1. HABERLER

  2. HABER

  3. MEDYA

  4. Genelkurmay Medyayı Tatmin Etmedi
Genelkurmay Medyayı Tatmin Etmedi

Genelkurmay Medyayı Tatmin Etmedi

Genelkurmay Başkanlığı'nın, Bülent Arınç'a yönelik suikast iddialarıyla ilgili açıklaması medya tarafından da tatmin edici bulunmadı.

25 Aralık 2009 Cuma 04:22A+A-

Gazeteler açıklamanın olayla ilgili soru işaretlerini gidermediğini, aksine çoğalttığına dikkat çekti. Sabah gazetesi, Genelkurmay'ın açıklamasını 'Şaşırtan gerekçe' başlığıyla duyururken, Radikal, 'Kafalar iyice karıştı' manşetini attı. Star gazetesi de 'Köstebek peşindeydik' sürmanşetinin yanında cevap bekleyen soruları sıraladı. Taraf gazetesi "Açıklama yalansa Başbuğ gider" yorumunu yaptı. Birçok köşe yazarı da açıklamanın suikast şüphelerini gidermekten çok, artırdığını vurgularken 'Subaylar köstebek peşindeyse üzerlerinden niye Arınç'ın adresi çıktı?' sorusunu yöneltti. Görüşler şöyle:

Fehmi Koru (Yeni Şafak): Planlanmış suikast öncesinde hedef olarak seçilmiş siyaset adamının evinin sokağında tarassut amacıyla dolaşırken üzerlerinde adres ve krokilerle yakalandığı haberlerine konu olan rütbeli kişilerle ilgili açıklamada çok geç kaldı Genelkurmay.

Taha Akyol (Milliyet): Söz konusu albay ve binbaşı, askerî makamlar tarafından Arınç'ı takip etmek için değil, "bilgi sızdırdığı" şüphesi olan başka bir subayı izlemek için görevlendirilmişti. Fakat öyleyse üzerlerinde niye "adres yazılı bir not" çıkmıştı? Bu adres Arınç'ın adresi değil miydi?

Ergun Babahan (Star): Sahi, o subay Bülent Arınç'ın adresinin yazılı olduğu kâğıdı neden yutmak istedi acaba? Yılbaşı hediyesi gönderecekti de, sürpriz bozulmasın mı istedi dersiniz.

Hasan Celal Güzel(Radikal): TSK'nın ve Genelkurmay Başkanlığı'nın görev ve yetkileri arasında, başbakan yardımcılarını gözetlemek, devletin en üst kademesindeki kişiler hakkında fişleme yapmak ve suikast plânları hazırlamak var mıdır? Yoksa bu da 'koruma ve kollama' gereği midir?

Derya Sazak (Milliyet): Ülkenin askeri, yargısı, polisi, siyasetçisi arasındaki "güvensizlik" hiç bu boyutlara gelmemişti. Tamam "suikast" iddiaları geçersiz, savcı zaten serbest bırakmış ama Özel Kuvvetler orada ne arıyordu?! Daha inandırıcı bir açıklama gerekiyor.

Mehmet Altan (Star): Belli ki hükümetin elinde konuyla ilgili çok ciddi kanıtlar var. Adeta suçüstü bir durum... Hatta adeta değil, düpedüz suçüstü... Maalesef savunma yerine, enine boyuna siyasete daldığı için gittikçe irtifa kaybeden ve tüm iyi niyetli uyarı ve eleştirilere düşmanca davranarak komikleşen bir resim var karşımızda...

Mehmet Tezkan (Milliyet): Dün (önceki gün) dalga geçtim.. Ne biçim suikast ekibi dedim, gidecekleri yerin adresini bile akıllarında tutamıyorlar. Pes valla dedim! Bu olayı kenar süsü olsun diye uydurulmuş bir senaryo zannediyordum. Ciddiymiş!

Ahmet Kekeç (Star): Danıştay suikastına inanmazlar... Dinci kalkışmasıdır. Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan "dost bombaları" görmezler. Dinci marifetidir... Özden Örnek'in günlüklerine inanmazlar. Cemaat imalatıdır... Islak imzalara, "Kafes" eylem planlarına, andıçlara, lahikalara, yer altına gizlenen silah ve mühimmata inanmazlar... Polisin provokasyonudur. Peki sen neye inanırsın birader?

Reha Muhtar (Vatan): Subaylar, Başbakan Yardımcısı'nın evini dinleyerek, ya da bilgi sızdıranı gözetleme yoluyla tespit ederek mi bu ülkeye güveni getirecek? (Zaman)