmek istiyorum.
    Sanırım içerisinden 2 şiiri hatırlıyorum. Bana kendi sesinden okumuştun. Çok da güzel yorumlamıştın.

    Yenilerini bekliyoruz.
    Selam ve cennet duası ile
    Ankara\'dan selamlar

    Yanıtla (0) (0)
  • İbrahim Sediyani / 11 Mart 2012 22:26

    “Gülistan”a gösterdikleri ilgi ve kaleme aldıkları nezaket dolu ifadelerinden dolayı bütün kardeşlerime teşekkür ediyorum.

    Sevgili Sinan Ceran’a çok daha özel bir teşekkür ve vefa borcum var. Kitabın, yukarıdaki haberin içinde de okuduğunuz o güzel “Yayınevinin Önsözü” metnini Sinan Ceran ağabey kaleme aldı.

    Sinan ağabey beni çok mahcup etti; nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum.

    Aslı Ateş Kaya ablamın da çok güzel ifade ettiği gibi, “Kitap, bir yazarın özenle besleyip büyüttüğü, emek verdiği, özen gösterdiği ‘çocuğu’ gibidir.”

    Sinan Ağabey;

    Kitaba öyle bir “Önsöz” yazdın ki, bebek doğana kadar çektiğim bütün doğum sancılarını unutturdun bana.

    Allâh senden razı olsun, Sinan Ceran Hocam.

    Sivas’a ve Sivas halkına selamlar.

    Yanıtla (0) (0)
  • Burhan Kavuncu / 11 Mart 2012 18:04

    İbrahim kardeşimi ve Ekin yayınlarını tebrik ediyorum, hayırlı olsun. Güçlü duygularının ifadesi olan şiirlerin yazıların gibi bizi kuşatacak inşaallah. (Bu arada Türkçenin de ne kadar güzel ve ifade gücü olan zengin bir dil olduğunu bize göstermiş oldun, teşekkürler!)

    Yanıtla (0) (0)
  • Sinan CERAN / 10 Mart 2012 23:36

    İbrahim Kardeşim yeni kitabını Allah hayırlı kılsın. Adını Arayan Coğrafya'yı da büyük bir merakla okudum. yeni çalşmalarını merakla bekliyoruz. baki selamlar.

    Yanıtla (0) (0)
  • Faruk Mağat / 10 Mart 2012 14:23

    Sevgili kardeşim,

    Gönlünden çağlayarak taşan duygularının ete kemiğe büründüğünü duymak beni çok sevindirdi.

    Çok çok daha güzellerini yazmana teşvik olur inşallah.

    Yanıtla (0) (0)
  • Meliha / 10 Mart 2012 14:08

    Temin etmeyle uğraşmayaağız. Zeliha sayesinde kitabı okumuş olduk . Teşekkürler.

    Yanıtla (0) (0)
  • nehir aydın gökduman / 10 Mart 2012 12:29

    kitabınız hayırlı olsun kardeşim... Gayret ve çabalarımızı boşa çıkarmayan Rabbimize hamdolsun...

    Yanıtla (0) (0)
  • isra Kuyumcu / 10 Mart 2012 11:30

    Hayirli olsun ibrahim bey..En yakin zamanda temin edip,okuyacagiz insallah....

    Yanıtla (0) (0)
  • Aslı Ateş Kaya / 10 Mart 2012 10:58

    İbrahim Kardeşimin kitabını merakla bekliyordum, okuyacağız inş. O bizleri alıp götüren, duygularımıza tercüman olan yazılarından demetler bulabileceğime inandığım şiir kitabının hayırlara vesile olmasını diliyorum. Kitap, bir yazarın özenle besleyip büyüttüğü, emek verdiği, özen gösterdiği 'çocuğu' gibidir.
    Tebrik eder, daha nice kitaplarınızı okumayı beklediğimizi bilmenizi isterim...

    Yanıtla (0) (0)
  • Murat AYDOĞDU / 10 Mart 2012 09:38

    Coşkulu, duygusal ve gezgin şairi Sediyani kardeşim kitabı hayırlı olsun.
    Direnişe çeyiz dokuyan Basra gelinine, sakın lapama gözlerini, üşürüz sonra.
    Bir yanı “Düğün”, bir yanı “Ölüm olan Dünyayı kurtaracak formülün, vahdaniyet, adalet ve barış olan üçlü formülün; yaşlı ve bir o kadar da dertli olan gezegenimizi kurtaracak yegâne formül olduğunu haykıran kalemin uğramadığı ülke kalmasın.
    Adaletin olmadığı yerde fitne ve terörün olduğu mavi boncuk dizilmiş riyakâr dünyada; zincirlerini kırmış, taasuup’tan, kibirden uzak, Massai ülkesinden Balkanlara, Nijerya’dan Uygur’a, Kafkaslardan uzak olmayan Peru’ya kadar dünyanın bütün mazlumlarının sesi olasın.
    Kaba ve yüzsüz, murdar ve zalim olana karşı bir mücadele aracı, Kürt’ün, Laz’ın, Çerkez’in, Arap’ın, Acem’in mustezaf çığlıkları olan şiirlerin bütün Emperyalist işbirlikçisi, Kemalist, Baasist, Mezhepçi diktatörlerin kulaklarında uğuldasın.
    Dua ve selam ile,

