
Atatürk ve Cellâdına Âşık Olan Muhafazakârlar
“Yıllarca dili, dini, gündelik yaşam pratikleri aşağılanmış muhafazakârların yazarları, Atatürk hakkında ‘kadri bilinmemiş peygamber’ tanımları yapıyor.”
HAKSÖZ-HABER
“Türkiye’de Kemalizm bitti” deniliyor ancak hayatın her anında ve ünitesinde Kemalizm’in değerleri ve yansımaları karşımıza çıkmaya devam ediyor. Öyle ki görece düşünsel özgürlük ortamına rağmen kendini dindar-muhafazakâr ya da sol-liberal ve demokrat görenler de dahi “Atatürk yanlış anlaşılıyor; aslında o söylendiği gibi olumsuz bir kişilik değildi!” mealinde sözler serdetmeye devam ediyor. Cellâdına âşık olma sendromu yalnıza kimi Dersimlilerle sınırlı kalmıyor.
Melih Altınok, Taraf’ta yayınlanan bugünkü yazısında tam da bu konuya temas ediyor ve Mustafa Kemal Atatürk’ün rejimi tarafından dili, dini, gündelik yaşam pratikleri aşağılanmış muhafazakârların kanaat önderleri ve yazarlarının, onun hakkında “kadri bilinmemiş peygamber” tanımları yapmalarındaki tenakuz ve sefalete dikkat çekiyor. Liberallerden de sadır olan Atatürk’ün aslında iyi olduğu, çevresinin kötü olduğu şeklindeki yorumlara da atıfta bulunan Altınok, “O asıl bizimdir!”, “Asıl biz onun izindeyiz!” nutuklarının nasıl bir “delilikte” yaşadığımızın göstergesi olduğunu belirtiyor:
V for Kemal
Melih Altınok / Taraf
Anayasanızda adı geçiyor.
Metinde, adıyla anılan ilkelerinin yer aldığı maddelerin değiştirilmesi teklif dahi edilemiyor.
Bu nedenle parlamentonun çıkartacağı hiçbir kanunun onun temel doktrinlerine aykırı olmaması gerekiyor.
Yani dününüz değil, bugününüz de onun “kontrolünde”.
Daha da acayibi, doğacak çocuklarınızın bile hayata hangi pencereden bakacakları onun yaşadığı on yıllar öncesinden belirlenmiş; değiştirilemiyor.
Elbette “onun olan” ordunun en temel görevi de, dışta ve tabii ki içte, onun ideolojisine yapılacak saldırıları bertaraf etmek. Bu hakkını da defalarca halkını ve siyasileri esir alarak kullanmış. Hâlâ da bu konuda istidatlı.
Ülkenin siyasi partilerinin, derneklerinin, odalarının ve hatta öğrenci kulüplerinin bile onun ilkelerine uygun örgütlenmesi şart. Kurumsal olarak, ölüm-doğum günleri etkinliklerde yer almamaları dahi “soruşturma” konusu.
Çocuklarınız okula her sabah ona bağlıklarını sundukları and’la başlıyor. Ardından büstünün önünden geçip, onun adına ayrılmış köşenin yanı başındaki sınıfa giriyor. Duvarda, “gençliğe öğüdünün” yanı başına asılmış resmi var. Ders de muhtemelen onun hayatı. Değilse de ziyanı yok; “moderin” matematik bile onun armağanı, lütfu olduğu için mutlaka anılacak. Boş derste açılan her kitabın kapağında da resmi, hayatı mevcut.
Eşek kadar adam olup gittiğiniz üniversitede de peşinizde o. YÖK derslerindeki “O, memleketi kurtarırken neye güvenmiştir” sorusuna “Elbette milletin azmi ve kararlığına” cevabını verdikten sonra bahçede “eyleminizineyin” yapmanızın da “bir yere” kadar sakıncası yok. O bir yerin sınırı da elbette onunla başlıyor.
Üzerinde resmi olan paralardan sizde yoksa askere de gideceksiniz tabii. Aylar boyu sabah akşam “en iyi”nin sonuna onun adını ekleyeceğiniz tekerlemeleri çiğneyeceksiniz. Azıcık çıkıntılığınız varsa, mesela Tanrı’ya “Allah” demek ya da anadilinizin onun tek dili olmaması gibi, törpülenecek.
Adım başı heykellerinin olduğu kentlerin yaşamına dönüp evlenmeye karar verirseniz, nikâh memurundan “çocuklarınızı onun ilkelerine göre yetiştirme” nasihati alacaksanız daha.
Anne olacaksınız, çocuğunuz yaşam koşulları bile onun ilkeleriyle ilişkinize göre şekillenecek. Zira giyim kuşamınız ilkelerine uygun değilse, ne avukatlık, ne öğretmenlik yapabileceksiniz. İstanbul dukalığı zaten sizden pek hoşlanmadığı için özel sektörde de şansınız sınırlı.
Ülkenin sol muhalefeti bile onun mirasından kurtulabilmiş değil. Yakın tarihleri bizzat “devrimci” önderlerinin ona antiemperyalist, çağdaş, ilerici vs. payeleriyle methiyeler düzdüğü metinlerle dolu.
Rejimine kastetmekle eleştirilen iktidar partisinin kurmayları, sözkonusu çıkışları “itham” diye savuşturuyor. “Asıl biz onun izindeyiz” nutukları dillerinden düşmüyor.
