HABER HATTI
Yorum-Analiz
ÖZGÜR-DER
ANKET
Haksöz-Haber'de en çok ziyaret ettiğiniz bölüm hangisidir?
Haksöz Okulu
Haberler
Köşe Yazarları
İktibaslar
Forum

Haksoz haksöz

ARAMA
Haksöz Dergisi Eylül 2009 Sayısı Çıktı
03.09.2009 14:02
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
 
Bu ay itibariyle 222. sayısını çıkartan Haksöz Dergisi, manşetten Kürt sorununda hak ve adalet temelli çözüm çağrısını dillendiriyor. “Kürt açılımı”nın çeşitli açılardan ele alındığı dergide Filistin’deki çatışma, usulî çalışmalar ve edebi ürünler de yer alıyor.

Eylül 2009 itibariyle 222. sayısıyla okurlarının karşısına çıkan Haksöz Dergisi, "Kürt açılımı" ile ilgili tartışmalara katılıyor. Kardeşlik zeminin tahrip edilerek Kürt sorununun çözülemeyeceğinin vurgulandığı Gündem'de aklı ve mantığı boğan hamaset ve milliyetçi körlüğün yanı sıra DTP çizgisiyle Kemalist düzenin bütünleştirici olamamasının çözümün önünde engel teşkil ettiği ifade ediliyor. Irkçı ve inkarcı dayatmaya karşı hak ve adalet temelli adımların desteklenmesi gerekliliğine işaret eden Haksöz, yasal ve siyasal yapının Kemalist şablondan arındırılmadan kalıcı çözümün zor olduğuna da dikkat çekiyor.

Konu detaylarıyla yorumlayan Hamza Türkmen, sorunun küresel boyutu, kırmızıçizgileri, çözümü dayatan iç ve dış şartları ve iyileştirme çabalarıyla fıtrata uygun bir çözümün yakalanıp yakalanamayacağını tartışıyor. Ahmet Örs ise bu açılım tartışmaları üzerinden muhalif çizgi sahiplerinin irtibatlı konularda taleplerini dillendirerek sürece kayıtsız kalmamaları gerektiğine dikkat çekiyor. Örs, bir diğer yazısında ise öncü Müslüman ailenin sorumluluklarına değiniyor.

Gazze'de Cundu Ensarillah ile Hamas arasında yaşanan çatışma ve sonrasındaki tartışmaları değerlendiren Ahmet Varol, Gazze'deki selefi akım hakkında da bilgi vererek konuya açıklık getiriyor. Hamas'ı eleştirenlerin tutarsızlıklarını ortaya koyan Varol, dengeli bir serdederek direnişi sahiplenmenin önemine işaret ediyor. Ramzy Baroud'dan yapılan çeviri ise el-Fetih kongresini değerlendiriyor.

Türkiye'de bulunan Nizar Reyyan'ın gelini İman Reyyan ile bir röportaja da yer verilen dergide Rıdvan Kaya ise Lübnan'da gözlemlediği Filistin mülteci kamplarını ve kardeşlik, dayanışma ve direniş kararlılığını okuyucularla paylaşıyor.

Dergide Fevzi Zülaloğlu Ramazan Duası ile yer alırken Haşim Ay, imtihan bilincini teorik ve pratik boyutuyla ele aldığı yazısında Şi'b-i Abdilmuttalib'den Şi'b-i Kemalizm'e müminlerin egemenler tarafından uğratıldığı baskıyı yorumluyor. Cengiz Duman ise bu ayki yazısında Hz. Musa'nın kayınpederinin Şuayb Peygamber olup olmadığını tartışıyor.

"Sabra Davet Eden Hakikat" adlı yeni kitabı üzerine Abdurrahman Arslan'la bir röportajın yapıldığı dergide Habil Sağlam da Varlık dergisinin hazırladığı bir dosya üzerinden edebiyat dünyasında Ergenekon davasının algılanışını ele alıyor. Asım Öz ise Antonio Gramsci'yi anlatan "Bir Devrimcinin Yaşamı" kitabı üzerinden Gramsci'nin yaşamöyküsünde irade belirleyiciliğini konu ediniyor.