    Yanıtla (0) (0)
  • Halit Çağdaş / 10 Mart 2012 00:51

    Hayırlı olsun sevgili dostum.

    Yanıtla (0) (0)
  • idris fidan / 09 Mart 2012 23:25

    ibrahim abi hayırlı uğurlu olsun şiir kitabınız. şiir kitabnızın çıkacağını duymuş merakla bekliyordum. çıktığını duyunca çok sevinmiştim.

    Yanıtla (0) (0)
  • Zeliha / 09 Mart 2012 22:27

    "Duyguların ve duyguya ait olanın iğdiş edilip sığlaştırıldığı, modern hayatın ve cahiliyenin yabancılaşma ve savrulmayı hızlandırdığı bir vasatta şiir zor, netameli bir o kadar da anlamlı ve gerekli bir çaba. Duygunun endüstrileşmesi ve otomatik-seri üretimlerin kolay olanı tüketme iştahına hizmet etmesi sanat için bir başka tehlike. Evimizi, ocağımızı, dilimizi ve dimağımızı dirilten değil kirleten, bencil ve başkasının ağrısına sağır ürünler piyasada iştah kabartıyor. Hakikatin elinden tutacak, ona omuz verecek okurlar/şairler/yazarlar arıyor gözlerimiz. Zira kendi zincirlerini kıramamış bir sanatçının, muhataplarını zincirlerinden özgürleştirmesi boş bir çabadır."

    Bir gül kopardım gönül bahçesinden
    parmaklarımda kan
    bir gül kopardım dilara lehçesinden
    takmak için saçlarına
    gül kokulu hicaba bürünesin diye
    devrimdir iç dünyanda yaşadığın med – cezir
    kendine yabancılaşma sandığın duygular
    aslında öze dönüştür
    yeni bir hayata başlar benliğimiz
    güneş topraklarımıza da doğar bir gün
    bir gece ansızın parçalanır zincirleri nefretin
    bir seher vakti kaldırırlar başlarını ayçiçeği çocuklar
    bir sabah yeni bir hayata açar gözlerini şiir kokulu kadınlar
    bambaşka bir ezan sesi duyulur İshakpaşa sarayından
    “Hayâ’lel hayr’ul- âmel”
    “Hayâ’lel hayr’ul- âmel”
    ve uyanır oniki bin yıllık uykudan Yukarı Fırat havzası.

    Nehirdir her bir şiir sana doğru akınca
    her makale bir metropoldür sen dokununca sözcüklere
    kalbin ayna tutar fikrime
    yeniden ahitleşirim yaşlı bir ağacın altında dâvâmla
    bir kez daha yürürüm Dara Hênê üzerine
    bir daha kuşatır yüreğim Diyarbekir surlarını
    yeniden sevdaya tutulur Murat suyu
    darağacına çekilir benliğim, hüzün olur Haziran
    ve aynı son sözleri mırıldanır dudaklarım:
    “We lâ ubâlî bi sulbî fî cuz'u-ir râda
    İn kâne mesre'i fî- Allâh'i we fî'd- Dîn”
    sen “Çeşm-i Gazel” yazılarımın ilhâm kaynağı
    Sediyan topraklarını besleyen Peri Çayı
    sakın kapama gözlerini
    üşürüm sonra.

    Yanıtla (0) (0)
  • Zeliha / 09 Mart 2012 22:23

    "Korkunun buyurganlığına, ataletin, bencilliğin ve kendiliğindenciliğin zayıflığına topyekun bir dirençtir. İnancın hududunun ve ulusunun olmadığını haykıran taptaze bir filiz, inançla dirilen yeryüzüdür"

    Oy gülüm
    gûla reyhan gülüm
    sana Rawalpindi oyalı yazma alamadım ya
    Ohri’nin incisini nun gibi boynuna asamadım ya
    İsfahan lalesini lamelif destesiyle uzatamadım ya
    Struga şiirlerimi sana elif elif okuyamadım ya
    bu kara sevdâyı Balakot’un çocukları gibi mâsum tutamadım ya
    içimdeki Burrel yangınını Erzeni sularıyla söndüremedim ya
    yasemin yasemin büyüyen isyanımı Tahrir Meydanı’nda haykıramadım ya
    oy gülüm
    gûla reyhan gülüm
    Be’er-Şeva gözlerimdeki hapishanede seni tutsak edemedim ya.

