1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Cübbeli Ahmet, CHP'ye Üye Olur mu?
Cübbeli Ahmet, CHPye Üye Olur mu?

Cübbeli Ahmet, CHP'ye Üye Olur mu?

Deniz Baykal'ın Cübbeli Hoca'yı aramasının yankıları devam ediyor... Baykal, Cübbeli Hoca'ya telefonla "geçmiş olsun" dileklerini sunması üzerine açıklama yaparken Emre Aköz de konuyu köşesine taşıdı.

05 Şubat 2010 Cuma 12:52A+A-

Deniz Baykal'ın Cübbeli Ahmet Hoca'yı aramasının yankıları devam ediyor... Deniz Baykal, Cübbeli Hoca'ya telefonla "geçmiş olsun" dileklerini sunması üzerine açıklama yaparken Emre Aköz de konuyu köşesine taşıdı.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Cübbeli Ahmet Hoca'ya telefonla "geçmiş olsun" dileklerini sunması üzerine açıklama yaptı. NTV televizyonunda konuşan Baykal, "İnsani ilişkilerin gereği olarak geçmiş olsun dileğimi ilettim. Tuzağa düşürülmedim. Birbirimize şifa dilemesini bilmeliyiz Bunu normal karşılamak lazım. Bundan bir siyasi sonuç çıkarmamak lazım" dedi.

Bülent Arınç, "Ama biz hocayla aynı karede bir fotoğraf versek başımıza gelmeyen kalmaz." demişti. Sabah gazetesi yazarı Emre Aköz bugünkü yazısını CHP lideri Deniz Baykal'ın "Cübbeli Hoca" olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü'yü arayıp geçmiş olsun demesine ayırdı. "Cübbeli Ahmet Hoca, CHP'ye Üye Olur mu?" başlıklı yazısında Aköz, kamuoyunda daha çok Cübbeli Ahmet Hoca diye tanınan Ahmet Mahmut Ünlü hakkında şunları söylüyor:

"Pratik zekâsı müthiş. Hazırcevap. Esprili. Şov yapmayı ve kendinden söz ettirmeyi seviyor. Bir ara onun için şöyle yazmışım: 'Fotoğraflarına bakmaya doyamıyor insan. Adeta televole! Hocayı denizde yüzerken, jet skiye binerken, Avrupa'da tatil yaparken görüyoruz. Uzun zaman hocanın müridi olup da arası bozulduğu için fotoğrafları medyaya verdiğini söyleyen işadamı Mehmet Sağlamer, ilginç ayrıntılardan söz ediyor: İmam nikâhlı eşine 16 bin dolara saat alması... Lüks otellerde kalması... İki milyon dolar değer biçilen, muslukları sensörlü, havuzlu bir villada yaşaması... Buna karşılık, hocanın sade bir hayatı tavsiye etmesi... Kendi kızı kolejde başı açık okurken, takipçilerine, 'Kızınızı küçük yaşta tesettüre sokun' demesi...' (Sabah, 12.10.2006)"

Cübbeli Hoca'nın hastalanması üzerine Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın dediğine göre CHP Başkanı Deniz Baykal da Hoca'yı telefonla arayıp "geçmiş olsun" demiş. Arınç, şöyle demişti: "CHP artık irticaın rejim için tehdit olmadığını gördü. Ama biz hocayla aynı karede bir fotoğraf versek başımıza gelmeyen kalmaz."

Bununla ilgili olarak Aköz, şu hakikate dikkat çekiyor: "Türkiye'de 'irtica tehlikesinden' söz etmenin, 'şeriat geliyor' filan demenin hiçbir ciddi yanı yoktur. Bu tip laflar, başta askeriye olmak üzere, devletteki hâkimiyetini ve onunla birlikte gelen avantajlarını kaybetmek istemeyen bürokrasinin uydurmasıdır. Darbe ya da eylem planlarına baktığınızda, 'dinci' tiplemesinin yine askerlerce kullanıldığını ve apoletli medya tarafından ön plana çıkarıldığını görürsünüz."

Bu bağlamda 28 Şubat darbe sürecindeki, pompalı tüfekleri dillerine dolayanları hatırlatan Aköz, darbe zemini hazırlamaya yönelik bütün propagandaların boş çıkmasına rağmen hâlâ şeriatçıların pompalı tüfeklerle başkaldırmasından, mini etekli kızların bacaklarına kezzap atmalarından, Atatürkçüleri kör testere ile kesmesinden korkanlar olduğunu da ekliyor.

Aköz, yazısını şöyle bağlıyor:

Olay şudur: Türkiye'de "şeriat tehlikesi" olduğunu ancak aymazlar düşünür.
Onların dışındaki herkes, irtica yaygarasının gerçek işlevini bilir:
Önce suçlanan sivil siyasetçilerden tavizler koparmak... Ardından da taraflı yargı tarafından siyasetten uzaklaştırılmalarını sağlamak...
Eğer gerçekten bir irtica tehlikesi olsaydı, Deniz Baykal'ın bu tip jestleri önemsenirdi.
Halbuki örneğin Cübbeli Ahmet Hoca'nın bir şovmen olduğunu bilmeyen kalmadı.
Bu yüzden de Baykal'ın hamlelerine, "Belki de dindarları AKP'den uzaklaştırır" diye bakılıyor.
Aynı şeyi Bülent Arınç'ın yapması ise "yaygara fırsatı" olarak görülüyor. Yoksa onlar da biliyor Arınç'ın "din devleti" filan istemediğini...
İster misiniz Cübbeli Hoca üyelik için CHP'ye başvursun!

HAKSÖZ-HABER

Yazının tamamını okumak isteyenler Emre Aköz'ün Sabah'taki yazısını okuyabilirler.