Onun rejimi tarafından yıllarca dili, dini, gündelik yaşam pratikleri aşağılanmış muhafazakârların kanaat önderleri, yazarları, onun hakkında “kadri bilinmemiş peygamber” tanımları yapıyor
Liberalleri bile, onun iyi olduğunu, çevresinin kötü olduğunu yazıyor köşelerinde. “O asıl bizimdir” diye çıkışıyorlar.
Onun hakkındaki en naif eleştiriler, resmî tarihi dışında alternatif okumalar cesaret isteyen marjinallikler. Kendisiyle “kişisel” bir sorununuz (ne sorununuz olacaksa artık) olmadığı şerhini düşmeden konuşmanız hâlinde başınıza ciddi işler açabilirisiniz.
Orwell’ın 1984’ünden bir alıntı değil elbette bu. Yıllardır hep beraber bu “delilikte” yaşıyoruz.
Ama yukarıdaki resimde gördüğünüz üzere kimilerimiz, bu düzenin değişmeye başladığı gerekçesiyle kaygılı, “V for Vendetta”yı hatırlatıyorlar.
Biliyorum, bir cümle ile saf bir anarşizm güzellemesi olan bu filmin V’si Türkiye’de vücut bulsa, yegâne hedefinin onun sistemi olacağını söylemeye gerek yok.
Ama işsizlikten Uludure’ye, eldivenden merdivene bugüne değin yakındığımız ne varsa kökeninde onun sistemi olduğu hâlde, çözümü onun yoluna dönmekte gören kolektif delilik pek arif değil.
Türk Dil Kurumu’nun 10 Kasım dolaysıyla “onlar” için piyasaya ilave arz yaptığı kelimelerle bitirelim o hâlde, belki işe yarar.
Şaka gibisiniz. Yazık. Ve de anlayana...
HABERE YORUM KAT
m.kemal, Kendisine güvenemeyen belki kendisinde güvenecek bir meleke bulamayan kişilik sorunlu insanların karşısında komplekse girdiği bir insandan başka bir şey değil. O "çok zeki" olduğundan izinden gidenler zeka problemi yaşarlar. Hiç unutmam bir gün bir öğretmenin onun zekasından bahsettiği sırada " Hocam belki siz ondan daha zekisinizdir" demiştim. Öğretmen korkuya kapıldı ve etrafına hızlıca bir göz attıktan sonra "yok canım olurmu öyle şey" demişti. Adamın yüzü hala aklımdadır. Vallahi bu olay aklıma geldikce hep gülerim. Bu insanlar hep ikinci sınıf insan olmaya alıştırılmışlar. Bu nu farkedince Sadece Allaha kul olmanın ne büyük bir şeref olduğunuda farketmiştim. Elhamdulillah.
Yanıtla (0) (0)Burda malum şahıs için anlatılan tüm özellikler,ilah'a ait özellikler!Tek yegane bir ilah var O da Allah!Bunlar Allah'ı sadece bir kere yaratmış bir daha da yarattıklarıyla ilgilenmiyen olimpos tanrıları gibi görüyorlar!E hal böyle olunca biz ölümlülerle ilgilenmek ölümlülerin en ölümsüzüne! düşüyor!Ondan sonra adamlar biz tapmıyoruzki sevip,sayıyoruz diyorlar!Geçmiş tüm müşrikler gibi!Halbuki Allah yarattığı bütün kullarıyla tek tek ilgileniyor,tek tek değer veriyor,her an kullarına şah damarından yakın!Özetle yazı var olan iğrenç durumu çok güzel özetlemiş.Sonuçlarına katlanmak koşulu ile her şeyi yapabilirsiniz!Bırakın kemalistler istediği haltı yapsınlar ama bunu benden kesilen vergilerle yapmasınlar VEDE benide onlar gibi inanmaya,onlar gibi saygı göstermeye zorlamasınlar!Ben onların sevdiğini,saydığını sevecek ve sayacak değilim,onlarda benim sevdiğimi,saydığımı sayacak değiller!Onların sevdikleri,saydıkları kendine,benimde SEVDİĞİM,SAYDIĞIM kendime.İttihatçı bir asker nasıl olurda hem bilim adamı,hem sanatçı,hem bilge,hem düşünür,hem siyasetçi vb tüm özellikleri üzerinde toplar?Boşuna dememişler şeyh uçmaz müritleri uçurur diye!
Yanıtla (0) (0)buna ançak asimile derler.düşmanına aşık olma derler..seni en büyük tehlike en gerici yobaz vs. isimlerle anaçak sence ona vefa borcunu ödemek adına saygı duyaçaksın sahte vefayla..
Yanıtla (0) (0)bırakın kimin olursa olsun.ama neden bana ve çocuklarıma zorla dayatıyor.ilkelerini ve kişiliği derslere sokuyorsunuz.zorla cebre andımızı okutuyorsunuz.bırakın peşimizi zorlamayın bizi bizler neye inanaçaksak inanlalım.herkesin dini kendine.sizin dediğiniz gibi ama neden kemalizmi 6 yaşından ölünceye kadar dayatıyorsunuz..yüzyıldır dayattığınız yaşam inanç ve düşünce tarzlarımızı tanzim ettiniz.özgürlük sizin için mi sadece en kadrolarda en yüksek mertebelerde olamak mı.buna sömürü denir gasp denir.zaten öyle
Yanıtla (0) (0)