    "Şiirde kendinden ötekine doğru kayan bir benlik inşa edilir. Çünkü şiirinde dayatılan sınırları koruyan ve kollayan bir şair, artık adil bir kimlik, adil bir şair değil bir sınır bekçisidir. İşte bu sebeple bu kitap adeta yeniden bir coğrafya tanımı yapar. Üretilen, çizilen, dışlayan, parçalayan, ayıran, tanımlayan bir coğrafya değil; doğal, içselleştiren, bütünleştiren, birleştiren, anlayan, tanıyan bir coğrafya anlayışını yeniden şiirle üretir."

    Bir kuş gibi uçup gitti konduğu yüreğimden
    yaşama sevincim
    kurudu köyümün topraklarına akan ırmak
    yapayalnız kaldı beyaz sayfalar
    üşüdü şiirin mısraları
    savruldu göğsümde yükselen dağlar
    karlar düştü eteklerine düşlerin
    hayâllerimi düşürdüğüm denizler
    dert ortağım nehirler
    ve dûâyla ellerimi kaldırdığım gökyüzü
    girmiş yetim bir çocuğun gözlerine
    bakıyor mavi.

    Zûlüm kaplamış her bir yanını yeryüzünün
    çiğnenmiş ayak altında insanlık onuru
    hançerlenmiş adalet, kirlenmiş haysiyetler
    ordular işgale çıkmış
    yasaklanmış diller, zincirlenmiş bilekler
    düşman etmiş biribirlerine Adem’in çocuklarını
    kavmiyetçilik belası ve egemenlik hırsı
    sinmiş özgürlük sevdâsı dizelerine şiirlerin
    yüreğine işlemiş bu kavga şâirin
    doğunun ve batının mahzun coğrafyalarını
    yitik ülkelerin topraklarını besleyen ırmaklar
    sevgiliye kavuşurcasına akan nehirler
    mürekkep olmuş kaleminde Sediyani’nin
    yazıyor mavi.

    Yanıtla (0) (0)
  • Zeliha / 09 Mart 2012 22:16

    "Bir özgürleşme, özgürleştirme çabası olarak sanat yoz ve çirkin, kaba ve yüzsüz, murdar ve zalim olana karşı bir mücadele aracıdır. Bunca tuğyan içinde bizi arındıracak, insani melekelerimizi tekrar ve yeniden daha güçlü kulağımıza fısıldayacak bir salih ameldir."

    Emzirmesi biten bir bebeğin
    ağzının iki yanından süzülen
    anne sütü gibi akıyor Dicle ve Fırat
    çocukların iki memesi arasında büyüyor
    ve özgürleşiyor yitik ülkem Gülistan
    ana kucağı gibi sıcaktır Ğarzan ovası
    ve bir babanın merhametini saklar bağrında Serhat
    ağladıkça yeşile çalar gözlerin
    yeşile çalar Zigana geçidi
    yeşile çalar Eleşkirt
    yeşile Beytüşşebap, Erbaa ve Şebinkarahisar
    daha bir asildir Kızılırmak sen ağladıkça
    daha bir ulaşılmaz kılınır Erciyes
    ve Ninova’ya daha bir yakın durur Hattuşaş.

    "Şair, şiirini yazarak yaşanılan/yaşadığı hayata kalemini/kelamını şahit tutar. Şairimizin dediği gibi: “Yaşamak bir şiir, yeni anladım/Mısraları bünyanun mersus, sarı yapraklar ve buz mavisi.”"

    Yaşamak bir şiir, yeni anladım
    mısraları bünyanun mersus, sarı yapraklar ve buz mavisi
    dağların bir yamacı muhacir çeşmesi
    zozan, yeşil örtüsü çoban kızının
    bir yamacı güneş vuran göğsüm
    bir kez bile değmeyen gölgesi saçlarının
    içimde kaval sesi var
    kuzular meletiyorum mezarlıklarda
    ben ölünce sen kapat cansız ağzımı, gúla rozín
    soğuk dudaklarımda gezdir, çoban kızı
    yüzüksüz parmaklarını.