Şehadetinin 43. yıldönümü vesilesiyle Özgür-Der Bağcılar Şubesi'nin düzenlediği "Şehit Seyyid Kutub'u Anma Toplantısı"ndan ayrıntılara yer verilen derginin son sayfası Bünyamin Doğruer'in yeni şiirine ayrılmış. Arka kapak ise Kudüs Günü dolayısıyla bir görsele: "Kudüs Günü'nde Ahdimizi Yineleyelim!"

HAKSÖZ-HABER

Haksoz haksöz

Bookmark and Share
YORUMLAR
Toplam 11 Yorum
cengiz duman
20 Eylül 2009 Pazar 11:17
tebrik
Tüm haksöz dergisi okuyucularının Ramazan bayramını tebrik ediyorum. Cenab-ı Hakk'tan tüm İslam alemine hayırlare vesile kılmasını niyaz ediyorum..
cengiz duman
19 Eylül 2009 Cumartesi 10:23
Şuayb peygamber Hz. Musa'nın kayınpederi midir?
Selamün aleyküm, değerlendirmeleriniz için teşekkür ediyorum. Yalnız; yazım, benim emeğim ve dergiye yazıyı koyanlar açısından çok olumsuzluk içerdiğini zannettiğim "Şuayb (peygamber) hakkındaki yazının başlığı ve bizim için önemi dikkate alındığında yazı çok daha kısa olabilirdi." cümlenizi daha detaylı anlamak açısından; ne ifade etmek istediğinizi tam anlamıyla açmanızı rica ediyorum. Allah'a emanet olun..
Murat Kayacan
16 Eylül 2009 Çarşamba 23:17
Hz. Musa'nın Kayınpederi ve Gramsci
Şuayb (peygamber) hakkındaki yazının başlığı ve bizim için önemi dikkate alındığında yazı çok daha kısa olabilirdi.
s. 57'de Şuayb'ın peygamber olduğu görüşü benimsendikten sonra "Hz. Musa'nın Kayınderepinin Şuayb Peygamber Olmadığına Dair Deliller.." başlığı pek uygun görünmüyor. Yargı en azından onun peygamber olmadığı iddiaları çürütüldükten sonra ortaya konsa daha iyi olurdu diye düşünüyorum.
Yazıda "..yaşadığı eğilimler, ..hayattan kaybolmamışlar.., bir başkaları da (2 defa).., Lut (a)'ın.., Şuayb peygamberin etnik yapısı" gibi gözü tırmalayan ifadeler mevcut.
***
Gramsci'ye dair yazı genel kültür açısından ufuk açıcı ise de onun bizim açımızdan önemini anlayamadım. Gramsci'nin yaklaşımları İslami kesimde neye tekabül ediyor, neyin karşısında yer alıyor yazıda pek göremedim.
***
Bu sayıya destek vermiş olan tüm emektarları tebrik ediyorum. Allah onlara salih amellerini artırmanın yollarını göstersin, onları cennette salih kullarına katsın ve Ramazan Bayramları onlara bereketli olsun..
Murat Kayacan
16 Eylül 2009 Çarşamba 23:05
İmtihan Bilinci
"İmtihan Bilinci" adlı yazıda fitne kelimesi açıklanırken "İsfahani'nin de yerinde tespitiyle.." denilmekte halbuki onunki kelimenin anlamını izah tarzında sözler bildiğim kadarıyla yorum değil.
C. başlığının altında tüm fertlerin Allah tarafından yeryüzüne gönderildiği ifade edilmekte. Yeryüzü malzemelerinden yaratılan insanoğlu başlangıçtan beridir zaten yeryüzünde idi.
Birçok yazıda olduğu gibi ed-Din'e bu yazıda da özel bir önem atfedilmekte. Kur'an'da çoğu zaman ifade ed-din şeklinde geçse de İslam'ın ve doğru yolun eşitlendiği "din" lafzı da kullanılmaktadır bkz. 109/6,3/85, 4/125, 5/3, 6/161.
