1. HABERLER

  2. HAKSÖZ DERGİSİ

  3. Haksöz Dergisi Şubat (203) Sayısı
Haksöz Dergisi Şubat (203) Sayısı

Haksöz Dergisi Şubat (203) Sayısı

Haksöz Dergisi'nin Şubat sayısı çıktı. Derginin bu ayki gündemini başörtüsü yasağına ve Gazze kuşatmasına ilişkin yazı ve haberler oluşturuyor.

01 Şubat 2008 Cuma 22:29A+A-

"Başörtüsüne Şartsız-Sınırsız Özgürlük!"

1991'den bu yana Kur'an'ın aydınlığına doğru şiarıyla istikrarlı bir şekilde aylık yayınını sürdüren Haksöz dergisi bu ay başörtüsü konusunu etraflıca değerlendiriyor. "Başörtüsüne Şartsız Sınırsız Özgürlük" manşetiyle okuyucularıyla buluşan Haksöz, üniversitelere yönelik başörtüsü düzenlemesinin zaaf ve  dikkat çekiyor; tüm kamu ve iş hayatında; liselerde ve her yerde başörtüsünün özgürleştirilmesini talep ediyor.

Başörtüsü tartışmasıyla ilgili hem analiz boyutu taşıyan hem de gündemi yorumlayan yazıların yanı sıra Hamza Türkmen'in "Fetişleştirilen Bayrak ve Kutsallık" başlıklı yazısı kutsal hale getirilen bayrak, tarih, vatan gibi imgelerin tabularını tevhidi bir anlayışla yıkmanın ve ulusalcı mistisizmi aşmanın gerekliliğine dikkat çekiyor. Ergenekon çetesiyle ilgili Kenan Alpay'ın yazısı ise çeteci geleneği analiz ediyor: "Ergenekon; Kemalizm ve darbe geleneğidir!"

Gazze'de yaşanan insanlık dramını da sayfalarına taşıyan Haksöz, Gazze'de kuşatılan insanlıkla birlikte Siyonist işgal gerçekliğine dikkat çekiyor. Gazze kuşatmasının kırılmasına yönelik Müslümanlara düşen sorumlulukları hatırlatan Haksöz, İslam dünyasından çeşitli konularda çevirilere de yer veriyor.

Türkiye'de İslami vakıf ve derneklere yönelik gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklama operasyonlarının da değerlendirildiği dergide ayrıca Dağlıca saldırısında esir alınan askerler üzerinden kandan beslenen ulusalcılığın ve ceset sayısı üzerinden zafer ilan eden militarizmin ölü seviciliği analiz ediliyor. Dergide Asım Öz'ün "Sanatta Şuur Bulanıklığı" başlığıyla Ali Bulaç'ın sanat perspektifine yönelik değerlendirmeleri de ilgiyle okunabilir nitelikte.

Aylık Kur'an çalışmalarını sürdüren Haksöz, Ayetlerin Işığında Hayat üst başlığıyla Nurten Çakır'ın "Dünyevileşmek: Dünya ve Ahiret Dengesini Bozmak" başlıklı makalesine yer verirken; Cengiz Duman da Hz. İbrahim'den Hz. Muhammed'e kadar peygamberlerin hayatlarında temayüz eden "hicret" konusunu işliyor. Hicretin günümüzde karşılığıyla ilgili değerlendirmelerin de yapıldığı dergide ayrıca şiir, kitap tanıtımları ve edebi ürünlere de yer veriliyor.

Haksöz dergisi evimizin, ailemizin, hayatımızın çok önemli bir parçası olmaya devam ediyor. Samimi bir kılavuz, yol azığı, güzellik yumağı, direniş haritası ve İslami mücadelenin haritasında çok değerli bir yükselti olarak sorumluluklarımızı hatırlatmayı bir görev biliyor.

 

SUNUŞ

Üniversitelerde uygulanmakta olan başörtüsü yasağını kaldırmaya dönük çabaların şekillenmeye başladığı bir ortamda dergimizi yayına hazırlıyoruz. 12 Eylül sonrasında getirilen yasaklarla Türkiye'nin kronik sorunlar demetine dahil olan başörtüsü sorunu son on yıldır uygulamaya konulan akıl almaz yasaklarla ülke gündeminin en temel tartışma konusunu teşkil etti. Şimdi çözülecek mi? Maalesef, bunu söylemek mümkün değil!

İki açıdan sorun gündemde kalmaya devam edecek görünüyor. Öncelikle iki partinin ortak düzenlemesi başörtüsü yasağını sadece üniversite bazlı ele almakta. Oysa nitelikli bir çözüm ancak eğitim ve çalışma hayatını tümüyle ele almakla mümkün olabilirdi. Ayrıca düzenlemenin üniversitelerde dahi yasağı kaldırmaya yetip yetmeyeceği tartışmalı. Anayasa maddeleri arasına soyut birtakım ifadeler ekleyerek meseleyi halledeceklerini sananlar Türkiye'de açık bir yargı despotizminin cari olduğu gerçeğini görmezden geliyorlar gibi.

Öte yandan YÖK yasasında yapılmak istenen değişiklik metninde yer alan "hangi tür başörtüsünün kabul göreceği"ne ilişkin ifadeler ise tam bir ayıp! Üniversite öğrencilerinin başörtülerini çenelerinin altından mı, üstünden mi kapatacaklarını belirlemek kimsenin haddi olmamalı! Ne yazık ki hükümet, çözüm getirme adına bazı askeri mekanlarda uygulanan örtme tarzı dayatmasının bir benzerini yasallaştırmaktadır.

Neymiş çarşafla, poşuyla, sarıkla, şalvarla üniversiteye girilmesini önleyeceklermiş! Ne mahzuru var? Birilerinin göz zevkini mi bozuyor bu kıyafetler? Doğrusu üniversite düzeyindeki insanların giyim kuşamlarının yasayla düzenlenmesine kalkışılması, böyle bir şeye mecbur kalınması bu ülkenin yasama kurumunun da, akademik çevrelerinin de ne kadar içler acısı bir konumda olduklarını ve despotik zihniyetlerini açığa çıkarmaktadır.

Despotik zihniyetin iyi tanımak ve aynı şekilde sorunun bir grup "laikçi" azınlığın gözü dönmüşlüğünden ibaret olmayıp laik Kemalist düzenin temel kimliğinden kaynaklandığını görmek durumundayız. Aynen insanlık adına utanç manzaralarına sahne olan Gazze'de yaşananların Siyonist işgal politikasının doğal neticesi olduğunu görmek gibi.

ABD destekli işgal olgusunu görmezden gelip sorunu açlık, susuzluk, elektriksizlik boyutuna indirgemenin olguyu asli boyutuyla kavrama önünde engel oluşturacağını görmeliyiz. Ancak bu kapsamlı yaklaşım Filistin'de ve tüm dünyada Müslümanlar olarak karşı karşıya olduğumuz zulümlere net bir tavırla karşı koyma iradesini bize kazandırabilir. Gazze'de onca kuşatılmışlığa rağmen İslami Direnişin ortaya koyduğu tavrı örnek alma ve bu izzetli tutumu her düzeyde yaygınlaştırma sorumluluğu ile hareket eden tüm kardeşlerimize selam ediyoruz.

 

İrtibat Tel: 0 212 524 10 28