    Dört tane duvar ve huzurlu bir sabah kahvaltısı
    anladım ki buymuş dünyada en büyük zenginlik
    üşüyorum sokaklar çok soğuk, gúla rozín
    yıldızların sayısını bile ezberledim saya saya
    neden her gece aynı şeyler giriyor rüyalarıma
    bir evladın yüreğine gömdüğü hüzün
    küçük bir kız çocuğunun kıvrım kıvrım saçları
    her okşadığımda bir daha yarılır kızıldeniz orta yerinden
    her öptüğümde bir damla su düşer ateşine ibrahimin
    her kokladığımda bir güvercin yuva yapar sevr mağarasına
    ve her uyandığımda yeniden korku
    yeniden çığlık
    bir mukaddime de ben yazarım kendi endülüsümde
    bir danişmend de ben olurum dergahsız ve yurtsuz
    bir hasan sabbah da ben büyütürüm gizli gizli içimde.

    Yanıtla (0) (0)
  • Ali Değirmenci / 09 Mart 2012 22:10

    İbrahim Sediyani'yi ve Ekin Yayınlarını tebrik ediyorum.

    Hayırlı olsun.

    Yanıtla (0) (0)
  • Rozerin / 09 Mart 2012 13:47

    Bugün çok mutluyum biliyor musunuz?

    Ekin Yayınları sana çok teşekkür ediyoruz.

    Yitik ülkelerin çocukları, kayıp coğrafyaların kadınları adına teşekkür ediyoruz. Gönül dilini konuşan tüm kimliksiz halklar adına teşekkür ediyoruz.

    Kayıp şehirlerin kimliğini arayan devrimcileri yürekleri adına teşekkür ediyoruz.

    Sevgiliye kavuşurcasına akan nehirler adına teşekkür ediyoruz. Dicle adına, Fırat adına, Yeşilırmak adına, Kızılrımak adına, Missisippi adına, Tuna adına, Nil adına teşekkür ediyoruz.

    Yasaklanan diller, isimleri haritadan silinen yerleşim birimleri adına teşekkür ediyoruz.

    “Çağdaş Evliya Çelebi” ve “Yahudi kadın Hannah Arendt’in Müslüman erkek ikizi” İbrahim Sediyani’nin seyahatnamesiyle şereflenen tüm ülkeler adına teşekkür ediyoruz. İran adına, Kenya adına, Makedonya adına, Arnavutluk adına, Mısır adına, Pakistan adına, İsviçre adına, Almanya adına, Avusturya adına, Çek adına, İtalya adına teşekkür ediyoruz.

    Gönül dünyamıza tarifsiz bir zenginlik kazandıran, kalbimizdeki tüm kirleri silen bu güzel şiirleri kitaplaştırdığın için sana çok teşekkür ediyoruz Ekin Yayınları.

    Bugün çok mutluyum biliyor musunuz?

    Bugün bayram.

    Diyarbekir’in, Gazze’nin, Nairobi’nin, Saraybosna’nın, Urumçi’nin, Grozni’nin bayramı.

    Yanıtla (0) (0)
  • Sezai Arıcıoğlu / 09 Mart 2012 12:22

    Oturup dursanız ama sorduklarında ayakta olduğunuzu savunsanız ısrarla;
    Gitseniz gitmeyeceğiniz yere ama sorduklarında gitmediğinizi söyleyip kandırsanız kendinizi ;
    Öksürüp dursanız kan kusarcasına ama sorduklarında gürültü mü çıkartıyorum ki ? deseniz;
    Sıyrılamasanız öbek öbek cahiliyenin kirlerinden ama sorduklarında romantik devrimlerden dem vursanız ;
    Ve odanızın kapısı çalsa arka arkaya üç defa ;
    Kim o demeden bilseniz kimin geldiğini;
    Tüm yalnızlığıyla Şair (!) İbrahim Sediyani..
    (Hayırlı uğurlu olsun)

    Yanıtla (0) (0)
  • Şeyhmus DİKEN / 09 Mart 2012 12:13

    Sevgili Sedîyanî,

    Bahtı açık olsun Gulîstan'ın...
    Şeyhmus DİKEN

    Yanıtla (0) (0)
  • Adil Ak / 09 Mart 2012 11:46

    "Yitirdiğimiz tüm zenginlikleri, şiirle yeniden bulur şair. “Göçmen kuşlar”ca yazılmış gibidir şiirleri. Harran, Muradiye, Beytüşşebap, Fırat, Erbaa, Dicle, Erciyes, Hattuşaş, Aspendos vs. Tabiatla gardaş bir dildir şairin dili. Hayatın dağdağası içinde kaybettiğimiz, göremediğimiz afakî ayetleri gözlerimizin önüne serer adeta. Bir an için gözlerinizi kapattığınızda bir dağ köyünde kuzu sesleriyle uyandırır sizi. Biraz yekinir, kımıldar ancak uyanmak istemezsiniz bu rüyadan. Allahu Ekber nidasıyla Nijerya’da, Filistin’de, Kafkasya’da, Bağdat’ta, Mavi Marmara’da bir mücadelenin ortasında derin uykudan uyanırsınız anında."

    Yanıtla (0) (0)