Şİ'B-İ ABDULMUTTALİB'DEN Şİ'B-İ KEMALİZM'e başlığı iki şahıs arasında bir paralellik çağrıştırıyor, kasıt bu değildi sanırım. Bir de bu ambargoya karşı ne yapılacağı konusu protesto eylemlerinde bulunmayla sınırlı görünüyor. Protestolar Müslümanca tutumun bir bölümü olabilir ama en tepede görülmesi yaklaşımı üzerinde biraz düşünmeliyiz.
s. 50'de 28 Şubat... diye başlayan paragrafın son cümlesini anlayamadım..
Murat Kayacan
16 Eylül 2009 Çarşamba 22:46
Değerlendirme (2)
***"Öncü Müslüman Aile" adlı yazıda "Zülüm tanımlaması yapabilecek bir duruma gelemeyen bir aile asla İslami, dolayısıyla da devrimci olamaz." denilmekte. Bir ailenin İslami oluşu niçin devrimci oluşuyla aynı şey olsun?
Yazıda anlatılan aile tipi Ehl-i Kitap'tan biriyle evlenmeyi dışarıda bırakıyor ki kastedilen bunu da içeriyorsa bu yaklaşım doğru değil.
Devrimci aile tipinin mahalle camisiyle, komşularla, akrabalarla ve yakın çevredeki yetimlerle ilişkilerinin nasıl olması gerektiğine dair vurgular göremedim (Ümmetçi bir tavırla Afganistan ve Filistin'deki çocuklara duyarlılık ihmal edilmemiş bu güzel). Bir yerde cami ile irtibat zikredilmekte ancak o da "camilerde manevi donanım rehabilitesi" tanımlamasıyla dışlanmakta. Çocukların camiye gitmeleri niçin "cami merkezli sosyalleşme" olarak görülüp teşvik edilmez? Yazıda methedilen devrimci aile niçin ailece camiye yönelip orada örneklik sergilemez, orayı da vahyi doğrultuda ıslah etmeye çalışmaz?
***Ramazan Duası harikaydı..
Murat Kayacan
14 Eylül 2009 Pazartesi 11:29
Değerlendirme
Allah hayrınızı çoğaltsın, sizi Ramazan Bayramı'na kavuştursun.
"Kürt Açılımının Zorunluluğu.." adlı yazının s. 9'daki "Ali Bulaç'ın ulaştığı bir istatistiğe göre.." diye başlayıp devam eden 4 cümlesi iki defa girilmiş.
s. 11'deki "Kürt sorunu konusunda Müslümanların ..." cümlesi/paragrafı dipnota daha uygun gibi.
s. 13'te Türkiye'de yaşayanlara Türkiye ulusu veya Anadolu ulusu denilmesinin çözüm olmayacağı söylenmiş ancak Kur'an toplumu olması için ne denmesi gerektiğine dair bir çözüm de ifade edilmemiş.
"Ramazan, Filistin ve Muhayyem" adlı yazının girişi, Türkiye'de güzel şeyler yapan diğer Müslüman çevrelerin de olduğundan bahsediyor. Bu tarz umut verici girişlerin/yazıların/röportajların artmasını diliyorum. Ruh halimizin sekine içinde oluşu ve kardeşlik duygularımızın kuvvetlenmesi açısından bunu önemsiyorum..
Mustafa Alıskalı
14 Eylül 2009 Pazartesi 05:05
Biraz daha gayret etsek...
Tvler çoğaldıkça, internet medyası daha popüler kolay ulaşılır hale geldikçe basılı yayınların sıkıntıı süreçlere girdikleri doğru bir tesbit olabilir. Bu tesbit ile "Haksöz sitesi dergiye zarar veriyor" sözü denilebilir. En azından haksöz açısından ne kadar doğru bir tesbit tartışılması gerekir. Aktif bir hareketin güncel ve takip edilen bir sitesi olması büyük bir kazançtır. Ve haksöz gibi aylık bir derginin sitesinin güçlü olması dergiyide güçlendirmeli. Lakin bu konuda herhalde site ve dergi editörlerinin kafası berrak değil. Bu konunun açık veya içedönük tartışılması gerekir.

Haksöz dergisi bizim en büyük değerlerimizden biridir. Bundan dolayı sahip çıkmalıyız ve güçlendirmeliyiz. Okuyuculara çok iş düşüyor doğru lakin biraz dergiye emek veren kardeşlere biraz eleştiri hakkımızda var sanırım. Bulunduğumuz yerlere dergi yazarı kardeşlerimizi gelmekte, veya özgür-der şubeleri bulunmakta. Bu kardeşlerimiz katıldıkları toplantılarda derginin ismini bile anmaktan imtina ediyorlar. Şubeler ve sorumlu kardeşlerimizi "sizi haksöze abone yapalım veya haksöze abone olun" demek noktasında suskunları oynamakta veya bunu kibir olarak mı görmekteler doğrusu anlamıyorum.

Böyle bir dergiye sahibiz, beraber büyüdüğümüz her ay çıkmasını dört gözle bekledğimiz bir dergimiz var. Ona sahip çıkalım sorunlarınıda beraber el birliği ile çözelim. Konuşalım tartışalım...

En başta dergi yönetimi ( bu kadar ağır sorumluluğa rağmen) inansın ki ve sahiplensin ki, okuyucular ve haksöz gönüldaşları dergiyi el üstünde tutmayı öğrensin.

Bu yorumu yazacak herhalde en uygun yer bu haberdi. İnşallah kimseyi kırmamışımdır..
h.karakaya
12 Eylül 2009 Cumartesi 14:06
dergi geç geliyor
s.a. ben maalesef dergiyi pek çok insandan sonra okuyabiliyorum.henüz elime geçmedi,bir hafta sonra belki...
üstelik haksöz öyle bir günde okunacak değil sindire sindire anlayarak değerlendirilmesi gereken bir dergi..emek veren herkesten Allah razı olsun....
Ahmet Örs
09 Eylül 2009 Çarşamba 05:06
okuyoruz
yavaş yavaş okuyoruz: ))
mesela hamza abinin yazısı çok güzel. açılımın farklı uçlarını tahlil etmiş, güzel olmuş..
Selami
09 Eylül 2009 Çarşamba 01:07
sükut
Acaba dergi henüz okunmadığından mı bu köşede ses yok, yoksa içeriğine dair söylenebilecek herhangi bir şey olmadığından mı?.
cengiz duman
06 Eylül 2009 Pazar 22:51
hata bildirimi!..
Selamün aleyküm, Haksöz dergisi 222. sayısında yer alan "Hz. Musa’nın kayınpederi, Şuayb peygamber midir?" başlıklı yazımızın, derginin 60. sayfası, ilk paragrafındaki, Hz. Musa'nın Hz. Şuayb yanındaki çalışma süreleri tarafımdan sehven yanlış ifade edilmiştir. Doğrusu aşağıdaki büyük harflerle yazılı olduğu gibi,(SEKİZİNCİ)ve(İKİ)olmalıdır.
"Hz. Yakup’un Tevrat kıssasındaki yedi yıl akitle çalışma karşılığı dayısının kızı ile evlenme akdi olayı aynen Hz. Musa ile kayınpederi arasında geçmektedir. Ancak Musa’nın kayınpederi; Yakup’un dayısı ve kayınpederi Laban gibi yapmaz ve ahdinde durur. (SEKİZİNCİ) yılın sonunda Hz. Musa’yı kızı ile evlendirir. Buna mukabil Musa(a.s) onun yanında daha fazla -(İKİ) yıl daha- çalışır ve istediği bir zamanda memleketi Mısır’a geri döner."
Oluşan hata için okuyucularımızdan özür dilerim..
30 Temmuz 2010
DÜŞÜNCE PLATFORMU
İKTİBASLAR